Şizoid Kişilik Bozukluğu: İnsan ilişkilerine ilgi eksikliği, yalıtılmış bir yaşam tarzı, yalnız yapılan eylem ve etkinlikleri tercih, içe dönüklük, duygusal soğukluk, davranış ve ilişkilerin mekanik ve tekdüze olması ile karakterize kişilik bozukluğudur. İnsanlarla yakın duygusal bağlar kurmadıkları gibi bilinç düzeyinde böyle bir bağ kurma ihtiyacı da hissetmezler.
Koleksiyoncu kitap incelememe teknik bir bilgi ile başlamak istedim. Zira bu bilgiye sahip bir şekilde bu kitabı okumanın daha faydalı olacağına inanıyorum.
Koleksiyoncu küçük yaşlarda ailesini kaybetmiş, akrabaları tarafından büyütülmüş, sosyal ilişkilerinde oldukça zayıf, yalnızlığı tercih eden, içine kapanık, toplumsal konulara karşı ilgisiz, bir devlet dairesinde memur olarak çalışan, hobi olarak kelebek koleksiyonu ile ilgilenen, bana göre şizoid kişilik bozukluğuna sahip(kitapta böyle bir tanımlama geçmiyor, ben koydum teşhisi:) ) bir insandır.
Koleksiyoncumuz kendinden daha bilgili ve kültürlü, sanat öğrencisi olan bir kadına saplantılı bir şekilde ilgi duymaya başlar. Sürekli onu izler ve takip eder. Günün birinde beklenmedik bir şekilde aşırı derecede zengin olan koleksiyoncumuz, ıssız bir bölgede mahzenleri olan bir ev satın alır ve anormal derecede ilgi duyduğu kadını kaçırarak bu evde rehin alır. Bir bakıma koleksiyonunun son parçası bu kadındır. Spoiler vermemek için konuya daha fazla girmiyorum.
Dört bölümden oluşan kitabın birinci bölümü koleksiyoncunun ağzından anlatılmaktadır. İkinci bölüm ise rehin alınan kadının günlüklerinden oluşmaktadır. Üçüncü ve dördündü bölümde bu hikayenin nasıl sonuçlandığı anlatılmaktadır ve son 20 sayfayı oluşturmaktadır. Koleksiyoncunun anlatımı ile birlikte ben kitabın Stockholm Sendromu üzerine kurulu olduğunu düşünmüştüm ki ikinci bölüme geçip kadının