Kitap Yüklü Eşekler
Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. 62-Cuma Suresi 5
Sayfa 363 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Sanane milletin namazından, orucundan? Sen mi dünyayı kurtaracan?
Kuran, mezarlıklarda okunan, evin duvarında asılı olup rehber edinilmeyen, sözde saygı gösterilen fakat mezhep kitaplarının açıklamasıyla ancak anlaşılabilecek bir kitap gibi algılanmaktadır.
Sayfa 346 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Bakara suresi 104’te “Ey iman sahipleri raina (bizi çobanın sürüyü güttüğü gibi güt) demeyin.” denmektedir.
Sayfa 329 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Kur'an üfürük kitabı değildir!
Bizleri doğruya ulaştıran bir rehber (Huda) Yolumuzu aydınlatıcı bir ışık (Nur) Doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü (Furkan) İhtilaf içinde bocalayanlara bir delil (İlim) Tüm insanlık için bir mucize (Ayet) Kalplerinde manevi hastalık bulunanlara bir ilaç (Şifa) Sıkıntıdaki müminlere bir müjde (Büşra) Tüm insanlara bir öğüt ve hatırlatma (Zikr) Her şeyi detaylı olarak açıklayan bir yasa (Mufassal) Düşünenlere bir bilgelik kaynağı (Hikmet) Her şeyi açıklayan bir kitap (Tıbyan) Haklıyı belirleyen bir kanıt (Beyyine) Müminler için bir bağış (Rahmet) Geride kalmayıp ilerlemek isteyenler için bir uyarı (Zikra) Akleden müminler için apaçık bir kitap (Kitabul Mümin) Adalet arayan toplumlar için evrensel bir yasa (Hüküm) Peygamber’in risaletini devam ettiren ölümsüz bir elçi (Resul) Birbirine düşmüş insanları birleştirici bir ip (Hablullah) Müslümanlar için kıyamete dek yaşayan bir önder (İmam) Dirileri uyarsın diye gönderilen bir kitaptır. (Kuranun Mübin)
Sayfa 278 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Rasûlüllah’la İlgili Yazılı Eğitim - Okuma Yazma Konusu
Nebi (s.a.v.) bu toplum içinde okuma yazma bilmeyen bir bireydi. "Vefatına yakın, çok hafıf düzeyde yazabilecek kadar bir şeyler öğrendi mi?" sorusu ulema arasında tartışılmıştır. Hiç öğrenmedi, diyen ve bunu delillendiren kalabalık ulema grubuna rağmen, "Hayır, ölmeden kısa süre önce bunu öğrenmişti." diyen azınlık bir alim grubu da vardır. Bu tartışma, konumuzla fazla ilintili olmadığı için detaylandırmayacağız. Bizim için çıkış noktası önemlidir. Zira başlangıçta böyle bir öğretiyi ortaya koyacak birikime sahip olup olmadığını anlamaya çalışıyoruz. Ben, nübüvvetin başlangıcında okuma yazma bildiğini iddia eden birine hiç rastlamadım. Buna delil olacak bir tarihî veriye de henüz denk gelmedim. Ayrıca Kur'anda, Nebi (s.a.v.) hakkında defalarca "ümmi" kelimesi kullanılmıştır. "Ümmi Peygamber" şeklinde, "ümm" Arap dilinde, anne demektir. "Annesinden doğduğu gibi olan" manasıyla, eğitim almamış kişi anlamında kullanılır. Mesela Türkçede, "anadan üryan" tabirinde, anneye nispet edilerek çırılçıplak oluşu ifade etmesi de buna benzemektedir. Kişinin kıyafet yönünden annesinden doğduğu ilk hâli gibi olduğu ifade edilmiş olur. Ümmi kelimesinin Araplar arasında kullanımı hiç eğitim almamış ve annesinden doğduğu hâli ile olan kişi anlamındadır. Yani eğitim yönünden "annesinden doğduğu gibi, ilk hâliyle" anlamındadır. Ayrıca okuma yazma bilmeyen kimse için de kullanılır. Aslında bu kelime, onun okuma yazma bilmemesine delil olacağı gibi -daha önemlisi- bir eğitim almamış olacağına dair güçlü bir delil olur. Çünkü ümmi kelimesinin Arap dilindeki karşılığında "eğitim almamış kimse" ve hatta "dini kitap (Tevrat, Incil vb.) eğitimi almamış kimse" anlamındaki kullanımı çok belirgindir. Armstrong: "Bazı Batılı araştırmacılar, ümmi kelimesinin okuma yazması olmayan, anlamında
Sayfa 377 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
ne tatlısınız siz öyle
"Çünkü böylece büyüyünce bir müzik grubu kurabiliriz! Ben çalarım sen de şarkı söylersin!"
Sayfa 103 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam