Şimdiye kadar duymadığım, öyle bir sakinlik, öyle bir memnuniyet duydum ki. Hayalet kaybolmuş, şeytanın sesi susmuştu. Kötü yıldızımın benden ne istediğini biliyordum artık, ya ona boyun eğecektim ya da yok olacaktım!
Öyle ya, kim dönüp kendi gölgesine bakardı ki? Gölgesinin sadakatle sürünerek ve sessizce adımlarının arkasından geldiğini hissederdi insan, bazen bilincine varmadığı bir dilek gibi önünden acele ettiğini de bilirdi, ama gölgenin parodi yaparcasına aldığı biçimleri gözlemlemeye ve bu çarpıtılmış şekillerin içinden kendi varlığını seçmeye çalışması çok nadirdi.