Puan vermedi·103 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:52
Kitap Dilber adında güzeller güzeli Kafkasyalı bir kızın 9 yaşında esir edilmesini ve insan satıcılığının yıkıcılığını derinden ve güzel bir dil ile anlatıyor. Aynı zamanda aşkı okuyucuya hissettirir biçimde çok güzel betimlemiş. Okunması gereken kitaplar arasında, keyifli okumalar. "Kırılmış bir gönül, satılmış bir aşk, mazi olmuş bir istikbal, hep orada, arkasında duruyordu."
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tümce Yayınları · 200856,5bin okunma
10/10
·149 syf.··
Beğendi
·
2026 238. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:35
Kilidi kırılmış kapılardan ve tuz buz olmuş camlardan ıssız sandığım yıkık binalara, kurtlar kaynıyor etlerin üzerinde kıvıl kıvıl, terkedilmiş örümcek ağları karışmış biribirine: Dayanılmaz kokular ve dayanılmaz korkular içinde biribirine geçiyor insanlar. Yüzler yarayla kaplı, omuzlar, baldırlar, ayaklar cılk, sayısız siyah böceğin ve cardonun ortasında inliyor herkes bir ağızdan ve uluyor biri bastırarak bir an öteki sesleri. Merdivenler çöktü çökecek, putreller erimiş, büyük komünikasyon kablolarını kemiriyor çocuklar dişleri kan içinde, tip, kristal avizeler sinsi birer tehdit gibi salınıyor
Hayata Dair
OperaEnis Batur · Altıkırkbeş Yayın · 199942 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:06
𝐊ü𝐥𝐥𝐞𝐫𝐢𝐦𝐝𝐞𝐧 𝐃𝐨ğ𝐚𝐫𝐤𝐞𝐧 | Funda Uçuk Er Bazı kitaplar biter ama etkisi uzun süre sizinle kalır. Küllerimden Doğarken, son sayfasını kapattığımda içimde tam da böyle bir iz bıraktı. Melal, Sadberk ve Asuman… Her biri geçmişlerinden taşıdıkları yüklerle yaşamaya çalışan, kırılmış ama tamamen vazgeçmemiş karakterler. Hayat onları kimi zaman aynı yolda buluştururken kimi zaman farklı yönlere savuruyor. Yaşadıkları olaylar, aldıkları kararlar ve yüzleştikleri gerçekler yalnızca hikâyeyi değil, karakterlerin ruhlarını da şekillendiriyor. Roman boyunca sevginin iyileştirici gücünü, geçmişin insanın peşini bırakmayan gölgelerini ve yeniden başlayabilmenin ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini okuyoruz. Karakterlerin yaşadığı değişim öyle doğal ilerliyor ki bir noktadan sonra onları okuduğunuzu değil, yanlarında yürüdüğünüzü hissediyorsunuz. Bu hikâye bana, bazen en büyük savaşın başkalarıyla değil, insanın kendi içinde verdiği savaş olduğunu hatırlattı. Ve bazen yeniden doğmak; her şey yoluna girdiğinde değil, her şey dağıldığında başlıyor. Kimi insanlar yaralarını saklar, kimi insanlar yaralarıyla yaşamayı öğrenir. Ama en güçlüleri, yaralarından yeniden bir hayat kurabilenlerdir. “Küllerinden doğmak” belki de insanın kendine yeniden inanmayı öğrenmesidir.
Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202626 okunma
10/10
·63 syf.··
Beğendi
·
2026 235. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:37
MUHTEŞEM AYIPLAR Göğsümün yelkenini şişirecek bir rüzgâr Yüzüme çarpılacak bir kapı bulmalıyım Dışlanmak nasıl bir şey, öğrenmek için Ruh halini metale yenik düşen ahşabın Katliamdan kıl payı kurtulan günün sonunda Hissemden çoğunu almak muhteşem ayıplardan Öpen dudaklar ahşap, okşanan metal ise Sevişmeyi ayıp saymak mümkündür kaptan Tekne şizofren öyle mi, kayalara yöneliyor İlk celsede beraat ettiriliyor deniz Soru metal, yanıt ahşap, asılan bir sokağa Cadde adım verecek kadar İncelikliyiz İstiridye konusunda usta olsam ne çıkar İnci bulamadıktan, inci bulamadıktan... Zıtların birliği çok can yakıcı tanrım! Gövdem metal, ruhum ise ahşaptan Ağaç ile dâr sözcüğü yer değişmiş, aldanma Sallanan bedenlere bakınca göreceksin Yoruldum, uykum geldi,sözlerim kapanıyor Terzi ahşap, kumaş metal, kırılmış bir iğneyim Tanrım! Bu orantısızlık beni çok korkutuyor Şehrin elleri ne büyük, ne kadar küçük başı Kanın sızdığım gördüm bir çivinin sesinden Karıştırmak zorundayım metal ile ahşabı
Şiir
Ahşap AnahtarAbdülkadir Budak · Yazılı Kağıt Yayınları · 201631 okunma
Hayat İmkânsız Değil; İnsan İçindeki Mucizeye Geç Kalabiliyormuş!
8/10
·368 syf.··
2026 132. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:11
Hayat İmkânsız Değil; Bazen Sadece Biz Çok Yorulmuş Oluyoruz I—BAŞLANGIÇ: Matt Haig’in Hayat İmkânsız adlı eserini bitirdiğimde kitabı kapatmadım aslında; sadece sayfaları kapattım. Çünkü bazı kitaplar bitince susmaz. İçinizde konuşmaya devam eder. Bu kitap da tam olarak onlardan biri oldu benim için. Matt Haig, yine bildiğimiz yerden yakalıyor insanı: kayıptan, pişmanlıktan, yalnızlıktan, geçmişin insanın içinde bıraktığı o görünmez tortudan… Ama bunu yaparken okuru karanlığın içine bırakıp gitmiyor. Aksine, karanlığın içinde küçük küçük ışıklar yakıyor. Hani bazen hayatın bize karşı çok sert, çok yorucu, hatta biraz da “fazla mesai yapan bir kader memuru” gibi davrandığını düşünürüz ya; Haig tam o noktada çıkıp şunu fısıldıyor: “Belki de mesele hayatın imkânsız olması değil, bizim yeniden başlamaktan korkmamızdır.” II—İNCELEME: Romanın merkezinde Grace Winters var. Emekli, yalnız, geçmişin ağır yüklerini omuzlarında taşıyan, hayatla arasına mesafe koymuş bir kadın. Onun Ibiza’ya uzanan hikâyesi ilk bakışta gizemli, hatta yer yer fantastik bir yolculuk gibi görünse de bana göre kitabın asıl yolculuğu dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Grace’in gittiği ada kadar, kendi içine yaptığı yolculuk da romanın kalbini oluşturuyor. Kitapta en çok sevdiğim taraflardan biri, Matt Haig’in “iyileşme” meselesini kolaycı bir iyimserlikle anlatmamasıydı. Bu romanda acılar bir anda geçmiyor, kayıplar sihirli bir cümleyle kapanmıyor, geçmiş yok olmuyor. Zaten hayat da böyle değil mi? Bazı boşluklar kapanmaz; sadece insan o boşlukla yaşamayı öğrenir. Bazı özürler geçmişi değiştirmez; ama insanın içindeki düğümü biraz gevşetir. Bazı başlangıçlar da cesaretten önce korkuyla gelir. Grace’in hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan bazen yaşlanınca değil, ummaktan vazgeçince yaşlanıyor. Ve
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 167. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:10
"AKIL HASTALIĞININ PSİKOGENEZİ" "Anlamanın önündeki ilk büyük engel tipler arasındaki farklılıktır. İkinci engelse yapılandırıcı yöntemin, doğası gereği kuruntu sisteminin ortaya koyduğu ipuçlarını takip etmesi gerekliliğidir. Hastanın düşünceleri ciddiye alınmalı ve sonuçlarına göre hareket edilmelidir. Araştırmacı ancak bu şekilde psikozun bakış açısını kavrayabilir. Bu durumda kendisinin de psikoza girdiği veya en azından kendi Weltanschauung'unu yarattığı kuşkusu oluşabilir. Böyle bir olasılık kötü olduğu kadar da bilim dışıdır. Herkes farkında olmasa da herkesin bir dünya görüşü vardır. Bunun farkında olmayanlar bilinçdışı ve dolayısıyla yetersiz ve arkaik bir bakış açısına sahiptir, çünkü psişede geliştirilmeden, uykuda bırakılan her şey ilkel durumda kalır." Collected Works serisinin üçüncü cildi olarak yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyan bir derlemelerden oluşan bu eser, Jung’un klinik dehasını sergilemesinin yanısıra onun Freud’dan ayrılışının tohumlarını ve analitik psikolojisinin temel kavramlarının (arketip, kolektif bilinçdışı) gelişimini anlamak için de vazgeçilmez bir kaynaktır. Jung, kitabında cesur bir iddia ortaya atar: Şizofreni hastalarının sanrı ve halüsinasyonları anlamsız rastlantılar değildir. Tam aksine, bu semptomlar derin bir psikolojik anlam taşır ve çözümlenmeyi bekleyen birer semboldür. Dönemin hâkim görüşü olan “hastalık tamamen beyin lezyonlarından kaynaklanır” tezine meydan okuyarak hastaların iç dünyasına kulak vermenin önemini vurgular. Ona göre psikoz, bastırılmış duygusal çatışmaların yani “komplekslerin" bilinçdışından fışkırmasıdır. Ve der ki, ruh hastalarının insani sırlarına elimizi uzattığımızda, deliliğin kaynağındaki sistem de kendini gösterir. Ve görürüz ki, delilik aslında bize hiç de
Psikoloji
Akıl Hastalığının PsikogeneziCarl Gustav Jung · Pinhan · 202222 okunma