Bu tarz kitapları sevemediğimi bir kez daha kanıtlamış oldum.Kitap romantik ve tarihi bir kurgu gibi duruyor ama bir bütünlük içinde hissettirmiyor.Bir bakmışsın sayfalar dolusu aşk sözleri sonra da sayfalar dolusu enver paşa anlatılıyor.Bu bir kopukluktu benim için.Kahraman Tazeoğlu havasını da sezdim biraz.Aşk hakkında büyük büyük genellemeler,kelime oyunu içinde kelime oyunları,birbiri içinde kaybolan anlamlar okumayı zorlaştırmış.Bir de kadınların böyle yansıtılmasından hoşlanmıyorum hiç.Hem çok yüce,ulaşılmaz,eşsiz tanıtılıyorlar hem de bu yücelik onlara şehvet,şeytanlık katıyor.Erkeğini elinde tutabilen kadın tamlamaları iğrenç.Zeki,uyanık,sivri,erkekleri parmağında oynatan,ama çok güzel,kendini ağırdan satan,ulaşılmaz,zor kadınlar hayran olunacaklar diye gösterilmiş kitapta.Kadınlara hep böyle ya saf,iyi olduğu için zavallı ve kandırılan,tuzağa düşen;ya da saf olmayacak kadar acı tecrübeler yaşamış,oyunbaz,tehlikeli ve fahişe gösteriyorsunuz.Kitapta tam olarak bu bahsettiğim iki tipten de kadın vardı ve ikisi de beni korkunç derece rahatsız etti.Sonra Agafya’nın Anton’u sevememesinin altında saçma sebepler.Ben yaralıyım,yıkım isterim,sen naziksin iyisin bana katlanamazsın tavırları.Adama iyi diye diye adam öldürttü kendi için ama hala sen bana zarar veremezsin ben vahşi,ilkel beni parçalayacak adam arıyorum arayışları.Ve kitabın sonunda senden başka kimsem kalmadı seçeneğim olmadığı için seni seçiyorum.Mutlu son mu oluyor bu şimdi? Ya da aşk bu mudur yani? Bana istediği her şeyi yapsın ben ondan vazgeçemem bu aşk mı? İnsanlar kendilerine aşık değil içindeki her türlü karanlığı caniliği çocukluğunun acılarını yansıtacağı bir köle arıyor anladığım kadarıyla.Bütün hayatı bir kişi üzerine kurduğunuzda o olmayınca dünyanızın başına yıkılmasına da