“Kasabada dev incinin öyküsünü anlatıp dururlar; ilk nasıl bulunduğunu, sonra nasıl yeniden kaybedildiğini. Balıkçı Kino’yu, karısı Juana’yı, bebekleri Coyotito’yu anlatırlar. Öykü o kadar çok yinelenmiştir ki, artık herkesin kafasında iyice yer etmiştir. Ve insanların yüreklerinde yer tutup tekrarlanagelen öyküler gibi bunda da yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur. Bu öykü bir kıssaysa, belki de herkes ondan kendine göre bir anlam çıkarıyordur, kendi yaşamını onda yorumluyordur. Her neyse, kasabada derler ki...”
Kahramanlar konuşulur...
Başarılılar, güzeller, yakışıklılar, göz önündekiler, hızlı ve dikkat çekici olanlar konuşulur. Oysa her hikâyede birileri daha vardır. Görmediğimiz, bilmediğimiz, konuşulmayan, anlatılmayan ama en az anlatılanlar kadar değerli olan birileri...