Adı:
Abim CHE
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735936
Çeviri:
Arda Ekşigil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Ernesto “Che” Guevara... Yirminci yüzyılın efsanevi devrimcisi, bazılarının taptığı, bazılarının ölesiye nefret ettiği bir politik figür, öte yandan yaşasaydı tepki göstereceği biçimde metalaştırılmış, popüler kültürün elinde bir ikona dönüştürülmüş idealist ve eylem adamı.

Kendisi de Arjantin’deki dikta rejiminin zindanlarında yıllarca çile doldurmuş bir militan olan Juan Martin Guevara, Che’nin Bolivya dağlarında katledilişinden yarım yüzyıl sonra sessizliğini bozuyor ve abisini anlatıyor. Yoğun, içe oturmuş bir hüznün damgasını vurduğu bu anılarda Che’nin yetiştiği sosyal çevre de var, üzerinde çok etkisi olan annesiyle ilişkisi de, biyografilerinde kendine pek yer bulamayan babası ile kimileri gerçek birer karakter olan akrabaları ve dostları da. Yeri geldikçe, Che’nin hayata, siyasete, edebiyata ilişkin görüşlerine, değerlendirmelerine de yer veriyor küçük Guevara.

Ama esas önemsediği, dile getirmek istediği artık kendisi yetmişini devirmiş bir ihtiyar iken hep genç kalacak olan abisi ile, yıllarca mezarı bile belli olmayan sevgili ölüsü ile bağı. Juan Martin Guevara’nın kâğıda döktüklerini eşsiz kılan, başkalarının anlayamayacağı ve anlatamayacağı bu insani boyut zaten.



(Tanıtım Bülteninden)
halk için eşitlik için mücadele eden 39 yaşında bir öldürülen bir kahramanın kardeşinin bolivya ormanında abisinin öldürüldüğü okulu görmek için giden kardeşinden yerel halktan bir satıcının che guevaranın resmini satmak istemesi sonucu bir devrimcinin kapitalizme yozlaşması sitemiyle başlıyor kitap
Oldukça merak ettiğim büyük commandante Che nin kardeşi tarafından anlatılan keyifle okuduğum kitabı. Okumaya başladıktan sonra acaba ilk bu kitaptan başlamam doğru olur mu diye düşündüm. Ama biyografiden farklı olarak konuyu Guevara ailesi açısından ele alması. Che olmadan önceki Ernesto ve düşünce yapısının nasıl oturduğu Che olmaya hangi aşamalardan geçerek ulaştığı gayet anlaşılabilir üslupla anlatılmış. Che yi anlamak ve araştırmaya başlamak için harika bir kitap oldu. Meraklısı olan herkese öneririm.
Sadece gerilla yönü değil daha çok aileden beri başlayan düşünce yapısına odaklanan kitap klasik biyografilerden oldukça farklı.
9 Ekim’den sonra, bir yıl boyunca on beş asker
La Higuera’da konuşlandırıldı. Köylülere onları,
Che’nin intikam için gelip kendilerini katledebilecek
suç ortaklarından korumak için kaldıklarını söylediler.
Neticede o köylüler Che’ye ihanet etmişti, öyle değil mi?

Böylece, fısıltılar ve korku içinde bir efsane doğdu.
Armelle Vincent
Sayfa 17 - CAN YAYINLARI
Ernesto’nun cesedi 11 Ekim 1967’de esrarengiz
bir şekilde kayboldu. Hastanede görevli nöbetçi bir rahibe,
Fransisken bir Alman olan Peder Anastasio’ya o gece
saat bir civarı hastanenin koridorlarında bir alay askerin
seslerini duyduğunu anlatmıştı. Beklendiği üzere,
her türlü söylenti dolaşmaya başladı.

Gerçek ise, yirmi yıl sonra ortaya çıktı.
Armelle Vincent
Sayfa 18 - CAN YAYINLARI - Mon frère, le Che
Ernesto’nun bedeni sedyeyle bir helikoptere, oradan da
Vallegrande’ye taşınmıştı. Bolivyalı askerler onu ibret olsun
diye on yedi saat boyunca yerel hastanenin bahçesinde,
köşedeki çamaşırhanede sergilemeye karar vermişlerdi.
Ernesto Che Guevara’nın soyundan gelen “bozguncular”ın
imha edileceğini göstermek gerekiyordu.
Che bir ölüydü, ölü, ölü!

Bu dramatik son, halka bir ders olmalıydı.
Kimse yolunu şaşırıp sonu kaçınılmaz olarak
hüsranla bitecek maceralara atılmamalıydı.
Yarı çıplak bedeni çimento şapı üzerine konulmuştu.
Ayakları çıplak, gözleri açıktı.
Halbuki La Higuera’da bir rahibin onları kapattığı söyleniyordu...
Bazıları azap çeken abimi Rönesans dönemi İtalyan ressamı
Andrea Mantegna’nın Ölü İsa tablosuna benzetti.
Benzerlik rahatsız edici derecede çarpıcı olmakla beraber manasız.

Bazı tanıklar, cesedinin etrafında dönerken Che’in gözleriyle onları
takip ettiğini anlattılar. Diğerleri, vücudunu yıkamakla görevli
olup gizli bir hayranı olan doktorun onu mumyalamak istediğini,
fakat vakit bulamayınca kalbini bir kutuda saklamak için
yerinden çıkardığını anlatıyor. Aynı doktor, biri balmumu biri
de alçıdan olmak üzere yüzünün iki maskını çıkarmış.
Bir hemşireyse, Ernesto’nun yüzünde öldürülen diğer gerillaların
yüzlerinde görülen acı ve ıstırabın yerine sükûnetin olmasına şaşırmıştı.
Bu boş laflara inanmıyorum.
Hepsi, aynı kapıya çıkıyor: Che’yi efsaneleştirmek.
Amacım, abime tekrar bir insan mizacı vererek bu efsaneyi yıkmak.
Armelle Vincent
Sayfa 16 - CAN YAYINLARI
Vadinin tepesinde, bir rehber bana yaklaşıyor.
Kim olduğumu bilmiyor, bilmesini de istemiyorum.
Abimin ölümünün bir ticarete dönüştüğünün ilk işareti olarak
benden Che’nin yakalandığı yeri göstermek için para istiyor.
Öfkeleniyorum. Che, ahlaksız kazanç kavramının tam
tersini temsil ediyor. Yanımda bulunan arkadaşım kim olduğumu
söylemekten kendini alamıyor. Bu rehber kim oluyor da
o son yenilginin yaşandığı yeri ilk kez ziyaret eden
Che’nin kardeşinden para koparmaya cüret ediyor?

Rehber saygıyla geri çekiliyor ve hayalet görüyormuş gibi,
beni merakla izliyor. Duymak bile istemediğim özürler diliyor.
Alışığım. Che’nin kardeşi olmak her zaman dikkat çeken bir durum.
Duyduklarında, insanlar susuyor. İsa’nın kardeşi olamaz.
Che de biraz İsa gibi. La Higuera’da ve 9 Ekim’de bedeninin
götürülüp yok edilmeden halka teşhir edildiği Vallegrande’de,
Aziz Ernesto de La Higuera olmuş. İnsanlar suretinin önünde dua ediyor.
Genelde dinî inançlara saygı duysam da, bundan son derece rahatsız oluyorum.

Ailede, baba tarafımdan büyükannem olan Ana Lynch-Ortiz’den beri
Tanrı’ya inanan yok. Annem bizi hiçbir zaman ayine götürmedi.
Ernesto bir insandı. Onu, üzerinde durduğu kaideden indirmeli,
bu bronzdan heykeli tekrar canlandırıp verdiği mesajı yaşatmalıyız.
Che, bir idole dönüştürülmüş olmaktan nefret ederdi.
Armelle Vincent
Sayfa 13 - Can Yayınları
Abim Ernesto Guevara’nın öldürüldüğü yere gitmek
için kırk yedi yıl bekledim. Herkes, 9 Ekim 1967’de
Güney Bolivya’nın ücra bir köşesinde kalmış La Higuera adlı
köyün ilkokulunun bir sınıfında kalleşçe infaz edildiğini biliyordu.

Bir gün önce, açlık ve susuzluktan zayıf düşmüş dağınık gerilla
grubunun ordu tarafından kuşatıldığını görüp sığındığı
Quebrada del Yuro diye bilinen akarsu yarığının içinde
esir düşmüştü. Onurunu koruyarak öldüğü ve son sözlerinin
“Póngase sereno y apunte bien. Va a matar un hombre,”
(Sakin olun ve iyi nişan alın. Bir insan öldüreceksiniz) olduğu söylenir.

Bu kirli işin icrası için seçilen talihsiz er Mario Terán Salazar titremişti.
Che, on bir aydır Bolivya ordusunun –belki de tüm Amerika kıtasının–
bir numaralı düşmanıydı fakat aynı zamanda cesaret, adalet ve eşitlik
duygusuyla ün yapmış, şanlı zaferler kazanmış bir efsaneydi.

Ya gözlerini kırpmadan, yargılamayan derin bakışlarıyla kendisini
inceleyen bu adam, üstleri tarafından söylendiği gibi kanlı
bir devrimci değil de gerçekten zayıfların dostu ve hamisiyse?
Ya büyük bir sadakatle kendisine bağlı olduğu söylenen
takipçileri bir gün öcünü almak için dönerlerse?
Armelle Vincent
Sayfa 11 - CAN YAYINLARI
Ernesto’nun son gecesini geçirdiği okulda bazı değişiklikler olmuş.
İki sınıfı birbirinden ayıran iç duvar yıkılmış.
Che’nin son saatlerini anlatan afişler ve resimler duvarları kaplamış.
Mario Terán Salazar’ın onu öldürmek için girdiğinde üzerinde
oturduğu sandalye hâlâ orada. Abimi sandalyenin üzerinde,
ölümünü beklerken düşünmek çok zor.

Köy meydanında, Kübalı bir heykeltıraşın Alberto Korda’nın
meşhur Guerrillero Heroico’sundan esinlenerek yaptığı
bir büst duruyor. Arkasında beyaz bir haç görünen
bu büstün de hareketli bir tarihi var:
1987 yılında şu an bulunduğu yere yerleştiriliyor,
fakat Bolivya ordusundan bir komando tarafından
süratle kaldırılarak yerine gerillalarca öldürülen
askerlerin anısına bir plaket konuyor.
Büst köyün girişine yerleştirilen dört metrelik bir heykelle beraber,
yirmi yıl sonra tekrar yerine dönüyor.
La Higuera ve Vallegrande sakinleri, yıllar boyunca
dehşet içinde yaşamışlar. Kimse Che’nin adını ağzına almaya
cesaret edememiş: Bolivya rejimi bu “bozguncu”nun izlerini
silmek için isminin söylenmesini yasaklamış.

Zorla dayatılmış bu sessizlik, doğal olarak birçok efsanenin
doğmasına yol açmış. Yakalandığında, bölgenin sakinleri olan
Aymara yerlileri ele geçirilen tutsağın önemini anlamamışlar.
Zar zor İspanyolca konuşuyor ve yabancılarla
hiç karşılaşmıyorlarmış. Che’nin ölümüyle birlikte,
bir gazeteci ordusu köye akın etmiş. 9 Ekim 1967’ye kadar,
kimse La Higuera’nın varlığından haberdar değildi.
Ayın 10’unda, altmış kilometre ötedeki Vallegrande’de hazırlanan
derme çatma havalimanına otuz altı uçak sıralanmıştı.
Yerliler, o zaman ciddi bir olayın vuku bulduğunu anlamışlar,
bu tutsağın herhangi bir tutsak olmadığını idrak etmişlerdi.
Armelle Vincent
Sayfa 15 - CAN YAYINLARI
Bir gün Sierra Chica’daki hücremde
yalnızken kapı açıldı ve üniformalı,
rütbeli bir tip göründü.
Gardiyana bizi yalnız bırakmasını söyledi [...] Susmakta kararlı olduğumu görünce buzları, “Demek sen Che’nin kardeşisin ha!”
diyerek kırmaya çalıştı.
Ernesto hakkında uzun uzun konuşmaya başladı. Bana gerilla sanatından,
Che’nin temsil ettiklerinden bahsetti
ve konuşmayı, “Ne acayip, ne mükemmel
bir herif!” diyerek bitirdi. Ağzım açık kalmıştı. Bu asker kontrgerilla uzmanıydı ve
Che’nin hayatını kendisi gibi hayvanlarla savaşmaya adadığını biliyordu,
fakat düşmanına büyük bir hayranlık besliyordu! Bir başka sefer, sorgu sırasında, askerin biri beni görür görmez Che’den bahsetmeye başladı: “Abinin yanlış kampı seçmesi ne yazık! Değerli bir adamdı,”
dedi ve bana Ernesto’yla ilgili bildiği,
okuduğu her şeyi sıraladı. Konuyla ilgili
fikri olmadığı söylenemezdi...
Armelle Vincent
Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Abim CHE
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735936
Çeviri:
Arda Ekşigil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Ernesto “Che” Guevara... Yirminci yüzyılın efsanevi devrimcisi, bazılarının taptığı, bazılarının ölesiye nefret ettiği bir politik figür, öte yandan yaşasaydı tepki göstereceği biçimde metalaştırılmış, popüler kültürün elinde bir ikona dönüştürülmüş idealist ve eylem adamı.

Kendisi de Arjantin’deki dikta rejiminin zindanlarında yıllarca çile doldurmuş bir militan olan Juan Martin Guevara, Che’nin Bolivya dağlarında katledilişinden yarım yüzyıl sonra sessizliğini bozuyor ve abisini anlatıyor. Yoğun, içe oturmuş bir hüznün damgasını vurduğu bu anılarda Che’nin yetiştiği sosyal çevre de var, üzerinde çok etkisi olan annesiyle ilişkisi de, biyografilerinde kendine pek yer bulamayan babası ile kimileri gerçek birer karakter olan akrabaları ve dostları da. Yeri geldikçe, Che’nin hayata, siyasete, edebiyata ilişkin görüşlerine, değerlendirmelerine de yer veriyor küçük Guevara.

Ama esas önemsediği, dile getirmek istediği artık kendisi yetmişini devirmiş bir ihtiyar iken hep genç kalacak olan abisi ile, yıllarca mezarı bile belli olmayan sevgili ölüsü ile bağı. Juan Martin Guevara’nın kâğıda döktüklerini eşsiz kılan, başkalarının anlayamayacağı ve anlatamayacağı bu insani boyut zaten.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Ekin Solmaz Taze
  • Özge SAKA
  • miqulaloomi
  • mrtdgdvrn
  • Mühendis Bey
  • Esra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%60 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0