Kitabın ilk sayfalarını okurken epey eğlenceli bir hikâye bulduğumu düşünürek sevinmiştim. Dünya zaten başlı başına komik bir karakterdi. Dünya'nın; arkadaşları ve teyzesi ile olan ilişkisi ve Evren ile olan zıtlaşması da okuması keyifli kısımlardı. Fakat daha ortalarına bile gelmeden kitaba olan olumlu hislerim değişmeye başladı. Bu değişime de şunlar sebep oldu:
1) Nihan Hoca ve Dünya arasındaki ilişkiyi asla inandırıcı bulmadım. Kusura bakmayın ama bir öğretmene, kopya çekecektim ama uygun ortamı bulamadım derseniz o da size, ne kadar açıksözlüsün, seni işte bu yüzden seviyorum demez. Derse de bu, samimi bir muhabbet değil, daha ziyade saçma ve itici bir muhabbet olur.
2) Dünya ve arkadaşları arasında kitabın başlarında vadedildiği gibi güçlü bir dostluk göremedim. Pınar en ufak bir sıkıntıda aramayı sormayı kesen, ilk sayfalarda görünüp sonraları neredeyse yok olan biriydi. Mert desem, Dünya ile çok sevimli bir arkadaşlıkları vardı ama sonrasında onunla ilgili ortaya çıkan durum beni hayal kırıklığına uğrattı. Keşke böyle bir durum hiç olmasaydı. Arada bir de bahsi geçen Berfin vardı ve Dünya onu da çok sevdiğini söylüyordu ama doğru dürüst bir arkadaşlıkları yoktu.
3) Dünya ve Evren'in zıtlaşması bana göre en başından beri gereksizdi ama en azından bu zıtlaşmaları eğlenceli bir havada geçer diye düşünmüştüm. Fakat Evren bir noktada Dünya'nın bir arkadaşını ilgilendiren çok anlamsız bir hâmle yaptı ve bu, sevimli bir atışmayı çirkin bir hâle getirdi. Zaten devamında birbirlerine yaptıkları da aynı derecede çirkindi.
4) Evren ve Dünya'nın uğruna birbirlerine girdikleri gizli yeri başka kimsenin bulmamasına şaşırmadan edemedim. Dünya bile okulda şöyle bir gezerken buldu orayı. Başka kimsenin böyle bir yerden haberinin olmaması (öğrencilerin olmasa bile