KAFİRLERİ DOST EDİNMEYİ YASAKLAYAN HADİSLER
“Yalnızlık, kötü arkadaştan daha hayırlıdır.” (Hâkim, III, 343) 🌷 İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın. (Buhârî, Büyû 38; Zebâih 31; Müslim, Birr 146, (2628)) 🌷 “Allah’ın dostları ancak muttakilerdir.” (Enfal 34. Ayet) nazil olunca, Resûlullah (sav): “Benim dostlarım ancak muttakilerdir.” (Hâkim, Müsterdek, II, 328) buyurarak, işin esâsının iman ve takva olduğunu belirtir. 🌷 Ben müşrikler arasında yaşayan her Müslümandan uzağım. Müminlerin müşriklere yakın yerlerde oturmamaları gerekir. / Kaderi inkâr edenlere yakınlık duyup bir arada oturmayın ve onlarla kader hakkında tartışmayın! 🌷 Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin. / Müminden başkasıyla arkadaşlık etme. Yemeğini de takva sahibi (müminlerden) başkası yemesin. (Tirmizi, kitabus Seyr, 42; Ebu Davud, Cihad, 105; Nesai, Kasame, 27 / Ebû Davûd, 4720 / Ebu Davud, Edeb, 19, Tirmizi, Zühd, 45 / Tirmizi, Zühd, 56; Ebu Davud, Edeb, 16; Ahmed b. Hanbel, III, 38)
Alıntı
Hadis
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ، لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ، أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ. Müslim, Kitâbü’s-Salât, no: 486 Ebû Dâvûd, no: 879 Nesâî, Tatbîku Kıyâmü’l-Leyl Allah’ım! Gazabından rızana sığınırım, Cezandan affına ve esenliğine sığınırım,. Senden yine Sana sığınırım. Seni gereği gibi övemem; Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Abdullah b. Utbe b. Mes'ud (radıyAllahu anh)'den şöyle rivayet edilmiştir: Ömer (radıyAllahu anh)'den işittim. O şöyle diyordu: İnsanlar Rasulullah (s.a.s) zamanında vahiy ile gizli hallerinden de sorumlu tutulurlardı. Rasulullah'ın vefatı ile vahiy kesilmiştir.Bugün sizi gördüğümüz amellerinizden dolayı sorumlu tutarız. Bu yüzden kim bize hayır ve adalet gösterirse onu emin sayar ve güvenilir kabul ederiz. Onların gizli hallerini araştırmak bize düşmez. Gizli hallerinin hesabını da Allah görür. Bize zahiren fena hal gösterenlerden de emin olamayız. Niyetinin iyi olduğunu söylese bile ona inanmayız. (İbn Hacer,Sahihi Buhari Şerhi,Fethu'l Bâri,Kitabuş Şehâdât,Bâbuş-şühedâil Udûl,no:2498 ; Sahih-i Buhârî,Kitabuş-Şehadat,no:2460,Beyhakî,Es-Sünenül Kübrâ,Kitabun Nafakât,no:15494)
KÂFİRİ SEVMEYİ VE DOST EDİNMEYİ YASAKLAYAN AYETLER
(Nüzul Sebebi ve Sırasına Göre) 1. Kâfiri Sevmeyi Yasaklayan Ayetler “Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281) Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu: ✔ Ey (Hatıb) İman edenler! Benim de (dinde) düşmanım, sizin de (savaşta) düşmanınız olan (müşrikleri, yardım ve nusret ile) kendilerine sevgi göstererek dost edinmeyin. Siz sevgi sebebiyle onlara sır veriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda savaşmak için çıktıysanız böyle yapmayın. Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin (mektup ve tastikinizle) gizlediğinizi de, (özür ve tevhidinizle) açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan (hidayetten) sapmıştır. Sebeb-i Nüzul: Ayetler, Hâtıb İbni Ebi Beltea hakkında nazil oldu. Hâtıb, Hz. Peygamber (sav)'in Mekkeye savaşa çıkacağını öğrenince onlara “Hz Peygamber size geliyor, tedbirinizi alın” diye mektup yazdı. Mektubu Muttalib oğullarının kölesi Sare ile gönderdi. Bunun üzerine Hz. Cebrail inip durumu Hz. Peygambere bildirdi. Hz. Peygamber; Ali, Ammar, Talha, Zübeyir ve Ebu Mirsedi (ra) mektubu almak üzere görevlendirdi ve şöyle dedi: “Yola çıkın, Hâh ravzasına varınca orada bir kadın bulacaksınız. Onda, Hâtıbın Mekkelilere yazdığı bir mektup var. Mektubu kadından alın, kendisini ise yoluna bırakın. Şayet direnirse boynunu vurun!” Kafile yola çıktı. Belirtilen yerde kadını buldular. Ama kadın mektubu inkâr etti, bunun üzerine dönmeye niyetlendiler. Hz. Ali kılıcı gösterince, saçlarının arasından mektubu çıkardı. Daha sonra Hz. Peygamber Hâtıbı huzuruna çağırdı, niye böyle yaptığını sordu. Hâtıb dedi: “Ya Rasûlullah, İslâma girdikten sonra küfre dönmüş değilim, Sana
Edebiyat
İbni Sina'ya göre gıybet ve dedikoduyu bırakmanın ip uçları
İbn-i Sina, gıybet ve dedikoduyu sadece ahlaki bir kusur olarak değil, "nefsin bir hastalığı" ve zihinsel enerjinin boşa harcanması olarak görür. Onun felsefesinde bu tür davranışlar, insanın hayvani nefsinin (nefs-i hayvani), akli nefsini (nefs-i natıka) esir almasıyla ortaya çıkar. İbn-i Sina’nın eserlerinden (özellikle Kitabu’ş-Şifa ve Ahlak Risalesi) yola çıkarak, bu alışkanlığı bırakmak için önerdiği yöntemleri şöyle özetlenebilir; İllet-Gaye Analizi (Neden Yapıyorum?) İbn-i Sina’ya göre her eylemin bir sebebi vardır. Dedikodu yapan kişi önce şu üç nedenden hangisine sahip olduğunu tespit etmelidir: Öfke ve İntikam: Birinden nefret ettiği için onun itibarını sarsmak. Kendi Eksikliğini Gizleme: Başkasını küçülterek kendini üstün hissetme çabası. Yaranma ve Sohbet Aracı: Arkadaş ortamında dikkat çekmek için başkalarının sırlarını kullanmak. Yöntem: Kişi, gıybet etme isteği geldiğinde durup kendine "Şu an hangi eksikliğimi başkasını yererek kapatmaya çalışıyorum?" diye sormalıdır. "Tersine Hayal" (Tahayyül-i Zıdd) İbn-i Sina, nefsi ikna etmek için hayal gücünün kullanılmasını önerir. Yöntem: Gıybetini yaptığınız kişinin, sizin hakkınızda aynı şeyleri söylediğini ve bunun toplumda duyulduğunu hayal edin. Bu hayalin yarattığı utanç ve öfke duygusu, nefsin bu eylemden "iğrenmesini" sağlar. İbn-i Sina, nefsin ancak kötü bir şeyi "çirkin" olarak algıladığında ondan vazgeçeceğini savunur. Zihinsel Meşguliyetin Yönünü Değiştirmek Ona göre insan zihni boş kalmaya tahammül edemez; ya iyiyle ya da kötüyle uğraşır. Yöntem: Dedikoduya yatkın olan birey, zihnini derin ilmi meseleler, evrenin işleyişi veya kişisel gelişimle (hikmet) meşgul etmelidir. Zihin "yüksek" meselelerle dolduğunda, başkalarının kusurları gibi "alçak" meseleler ona sıkıcı ve değersiz gelmeye
KANDİL GECELERİ BİDAT MI?
(Müslümanlarca Kutsal Sayılan Geceler) Bugün (hac günü) sizin için dininizi (helal ve haramları açıklayarak) kemale erdirdim. Size nimetimi (Bugünden sonra müşriklerin Arafat'ta, Mina'da, tavaf ve safa ile Merve arasında say ibadetini yapmada sizinle birlikte bulunmamalarını emrederek lütfumu) tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. (İbn Abbas - Maide 3. Ayet) İçinizde benden sonra yaşayanlar birçok ayrılıklara şahit olacaktır. Size sünnetimi, hidayete erdirilmiş, doğru yolu bulmuş halifelerimin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın, âdeta dişlerinizle tutunun, sonradan çıkacak şeylerden sakının. Çünkü her uydurma bidat, her bidat dalalettir, sapıklıktır. (Ebu Davud, Sünne, 5) Efendimiz (sav)’in: 🌷 Regaip (Rahme Düştüğü) Gecesi (Recebin ilk cuma gecesi - İbadet yok) 🌷 Miraç (Göğe Yükseldiği) Gecesi (Recebin 27. Gecesi - Namaz) 🌷 Berat Gecesi (Şaban’ın 15. Gecesi - Dua İstiğfar) 🌷 Kadir (Kuranın indiği) Gecesi (Ramazan’ın 27. Gecesi - İbadet ve Zikir) 🌷 Mevlit (Doğum) Gecesi (Rebiyülevvel 12. Gecesi - Oruç) Hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Fatımiler döneminde Mevlit; 400 yıl sonra da Kudüs'te Miraç, Regaip ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti. Osmanlılar döneminde, II. Selim (1566-1574) zamanından başlayarak minarelerde kandiller yakılarak duyurulduğu ve kutlandığı için Kandil olarak anılmaya başlayan gecelere Kandil-i Şerif de denir. Ayrıca her gece, Leyle-i Kadir, leyle-i Miraç gibi terkiplerle de anılır. Yaygın bir gelenek durumuna geldikten sonra da kandiller hakkındaki tartışmalar sürmüş, bilginlerin bir bölümü şiddetle karşı çıkarken bir kısmı da kutlamaların bidat