Dan Brown'ın "da Vinci Şifresi" kitabının akımına kapılıp satın alınan, sonra da kitaplıkta değişim amacıyla okunup kurtulmaya çalışılan kitaplar projesinin bir yansımasıydı bu kitap da. Kitabın kapak içi, arka kapak ve bilumum not düşülecek yerlerinde yazılanlar hikaye bir kere. Onu baştan söyleyeyim. Nelson DeMille ise bu yazılanların üstüne sıva çekmiş resmen. Ne demek, "Eğer Scott Fitzgerald, Umberto Eco ve Dan Brown roman yazmak üzere bir takım oluştursalardı ortaya çıkan eser 4'ün Kuralı olurdu." ??? Yani kitabı yazan arkadaşları öveceğim diye kimlerin çıtasını aşağı çekmişsin be Nelson, bir farkına var be yahu! Bir ara bu tarz yakıştırmalar modaydı ve kitabı satın alması muhtemel kitle üzerinde de acayip etkili oluyordu. Şimdi de var mıdır bilmem, umarım yoktur. Mesela bir felsefe kitabı mı yazılmış, "Heidegger bu kitabı görse oturur ağlardı, Hegel kavuğunu bu yazara devrederdi, Rousseau önünde ceketini ilikler, Marx tövbe edip ayaklarına kapanırdı..." tarzı güzellemeler kapağa yapışıverirdi. Gerek yok bunlara, abartmayın. Bir başka geçer akçe de "cinsellik". Kitapta, Hypnerotomachia içinde geçen çizimler ve bazı tablolar haricinde tasvir edilen ve değinilen hiçbir cinsellik unsuru yok. Ki bunlar da "inanılmaz derecede cinsel zevkler, korkunç bir vahşet" tanımına uymuyor, ya da ben psikopatım :) Ama ne demişler? Cinsellik varsa, sattırır arkadaş.
Pek bir yergili giriş yaptık, biraz ortamı yumuşatalım. Hikayeye baktığımızda, özellikle beni etkileyen, üniversite ortamı, baş karakterimiz ve anlatıcımız Tom ile arkadaşları Gil, Paul ve Charlie'nin başlarından geçenler oldu. Bir araya gelme hikayeleri olsun, birbirlerine bağlılıkları olsun, her durumda birbirlerini kollama gayretleri olsun, gayet hoş detaylardı. Tabii her güzel şeyin de bir sonu var, oraya değinmeme