Kaptan fantastik
En sevdiğim filmlerden birisi olan 'Kaptan Fantastiğin konusu artık alışageldiğimiz konulardan biri olan 'sistem' eleştirisidir. Ama farklı olduğu nokta kurulmak istenen düzenin de eksiklerine değinmesi. Bir düşünceye vs. karşıt yeni bir düşünce çıkınca yeni düşünceyi benimseyenler de körü körüne savunma eğiliminde oluyor ve bu döngü şeklinde ilerliyor. Filmin başında ana kahramanımız olan Bay Cash kendi düşüncesini bu şekilde benimsemişti. Doğrunun tek olmayacağını savunan birinin kendi fikrine bu denli bağlı olması zıtlık oluşturuyordu. Neyseki burda da devreye küçük, asi oğlu giriyor ve bence aydınlanma yaşamasında da oğlunun asi tavırları epey etkili oldu.-hatta tüm ailenin- En sonunda yaşanan talihsiz bir kazayla kendi yanlışlarını da fark etmesi 'körü körüne tek bir doğruya' bağlanmadan her doğruyu da sorgulamamız gerektiğine dair güzel bir mesajdı. Ama filmin en muazzam yanı çocuklarını tam da istediği gibi 'kendi kararlarını alıp boyun eğmeyen' bir yapıda yetiştirmeyi başardığını gördüğümüz andı. Çünkü o an Bay Cash'in de yeniden aydınlandığı noktaydı. Filmin sonunda mevcut düzen içinde kendileri gibi yaşamaya başladılar. Bu anı görünce çok sevdiğim bir şarkının sözleri yankılandı zihnimde: "Bana devrimin resmini yapabilir misin? Yeni bir düzen kurmadan ama kolayına kaçmadan işin." Yıkıp yeni bir şey inşaa etmek en kolayıdır önemli olan yıkmadan değişim için mücadele edebilmektir. Eğer sakin ama aynı zamanda da felsefi mesajlar içeren bi film istiyorsanız mutlaka izlemelisiniz. (Filmde en sevdiğim sahnelerden birisi: çocuklardan biri kitap okurken Bay Cash nasıl bulduğunu soruyor. Çocuk da ilginç cevabını veriyor. Bay Cash ilginç bir kelime değil deyince çocuk fikirlerini açıklıyor. 'Günlük hayatta güzel buldum, çok iyiymiş demeye ne çok alıştığımı fark ettim.
1000Kitap
Şans ve Dans nasıl okunabilir?
Şans ve Dans’ı ilk yazdığımda, onu öncelikle şans, hafıza, kayıp, dostluk ve yeniden başlayabilme ihtimali üzerine bir roman olarak görüyordum. Ama zaman içinde, kitabın daha geniş edebî ve kültürel bağlamlar içinde de okunabileceğini fark ettim. Şans ve Dans, çağdaş bir Türkçe kent romanı olarak okunabilir. Çünkü İstanbul romanda yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda bir ruh hâli olarak yer alır. Bir hafıza anlatısı olarak okunabilir. Farklı zaman katmanları, geçmişin bugünün içinde hâlâ konuşmaya devam etmesiyle birleşir. Dostluk etiği üzerinden okunabilir. Özellikle kan bağı dışında kurulan bağlar, seçilmiş yakınlıklar, duygusal sorumluluk ve geç yaşta sadakat romanın önemli damarlarından biridir. Yaş alma meselesi üzerinden de okunabilir. Romandaki bazı yaşlı karakterler pasif figürler değil; hâlâ karar veren, üreten, ilişki kuran ve duygusal olarak etkili olan insanlardır. Mektup formu açısından da ayrı bir okuma mümkündür. Romanda mektup yalnızca bir anlatı aracı değildir; bir eyleme, bir dönüm noktasına, küçük bir müdahale tiyatrosuna dönüşür. Son olarak Şans ve Dans, dijital çağda bağımsız yazar-olma deneyimi bağlamında da değerlendirilebilir: Türkçe yazılmış edebî bir romanın kendi yolunu yayın, kütüphane görünürlüğü ve uluslararası bibliyografik varoluş üzerinden açma çabası. Benim için romandaki en önemli denge şudur: Erişilebilir ama sığ değil. Hüzünlü ama umutsuz değil. Kişisel ama daha geniş edebî sorulara açık. Şans ve Dans hâlâ genç bir kitap. Yolculuğu daha yeni başlıyor. #ŞansVeDans #TürkEdebiyatı #ÇağdaşRoman #Edebiyat #KentRomanı #HafızaAnlatısı #BağımsızYazar #KütüphaneGörünürlüğü #BibliyografikVaroluş
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
PERSEPOLIS YAYINIMIZ
Kitap Simyacıları Kulübü 2007 yapımlı Persepolis çizgi romanından aynı isimle uyarlanan filmimiz üzerine gerçekleştirdiğimiz yayını izlemek için linke tıklayınız. 😊 youtu.be/l7mt5m7s5JE?si=...
Kitap Simyacıları
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
HAYY’DAN HU’YA YARATILIŞ MUCİZESİ Hücreden Allah’a SELİMGÜRBÜZER Yaklaşık iki yıldır Enpolitikte yayınlanan Fen bilimleriyle ilgili köşe yazılarımı Hayy’dan Hu’ya Yaratılış Mucizesi başlığı altında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan çıkan eserimle nihayet okuyucu ile buluşturabildim. Dergi boyutunda 603 sayfalık çok büyük hacimli kitabımı 10 bölüm altında kaleme alıp 92 ayrı makaleden oluşuyor. Kitabın yazarı olarak eserimi Bayburt eğitim tarihinde önemli izleri bulunan Biyoloji öğretmenim rahmetli Erol Kılıç ve Üniversiteden Hocalarıma ithaf edip kitabın önsüzünde şu ifadelere yer verdim: “Gençlik yıllarımdan bugüne Fen bilimlerine merakım nihayetinde bu kitabı yazmamı da beraberinde getirdi. Öyle ki Liseyi Tabii Bilimler bölümünden, Üniversiteyi Biyoloji bölümünde okuyor olmamın, meslek hayatımı Hematoloji, Mikrobiyoloji, Biyokimya, Deney Hayvanları ve Adli Tıp laboratuvarlarında biyolog olarak çalışıyor olmamın, Ankara Büyük Şehir Belediyesinin Gazi Üniversitesi işbirliği ile açılan Belteks kurslarından birçok dalda edindiğim deneyimlerimin bu eseri ortaya koymamda çok büyük katkısı oldu diyebilirim. Eser incelendiğinde içerik olarak Fen bilimlerine olan bakışımız materyalist ve evrimci dogma bir bakış açısıyla değil tam aksine mutlak ilim sahibi Yüce Allah’ın kullarına yaratılış mucizesi olarak lütfettiği “Düşünen insanlar için nice hikmetler vardır” düsturunca kaleme alınan bir eser olduğu görülecektir. Aynı zamanda bu eser iki yıl öncesinde Enpolitik internet sitesinde makale halinde yayınlanmış olan yazılarımın derleyip toparlayaraktan kitap haline getirilmiş bir eserdir. Madem yıllar öncesinde yayınlanan makaleleri kitap haline getirmiş hali bir eserdir bu, o halde bakalım gençlik yıllarımdan bugüne dek