Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
89
Gösterim
Adı:
Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun Mektupları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
165
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059147095
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cümle Yayınları
Nurettin Topçu'nun bana yazmış olduğu mektupları yayımlanmak üzere kaleme aldığım bu kitapta okuyucu, tamamı belki iki formayı geçmeyen bu 18 mektubun dışında, daha çok benim hatıra ve izlenimlerimi bulacaktır.

Doğrusu biraz da 1950'li yılların şartlarında Anadolu'dan intibalarımı ve öğretmenlik hayatımı da anlatmak istedim. Böylece bu bir bakıma, mektupların en eskisinin üzerinden 60 yıl geçtikten sonra bunların bana yeniden hatırlattıkları yanında 1950'li yılların şartlarından başlayarak ömrümün kırk yılını alan Anadolu hayatımdan intibaları taşıyan bir kitap oldu.

Zannediyorum bu hatıralar memleketin kazançlarıyla beraber kayıplarının da bir açıdan muhasebesi olacak.ak.
(Tanıtım Bülteninden)
Yunus Özdemir
Yunus Özdemir Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun Mektupları'ı inceledi.
@Kitap04·24 Nis 07:19·Kitabı okumadı
“İlim ve ahlak aynı kökten çıkar, biz bunu bilemedik.”

Nurettin Topçu

Hatıralar; ah’larıyla içten dışa dökülen acı/keder/pişmanlıklar ile bir tebessümün tatlı bakışlarında hissedilen sevinç/mutluluk/heyecan ve halen devam ettiğimiz bir yolun geçmiş kalıntılar ile bıraktıklarımızdır. Elle dokunduğumuz bir fotoğraf/mektup/anı ile zihinde bırakılan portreler ile yüreğimizin hissettiği acı tatlı karışımı bütün bunların hepsi...

1950 yıllarında II. Dünya Savaşının bitmesi, Kore’ye asker gönderilmesi dış politikanın önemli gelişmeleri yanında Adnan Menderes ve arkadaşlarının önderliğinde 1946’da kurulup 1950 yılında iktidar olan Demokrat Partisi ile Türkiye iç politikada ilk defa çok partili sisteme geçerken, Mehmet Orhan Okay ise 1955’de okuduğu Fakültenin Yüksek Öğretim Okulu’ndan mezun olur. İlk tayini Artvin Lisesi edebiyat öğretmenliğidir. Anadolu’ya ilk adım, ilk heyecan ile genç öğretmen dört günlük vapur yolculuğundan sonra otobüs yolculuğuyla, Artvin yolculuğunu 30 Mayıs günü tamamlar.

İlk İntibalar Üzerine

Okay, Mayıs 1955’den Mayıs 1956’a kadar gençliğinin en güzel yılını geçirdiği Artvin’i anlatır. Heybetli dağların arasında uzanan yollar ile Artvin, doğa güzelliğiyle, berrak nehirleriyle, sıcak insanlarıyla bir saklı armağandır. Okay, Artvin hakkında yazdığı ilk intibaları doğal güzelliklerden bahsetmemekten kendini alamaz. Kendisiyle beraber Hocası Nurettin Topçu’nun da mistik derecede bir tabiat aşığı olduğunu anlatır. Tabiatında dili vardır, Fransız hikâyeci Xavier de Maistre’nin “Aoste Şehrinin Cüzamlısı” hikâyesinde cüzzamlı olan bir adamın hastalığının sirayetinin önlenmesi için küçük bir bahçe ve kuleye kapanmak ve kimseyle görüşmemek zorunda kalan adamın inzivasında tabiatla, gökyüzüyle ve sonuçta Tanrıyla baş başa kalmasının resmedilişi anlatılır. Okay, mistik bir boyutta tabiatına karşı aşkın nasıl yeşerdiğini bir zamanlar okuyup etkilendiği kitaptan bahseder. Bu talihsiz insanın kendisi için kurduğu dünyada hissettiği mistik hazzı, Okay hikâyenin netice bahtiyarlığını gösteren bazı cümleleri şöyle bahseder: “Bahtsızlığın son haddinde de insanlarının birçoğunun tanıyamadıkları bir zevk vardır: Yaşamak ve teneffüs etmek zevki”. “Penceremin önünde bir yıldız parlıyordu. Anlatılmaz bir zevk içinde uzun müddet yıldızı seyrettim; bir taraftan da bu zevki hala bana bahşettiği için Allah’a şükürler ediyordum. Bu yıldızının bir ışının da cüzamlının hücresini aydınlatmaya mahsus olduğunu düşünerek içten içe teselli duyuyordum”.

Okay, Artvin de yaşadığı iç huzuru ve deruni hazzı bir dönem okuyup da unutamadığı bu kitaplardaki hissiyatın/hazzın yaşanmasında izler bulur. Artvin, bütün doğa güzelliklerinin tablolara bürünmüş halini kendinde saklar. Artık yıldızlar tanıdıktır. Artvin, Polatlı, Merzifon ve Diyarbekir Okay’ın sırayla gittiği bu yerlerde hep aynı yıldızlarla karşılaşır ve hep duyduğu hazzın kokusundan verir.
Mektup; kalemdeki mürekkeplerin kâğıt sahifelerine yayılmış halidir. Düşüncede ki fikir/istek/dilekler velhâsıl bütün bunların hepsinin kalemin kahramanlığıyla, emaneti alma kahramanlığını gösteren kâğıtlara bilgi/kaynak/haber olarak ortaya çıkmasıdır. Mektup; cağlar boyunca kullanılan en uzun soluklu iletişim aracıdır. Kadim bir geçmişe sahip olması ile tarihte yaşanmış olaylarda yerleri inleten atların kuşlarla yarış halindeki savaşlarına şahit oluruz.

Okay, genç yaşında 1950 yılında bir temmuz ayında ilk defa Çemberlitaş’ta hem ismini duyduğu, yazılarını okuduğu Nurettin Topçu’nun evine Sabri ile giderek tanışmıştı. Bazı vesilelerle bu tanışma dostluğa dönüşerek büyüdü.

İlk mektubu Okay yazar. Mektup, Artvin’in uzaklarda saklı yemyeşil bir cennet bahçesi olduğunun ve derin bir içtenlikle haz aldığı bu kasabayı anlatır. Öyle ki Topçu cevap olarak yazdığı ikinci mektupta Artvin’den derin haz verici intibalar getirdin. ... Anadolu’nun bu iki ucunda hayalime gelen cennet vaatleriyle mest oldum.

Kuşun yüreğindeki kalbin büyüklüğü, her daim bir annenin yavrusuna duyduğu; şefkat iklimindeki dinmeyen yağmur yağışlarından biliriz ve de anımsarız. Aklımıza düştüğüne şahit olur, iliklerimize kadar hissederiz. Şefkatin hamurunu kudretle yoğuran anne kuşuna öteden gelen, bir armağandır. Hasreti/hasretliği olan, sabır kuvvetiyle kendini kanıtladığı için şefkat gibi hassas bir perdeye layık görülür ya da sahip olur. İşte burada Mevlana’nın () Mevla’ya (cc) duyduğu hasreti onu hasretlik yapıp çıkarmıştır. Nurettin Topçu’dan ise muhabbetin tadında, burcu burcu yüreğinde Anadolu’ya karşı bir özlem beslediğine şahit oluruz. Yüreği Anadolu’dadır. Lakin Topçu “Anadoluculuk” üzerinde bir medeniyetin ecdat şuurundan çok zengin bir ruh ve anlam almış ve İslam ile yoğrulmuştur. “Toprağıyla, havasına İslam’ın ruhu sinen Anadolu” onun için keşif/emek/var oluş üçlemesinin dönüşüm diyarıdır. Topçu, Anadolu; medeniyet/insan/toprak ile bir anne kuşunun yavrusuna duyduğu; hassasiyete sahip bir kalp ile sahiptir. Nitekim Okay’a yazdığı ilk mektupta güzel önerilerde bulunarak: “şehir civarlarında akşam gezintilerinde, geçmişin intibalarıyla dolu muhayyilene kapanarak bütün bir hayat felsefesi ve memleket sistemi kura bilirsin.” Topçu’dan öğrencisi sonradan dostu olan Okay’a bu fevkalade müthiş ruhi öneriler aynı mektupta devam eder: “Önce sürekli bir iç gözlemle başla. Mazide ve halde kendini ara. Sonra istikbale çevril: Kendini, cemiyetini ve insanlığı kurucu projeleri, heyecanlarının dalgaları arasında meydana getirmeye çalış.” Kentlerin koca binaları arasında hapsolan insanın kulaklarına Topçu ne güzel ses verir yarım asır öncesinden: “Kalk! Doğanın saklı hazinesi seni bekler, içindeki sese kulak ver ve ona uy! Haykır ki özgürlük denen mazide kendin ve çevrendeki gizli âlemi gör.”
Okay, 31 Mayıs 1956 yılında askerlik için gittiği Ankara’da, askerliğini Polatlı’da ve Merzifon’da tamamlar. Askerlik yıllarında Artvin tiryakiliğiyle geçerken, 1957 Kasımın son günlerinde askerlik biter. Diyarbekir Lisesi edebiyat öğretmenliğine başlar ve iki yıl sonra Erzurum’a geçerek Edebiyat Fakültesinde asistan olarak adım attığı yüksek lisans kariyerine; 1962’de Yeni Türk Edebiyatı doktorasını, 1975’de Doçent, 1988’de ise Profesör olarak kariyerini taçlandırarak tamamlar. Halen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak öğretmenliğe devam ediyor.

Topçu’nun yazdığı mektuplarda yüreğindeki bir kor ateşin alev alev memleket için, milleti için bir idealist ruhun acıları hissedilmektedir. Hiddeti ve gazabı hiçbir zaman kendisine yapılan haksızlıklara karşı değil, milleti ve memleketi içindir . Belirgin olarak mektuplarda kendiliğinden ortaya çıkan bu idealist ruhun istek ve arzuları göze çarpar. Topçu, samimi bir mümin ve Müslüman olduğu halde İslam dünyasında yaşayan fakat dinin gerçeğinden nasibi olmayanlara karşı acı tenkitleri, aynı şekilde samimi bir milliyetçi olduğu halde memleket gerçeğini kavramayan, dini hassasiyeti olmayan hoyrat ve kaba milliyetçiliğe de karşıydı .

Topçu’nun yazdığı ilk mektuplarda romantik bir tabiat aşığı kimliğiyle kendini gösterir, tabiata karşı olan bu aşkını mektuplarında heyecan dolu mistik bir anlatımı vardır. Topçu’nun zaman zaman, emekliliğinden sonra dağ başında bir mescidin müezzini olarak ömrünü tamamlamak arzusunda olduğundan bahsetmesi de bu tahassüsün bir tezahürüydü .

Okay, ne az ne çok bir denge rayına oturttuğu, oturaklı diliyle yazdığı, bu kitabını “Önsöz” ve “Giriş” başlıklarından sonra “Anadolu’yu Gördüm” başlığıyla ilk defa gittiği Anadolu’daki hatıralarıyla başlayarak, “Mektuplar” başlığında ise Nurettin Topçu ile karşılıklı daha çok Topçu’nun göndermiş olduğu mektupları yer alarak bu güzel eseri yazmıştır. Hatıra/mektup türünde ki bu eser, Hece Yayınlarına bağlı Cümle Yayınları, Eylül 2015’de basımında bulunuyor.

Künye:
Mehmet Orhan OKAY.
Anadolu’dan Hatıralarla Nurettin Topçu’nun Mektupları.
Cümle Yayınları.
Tür: Mektup/Hatıra Dizisi
Yetişkinler için.
Yayın Yönetmeni: Muhsin Mete.
Birinci Baskı, Ankara, Eylül 2015.
Sayfa:167.
Fotoğraf Sayısı: 28.

2 Mart 2016 Çarşamba
23:10:27 – AYDIN.

Yunus Özdemir.
Bana, geçmiş zamana hep bir dürbünün tersinden bakıyormuşuz gibi gelir. Onda birçok hadiseleri ve kişileri daha geniş bir açıdan fakat bir arada seyretmek, aralarındaki, vaktiyle göremediğimiz ilişkileri fark etmek imkânını buluruz.
“Hizmetine ömrümü harcadığım memlekette dostlarım kalmadı gibi bir şey. Adeta yapayalnızım, boşlukta ve adeta etrafımdakilerden başka bir dünyadayım. İnsanın düşkünlüğünü, sefaletini bilirdim ama ruh sefaletinin bu kadar karanlığını görmemiştim. İnsan diye emek verdiklerimin hemen hepsi de ruh ve mâna mefhumuna yabancı, menfaat kölesi bir takım haşerelermiş. Ahlâksızlığın ummanı olan bu Şark'ı yaşadıkça tanıyorum. Burada insanı fenerle arayanlar yanılmamışlar. 'Müslümanız diyen insan yığını' yok mu? Onlar Şark'ın en aşağı tabakasını teşkil ediyor. Müslümanlık, yaşanan şekliyle Müslümanlık Şark'ı bitirmiş. Buraya artık ne ilim girer, ne ahlâk; ne de Allah uzanır bunlara. Bunların önce her şeyi bırakıp insanlık devrine girmesi lazım."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun Mektupları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
165
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059147095
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cümle Yayınları
Nurettin Topçu'nun bana yazmış olduğu mektupları yayımlanmak üzere kaleme aldığım bu kitapta okuyucu, tamamı belki iki formayı geçmeyen bu 18 mektubun dışında, daha çok benim hatıra ve izlenimlerimi bulacaktır.

Doğrusu biraz da 1950'li yılların şartlarında Anadolu'dan intibalarımı ve öğretmenlik hayatımı da anlatmak istedim. Böylece bu bir bakıma, mektupların en eskisinin üzerinden 60 yıl geçtikten sonra bunların bana yeniden hatırlattıkları yanında 1950'li yılların şartlarından başlayarak ömrümün kırk yılını alan Anadolu hayatımdan intibaları taşıyan bir kitap oldu.

Zannediyorum bu hatıralar memleketin kazançlarıyla beraber kayıplarının da bir açıdan muhasebesi olacak.ak.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • bülent akbayır

Kitap istatistikleri