Bazı kitaplar vardır;inceliği ile göz korkutmaz ama bıraktığı hissin derinliği sayfalarca süren romanlara taş çıkartır.Yazarın bu zarif eseri tam olarak öyleydi benim için. Elime almamla, o son sayfayı çevirmem bir oldu. Yanımdaki bir fincan kahvenin ya da bitki çayının sıcaklığı eşliğinde, adeta tek bir solukta akıp gitti zaman.
Hikaye, Paris’in loş ve kalabalık bir sokağında, hayatın erken yaşta yükünü omuzlamış küçük bir çocuk olan Momo ile mahallenin Arap bakkalı Mösyö İbrahim’in yollarının kesişmesini anlatıyor. Ama bu sadece iki farklı insanın karşılaşması değil; yalnızlığın, bilgeliğin, dostluğun ve önyargısız sevginin hikayesi. Çok samimi idi. Mösyö İbrahim... Sokağın köşesinde, dükkanında sessizce oturan ama dünyaya ve insana dair her şeyi o dingin bakışlarında taşıyan o muazzam karakter. Momo’ya sadece hayatta kalmayı değil; gülümsemeyi, affetmeyi, paranın satın alamayacağı o gerçek zenginliği öğretirken aslında okuyucuya da çok nazik bir ayna tutuyor. Kuran’ın çiçekleri arasından süzülüp gelen o bilgece felsefe, hiçbir dogmaya takılmadan, sadece "insan" olmanın ve sevmenin dilini konuşuyor.
“Gülümsemek mutluluk getirir Momo, mutlu olduğun için gülümsemezsin."
Kitap bittiğinde, içimde hem buruk bir hüzün hem de çok eski ve güvenli bir dosta sarılmışım gibi bir huzur kaldı. Bazen uzatmadan kısa ve öz kitaplar vardır bende yerleri her daim ayrıdır. Hayatın koşturmacası ve gürültüsü arasında, insanlığa dair umudunuzu tazelemek, ruhunuza sakin bir mola verdirmek isterseniz bu kitaba mutlaka bir şans verin. Bir oturuşta bitecek ama kalbinizdeki yankısı çok uzun süre devam edecek. Keyifli okumalar dilerim.