Sokak yine sessizliğe gömülmüştü, solgun mehtabın puslu ışığında birkaç pencere belli belirsiz ışıldıyordu. Durdum ve bu sessizliği soluğumla içime çektim, tuhaf gelmişti bana, çünkü ardında sır, şehvet ve tehlikenin uğultusu vardı. Bu sessizliğin sahte olduğunu ve bu sokağın kasvet dolu pususunun ardında dünyanın kokuşmuşluğuna dair bir şeyin yanıp söndüğünü açıkça duyumsuyordum.
BİZİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYENLER yanlış hazlara sahip olduğumuza, tadını çıkardığımız şeylerin ve bunları yapma yöntemimizin bir biçimde kendimize ve başkalarına zarar verdiğine bizi ikna etmeye çalışanlardır.
Yasak olanın despotluğu bir şeyleri yasaklamasından değil, bize ne yapmak istediğimizi söylemesinden gelir - yasak olanı yapmak isteriz. Oysa yasak olmayan hiç emir vermez.
Nerede bir adanmışlık varsa orada daima itiraz da vardır, nerede güven varsa kuşku da vardır ve nerede kendinden nefret (suçluluk) varsa orada kendini sevme de vardır. Epey büyük bir kısmı özeleştiriyle ve başkalarını eleştirerek geçmemiş bir hayatı tasavvur edilemez buluruz belki; ama şunu unutmamalıyız ki oyunda daima kendini sevmenin de rolü vardır.