45. Durak ~ Büşra Nur
Merhaba Kitapseverler! Bugün karşınıza merak ederek aldığım ve kalemi ile ilk kez tanıştığım yazarın 45. Durak kitabı ile geldim. Adı ile ilgimi çeken bir kitap oldu ama kitabı resmen ittire ittire okudum. Son yüz sayfasını okumadım bile. Konusu itibari ile çok güzel ve değişik ama benim beklentim çok yüksek olduğu içinde hayal kırıklığı olmuş olabilir. Betimlemenin çok olmadığı tam istediğim tarzda bir kitaptı oysaki. Konusundan kısaca bahsedecek olursak;
Akasya, her yıl doğum günü gecesinden sonra bulunduğu şehri, yeni tanıdığı ve bir senesini geçirdiği insanları terk ederek kendisine yeni bir hayat kurmak için başka şehire gidiyor ve bu seferki durağı Ankara oluyor.
Bilmediği bir şehrin ortasında kalan Akasya bir adamın peşine takılarak onu takip ediyor ve bu kişi de Yekta Emir Ilgaz oluyor. Geçmişinde sırlar barındıran Yekta, Akasya'ya yardımcı olarak onu evine alıyor ve böylelikle ikilinin hayatı başka bir yola giriyor.
Kitapta beni rahatsız eden kısımlardan birisi Açelya'nın daha beş dakika dolmadan Yekta'nın ev arkadaşları ile kanka olması ve ilk gününü kızlarla aynı odada geçirirken ertesi günü Yekta'nın odasında kalması benim için eksi bir puan. Bu tarz olaylar beni kitaptan soğuttu, yapmacık geldi diyebilirim. Açelya'nın sadece kendisini düşünen bir birey olması buna rağmen Yekta'nın onun gideceğini bilmesine rağmen yanında olup destek olması beğendiğim kısımdı. Yazarın geçmiş arkadaşlıklara, anılara değinmiş olması da güzeldi.
Sanırım bu aralar çok genç kurgu okuduğum için ara vermem gerekiyor çünkü kitaplar sanki birbirinin aynısı gibi geliyor bana. Daha çok yirmi yaş altına hitap eden bir kitaptı bence. Okumak isteyen ve okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim!
Kitaba başladığımdan itibaren beni içine çeken bir kurgu oldu. Yazarın kaleminin akıcılığına bayıldım. Zaten ben böyle dram aşk içerikli kurguları da sevdiğim için benim için keyifli bir okuma oldu. Kapak tasarımı ve içimdeki çizimler harika . Kitaptaki bazı gerçekleri öğreniyorsunuz birazda ilk kitap olduğundan tam her şey yerine oturmadı. Çoğu şeyi ikinci kitapta okuyacakmışız gibi geliyor. Yekta ve Akasya çiftine bayıldım, sevdiğim bir ikili oldu. Ama hâlâ aklımda sorular kaldı. Yekta'nın kibarlığına o pamuk gibi kalbine hayran kaldım. Akasya'nın ise o özgür ruhuna bayıldım ama her şehir değiştirdiğinde arkadaşlarını arkada bırakıp hiç bir sey söylemeden ayrılmasına kırıldım. Altında bir neden olduğunu biliyorum ama ister istemez insan kırılıyor. İkiside birinden yaralı karakterlerimiz umarım birbirlerine de yara olmazlarda yara bandı olurlar. Ama birde şöyle bir şey var keşke hemen birbirlerine güvenmeselerdi sanki her şey çok çabuk oldu gibime geldi. Gerçi altındaki sebebi de öğreniyoruz. Yekta'nın kardeşi Zehra'ya çok üzüldüm umarım yaşadıklarından sonra mutlu olur. Eren karakterini sevmedim. Akasya'nın hiç tanımadığı birinin arkasından gidip peşine takılacağını bilemezdim. İsminden dolayı daha farklı şeyler hayal etmiştim. Peki kitabın sonuna ne demeli bunu bize yapmayın ya, acilen ikinci kitap gelmeli yoksa halimiz duman. Kitabın melankolik havası olduğunu söylemeliyim. Gizem, sırlar, heyecan, aşk, dram, arkadaşlık dolu bir kitaptı. Genç kurgu severlere kesinlikle önerim
Akasya 17 yaşındayken yaşadığı geçmişi yüzünden sürekli il değiştiren bir kızdır. En son yani 24 yaşındayken uğradığı şehir Ankara'dır ve burası onun için dönüm noktasıdır. Ama bilmediği bir şey vardır geçmişi hala onu kovalamakta. 45. Durakta Yekta Emir Ilgaz ile tanıştığından beri hiç bir
45. Durak… o kadar güzel ve bi o kadar da sindirilerek okunması gereken bir kitaptı. Uzun süredir sadece yabancı kitap okuyumuş biri olarak bu kitap beni kendime döndürdü. Hem yaralayıcı hem de iyileştiriciydi. Her şey Akasya’nın Ankaraya gelmesi ve Yekta’nın peşine düşüp şehri onu takip ederek gezmesi ile başlıyor. O günün sonunda, son durakta yani 45. Durakta Yekta ve Akasya tanışıyor. Alıntıları, konusu, hissettirdikleri… gerçekten çok çok güzel bir kitaptı Büşra yapmış cidden yapacağını, o okuduğum sondan sonra ikinci kitap için aşşşırı büyük bir heycanla bekliyorum!! 45. DurakBüşra Nur
Yazardan okuduğum ilk kitap. Başka kitabı varmı bilmiyorum. Kalemini sevdim. İçinde alıntılayabileceğiniz yerler var. Kapak tasarımı ve iç tasarımını beğendim. Bölüm sonlarında ise kitap ile alakalı resimler eklenmiş ve kitaba güzel bir hava katmış. Akıcı diliyle kitabı hemen bitirebiliyorsunuz. Kadın ana karaktere sinir olsamda erkek ana karaktere bayıldım. Böyle naif erkekler istiyoruz hayatta. Favorimsin Yekta. Kitapla kalın.
#okudumvebitti#
Büşra Nur'un 45. Durak adlı hikayesine bitirdim. Hikaye Akasya adlı esas kızın ağzından anlatılıyor.
Hikaye Akasya'nın doğum günüyle başlıyor. Doğum günü gecesi de Akasya sevgilisini terk ediyor ve Ankara'ya gidiyor. Giderken bir sebebi var. Ama hala o sebebini çözemedim.
Burada ise kendine yeni bir hayat kuruyor. Derken bir kitapçıda Yekta adında bir gençle tanışır ve arkadaş olurlar.
Bizim ki Yekta'yı sürekli takip eder. Yekta ve Akasya'nın sahneleri çok güzeldi. Özellikle baba tarafından Ankaralı olduğum için okurken içinde gibi hissettim.
Ankara kalesini hiç görmedim. Böylece görmüş oldum. Akasya kalacak yeri olmadığı için de Yekta onu kendi evine götürdü.
Yekta'nın burada üç arkadaşı daha var. Zaten Nehirle otelde tanıştılar.
Yekta'nın kardeşinin yaşadıklarına üzülmedim değil.
Akasya eski arkadaşlarıyla karşılaştı ve çok kötü oldu. Buğra'nın Akasya'ya öyle davranması hiç hoş değildi.
Mert'i de çok sevdim. En azından o iyi kalpli. Yekta ve Akasya birbirine zamanla aşık oluyor.
En sonunda ise Yekta geçmişi hatırladı. Bakalım ikinci kitapta Akasya gerçekten Yekta'yı terk edecek mi yoksa aynı şehirde yaşamaya devam mı edecek merakla bekliyorum.
Akasya 17 yaşından beri her doğum gününde şehir değiştiren, insanları ve o hayatı arkasında bırakan bir kızdır. 45. Durak’ta bulduğu Yekta Emir Ilgaz, onu kaybettiği anılarla yüzleştirecek bütün doğrularını sarsacaktır. Bu yıl ankarayı ve en önemlisi Yektay’ı terk edebilecek mi edemeyecek mi onu okuyoruz.
Daha önce sosyal medyada sık sık karşılaştığım bir kitaptı. Başlarda saçma buldum ve açıkcası pek hoşuma da gitmedi Akasya’nın hareketleri, özellikle Yekta ile olan o tanışma anını. Fakat sayfaları çevirdikçe mükemmelleşti cidden. Zor bir dönemdeyken iki büyük yaralar almış olan karakterleri okumak bana kendimi daha iyi hissettirdi (yalnız olmadığım için) belki bununda bir katkısı vardır kitabı bu kadar sevmeme. Yekta karakteri zaten marka gibi bir şey hani bayıldım ona. Diğer hoşuma giden şey de kitapta bol bol anlamlı cümlelerin olması çook güzellerdi. En kısa sürede ikincisinin çıkmasını umuyorum çok fena bir şekilde bitti çünkü… Akasya’nın da dediği gibi “Yeni yaş, yeni başlangıçlar.”
Başarılı olmam isteyen bir genç yazarın, tutunmaya çalışan bir kitabı. Beğendim, okurken herşey çok hızlı geçti. Tavsiye edilir. Keyifli okumalar.
__
“Sevgi, bir gün kopacağını bile bile bağlanmaktır.”
Akasya geçmişin ona hissettirdiklerinden kaçarken her yıl şehir değiştirmek zorundadır. On yedi yaşından beri gittiği her şehirden biraz daha yarım ayrılan Akasya, bir haziran gecesi şehre veda ederken kaybettiği anıların parmak izlerini ruhunda taşır.
Ankara’ya ayak basarken bu şehrin, onu kaçtığı geçmişin ortasına bırakacağından bihaberdir. Kırk beşinci durakta bulduğu Yekta Emir Ilgaz, onu kaybettiği anılarla yüzleştirerek bütün doğrularını sarsacaktır.
Aynı acılardan geçip, ayrı ayrı yollarda yürüdüğü bu adamla korktuğu geçmişin içerisine düşen Akasya, bu yıl Ankara’yı ve en önemlisi de Yekta’yı terk edebilecek midir?
“Buz kesmiş ellerin…
Bir gün gideceksin diye mi hep kapıda asılı ceketin?
Sevgilim, birinin gidişlerini sevebilir misin?
Ben seveceğim, adımlarını izleyeceğim.”
Okurken eğlendiğim ve benimsediğim bir kitaptı. Karakterin hayatı yaşayışı sorunlarından kaçışı çok farklıydı. Bazı kötü yanları da vardı tabiki ama sevdiğim bir kitap oldu
Eveet, Kasım ayına bu kitapla çok güzel bir giriş yaptığımı hissediyorum. Almadan önce de seveceğimi hissediyordum ve hislerimde yanılmadım.
Çoğu zaman birçok şeyden kaçma hissiyatı duyarız. En çok da kendimizden. Ve kitabı okurken de hem kendinden hem de geçmişinden kaçan bir insanla tanışıyoruz. Akasya resmen benim ruh halimin kitabı dökülmüş hali diyebilirim. Kendinle o kadar çelişiyor ve o kadar ani hareket ediyor ki bir süre sonra yaptığı şeyleri asla sorgulamıyorsunuz.
Akasya, gitmeyi seven bir karakter. Her şehirde bir yıl kalıp ardından tanıştığı insanlara dahi haber vermeden yanına hiçbir şey almadan çekip giden biri. Yine bir şehirdeyken tam da doğum gününde etrafındaki insanlar ile doğum gününü kutlayıp sabah olmadan onları bırakıp yeni bir şehre yerleşmeye gidiyor.
Orada ilgisini çeken ilk insanın peşine takılıyor ve hikaye başlıyor. Yekta Emir gerçekten tam bir İstanbul beyefendisi. O kadar tatlı ki resmen okurken ağzım kulaklarımda okudum. İkisi birbirine bulduktan sonra sanki hayatlarında olan tüm eksik tamamlanmış gibiydi.
Ve her ne kadar bir anda samimi olsalardı asla bunu sorgulamadım ve çünkü iletişimleri harikaydı. Ancak sonunu okuduğumda resmen çenemi kapatamadım. Büyük bir şok içerisinde okudum ve kitabın ikincisi yazılmadığı için meraktan geberiyorum. Karakterlerin yapısı anlatım tarzı gerçekten mükemmeldi. Devamını dört gözle beklediğim kitaplardan bir tanesi oldu artık. Yazarı çokça tebrik ediyorum.
Kitaptan alıntılar:
Bazen insanı içinde biriktirdikleri boğuyor.
İnsanları bir anda tanıyamazsın, sana anlattıklarıyla da tanıyamazsın. İnsanları zamanla tanırsın.
Her insanın kendi içerisinde tek başına bırakan bir acısı vardı.
Sayfa sayısı: 512
Aldığım fiyat: 45 TL.
45. Durak ...
İlk başlarda biraz sıkıldım.Ama olayların yaşanma yeri ve zamanı o kadar iyiydi ki kendim kaptırdım.17 yaşından beri şehir değiştiren akasya her şehir değiştirdiğinde yeni insanlar ... Ankara da tanıyıp unuttuğu birinin peşine takılıp yeni hayata başlamaya çalışarak eskilere takılması...bence okunması gereken kitaplardan birisi.
Büşra Nur, 16 Mayıs İstanbul doğumlu bir yazar. Küçük yaşlardan itibaren yazmaya ilgi duydu, kelimelerle kurduğu bağ zamanla güçlü hikâyelere dönüştü. Şu ana dek yayımlanmış dört kitabı bulunuyor. Romantik türde kaleme aldığı eserlerinde, duyguların ve karakterlerin iç dünyasına odaklanıyor. Yazmaya ve yeni hikâyeler anlatmaya hâlâ tutkuyla devam ediyor.