Asude

Asude
@kitabauygun
Vitasque in vulnere ponunt.
Puan vermedi·168 syf.·
2018 9. kitabı
Devletin düzeni sağlamak için ve vatandaşı yine vatandaştan korumak gibi asli görevlerini yerine getirmek için,yine kendi vatandaşlarını deney faresi gibi görmesinin ne kadar ironik olduğu anlatılıyor. Pavlov’un koşullanma tekniği canlıya doğasında olmayan bir şeyi öğretmeye odaklı.Alex de başlangıçta ilaçlarla tüm o görüntülerden ve filmlerden rahatsız oluyor,kendisini hasta hissediyor.Koşullanma yolu ile belli bir süre sonra ilaç almadan o tarz durumlara aynı tepkileri veriyor.Kötü olma ya da iyi olmayı seçme hakkı elinden alınıyor.Hükümetin amacı da bu sayede insanları zararsız hâle getirmek ve onları koyun gibi güderek yönlendirmek. Fakat insanın içindeki şiddet ortadan kaldırılamaz,sadece yön değiştirir. İyi olsun ya da kötü olsun,toplum insanı yönlendirir.İnsan yetişme döneminden itibaren iyiyi ve kötüyü algılama yetisine sahip değildir.Çevresindekileri taklit eder ve onları kendine rol model alır.İyi ya da kötü olacağı özgürlük ilkesi gereğince bir seçimdir.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·68 syf.·
2018 78. kitabı
Hayattaki birçok şeyi bekleyerek -belki doğru zamanı,belki doğru insanı- her şeyi ne kadar da erteliyoruz öyle.Bu kitap uzun zamandır okumayı ertelediğim bir kitaptı.Üstelik böyle sakin,telaşsız,bir çırpıda,sürüncemesiz okuyacağımı da bildiğim halde.Doğru zaman denilen şey koca bir yalandan ibaret.Doğru zaman beklenmez,yaratılır. Stefan Zweıg nasıl böyle şiirsel bir kaleme sahip olur anlam veremiyorum.Her yazılan cümle ondan önce gelen cümleyi anlam ve şekil bakımından öyle tamamlıyor ki sanki alt alta yazılan dizeler yan yana yazılmış ve roman haline getirilmiş. Ben kitapta yalnızca tek bir kişiyi okudum,tek bir kişiyi tanıdım,o da hanımefendiydi.Bay R.’nin cevabını umursamadım,hislerini önemsemedim.Hanımefendi hep Bay R. için bir hiç olduğundan bahsediyor.Bay R.’nin hikayesinin ana karakteri hatta yan karakteri bile olamadığından.Ama unuttunuz mu hanımefendi? Bay R. zaten bir roman yazarı,bildiği en iyi şey karakterleri değiştirerek sürekli yeni oyunlar yaratmak kendine.Onun hayatının başrolü sadece kendisi.O gerçek bir aşkı da hayatı da sadece sayfalarda harcayabilir.Kadınlar bu kitaplarla bay R.’ye aşık olur ve bay R. Kadınları da sayfaları gibi harcar. Ama ben eminim bu hikayede yüce ve kutsanmış olan sizsiniz hanımefendi.Bay R.’yi bir hikaye yapan da sizsiniz.Size gerçekten hayran oldum.Fakat bu genelin gördüğü saplantılı ve platonik aşka değil.Aşk her hikayeden rol çalmayı iyi bilir,her türlü çılgınlığa kendisinin sebep olduğunu zanneder. Ben sizin yaşama olan tutkunuza hayran oldum.Kendi bahsettiğiniz gibi küçük bir hayata sahiptiniz.Oturduğunuz oturma odasındaki en ufak hava değişimini bile fark edebilirdiniz.Hayatınız renksizdi.Fakat hiç bilmediğiniz dünyadan gelen bir adam bir anda hayatınızı değiştirdi.Zengindi,uşağı vardı,kitap okuyordu,her halükarda
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
4/10
·464 syf.·
2018 77. kitabı
Bu tarz kitapları sevemediğimi bir kez daha kanıtlamış oldum.Kitap romantik ve tarihi bir kurgu gibi duruyor ama bir bütünlük içinde hissettirmiyor.Bir bakmışsın sayfalar dolusu aşk sözleri sonra da sayfalar dolusu enver paşa anlatılıyor.Bu bir kopukluktu benim için.Kahraman Tazeoğlu havasını da sezdim biraz.Aşk hakkında büyük büyük genellemeler,kelime oyunu içinde kelime oyunları,birbiri içinde kaybolan anlamlar okumayı zorlaştırmış.Bir de kadınların böyle yansıtılmasından hoşlanmıyorum hiç.Hem çok yüce,ulaşılmaz,eşsiz tanıtılıyorlar hem de bu yücelik onlara şehvet,şeytanlık katıyor.Erkeğini elinde tutabilen kadın tamlamaları iğrenç.Zeki,uyanık,sivri,erkekleri parmağında oynatan,ama çok güzel,kendini ağırdan satan,ulaşılmaz,zor kadınlar hayran olunacaklar diye gösterilmiş kitapta.Kadınlara hep böyle ya saf,iyi olduğu için zavallı ve kandırılan,tuzağa düşen;ya da saf olmayacak kadar acı tecrübeler yaşamış,oyunbaz,tehlikeli ve fahişe gösteriyorsunuz.Kitapta tam olarak bu bahsettiğim iki tipten de kadın vardı ve ikisi de beni korkunç derece rahatsız etti.Sonra Agafya’nın Anton’u sevememesinin altında saçma sebepler.Ben yaralıyım,yıkım isterim,sen naziksin iyisin bana katlanamazsın tavırları.Adama iyi diye diye adam öldürttü kendi için ama hala sen bana zarar veremezsin ben vahşi,ilkel beni parçalayacak adam arıyorum arayışları.Ve kitabın sonunda senden başka kimsem kalmadı seçeneğim olmadığı için seni seçiyorum.Mutlu son mu oluyor bu şimdi? Ya da aşk bu mudur yani? Bana istediği her şeyi yapsın ben ondan vazgeçemem bu aşk mı? İnsanlar kendilerine aşık değil içindeki her türlü karanlığı caniliği çocukluğunun acılarını yansıtacağı bir köle arıyor anladığım kadarıyla.Bütün hayatı bir kişi üzerine kurduğunuzda o olmayınca dünyanızın başına yıkılmasına da
AgafyaErtürk Akşun · Destek Yayınları · 2014889 okunma
9/10
·160 syf.·
2018 75. kitabı
Bay C. ile aramızda uçurumlar yok,hepimiz onu içimizde taşıyoruz aslında,biz sadece hayatın bu akışına,sıradanlığına,alışkanlığına,tekdüzeliğine tahammül ediyoruz. Herkes aynı amaçlarla aynı hayatı yaşıyor diye biz de bu tiyatro oyununu sergiliyoruz. İnsanların sahip olmak istediği hedeflerin gülünçlüğüne değiniyor bay C. Onun canı sıkılıyor,sürekli bir arayışta olduğu doğru.Fakat bizim canımız sıkılmasın diye yaptıklarımız ona daha can sıkıcı geliyor.Bu hayatın paketi onun ilgisini çekmiyo.Pakette bize sunulanlar bir görev gibi istediklerimiz ve yaptıklarımız onun için sadece budalaca zaferlerden ibaret. Evet,farkındalık büyük hastalık. Bunları yazdıktan sonra bütün bütün o tiksindiğim bay c nin tiksindiği eleştirdiği nefret ettiği insan olacağım/olacağız. Kadehimi kendinden nefret edenlere kaldırıyorum o halde!
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
6/10
·189 syf.·
2018 72. kitabı
Ölü çocukların içini doldurduğu distopyanın seçilmiş ama seçememiş kahramanı.Peter pan’ın elinden tutup cennete götürdüğü bir melek.Henüz ruhunun gölgesi yeryüzüne düşmüşken kaderin ipi boynuna dolanmış bir bedbaht. Herkesin hikayesinin bir kırılma noktası vardır.Gemi tüm emniyetiyle limana yanaşırken çıkan bir fırtınayla alabora olabilir insan.Ya da karanlığın en yoğun olduğu anda güneş saklandığı tepelerden kendini bir anda gösterir.Yani iyi ve kötü hep bir noktada birbirine evrilir. Biz de iyi gidişatın ve kötü gidişatın dengesini bulmaya çalışırken bocalayan mahluğa insan deriz.Nemide’nin hikayesi bunun aksine durağandır oysa. Bir kere kendisinin doğumuyla annesinin ölüm tarihi aynıdır.Muhabbetini en çok gösterecek insandan mahrum kaldığı gibi,onun zayıf yönlerini de alarak bu hayata atılmıştır. Biz kitap boyunca Nemide’nin hastalığıyla savaştığı için mi hayatının kötü seyrettiğini,yoksa hayatla kavgalı olmasının sonucu olarak mı hastalığının nüksettiğini bilemeyiz.Bildiğimiz tek şey şudur ki;doğarken bu hastalığın tohumunu alan Nemide,on yedi yıllık yaşamında olgunlaştırdığı ağacın sarmaşıklarıyla kendini zehirleyecektir. Küçüklüğünden beri babası tarafından hep büyük bir ilgi görür Nemide.Hastalığı gerekçesiyle hep anlayışla karşılanır.Hata yapacak kadar cesur fakat hatasının bedelini ödeyemeyecek kadar fütursuzdur. Mahzun,hüzünlü,melankolik olan,acının ne olduğunu bilen bir kız,olgun olmalıdır. Acı insanı olgunlaştırmalıdır. Fakat Nemide kararsız,asabi,taşkınlıkları olan bir çocuktur.Babasının Nemide’ye olan sevgisinden görüldüğü üzere;bu sevgi korkunç bir silaha dönüşmüştür. Babasının gerek maddi durumunun iyi olması gerekse kendisini kızına adamasıyla Nemide’ye istediği her şeyi vermiştir.Ne var ki Nemide hep daha fazlasını istemektedir ve sahip olduğu her
NemideHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 20051,043 okunma