Geçmişte alınmış acılar ve yaralar, kişiliğimizin üstündeki mayınlı bölgeler gibi duruyor. Üstelik bir "Mayınlı Bölge" tabelası da bulunmuyor. Bu yüzden o yaralı ve travmalı kişiye dikkatli yürümeniz gerekiyor. Bazen de alınan o yara ve acılar, farkında olmaksızın iki kişiyi yakınlaştırabiliyor. Acılarından, kırıldıkları yerlerden tanıyorlar birbirlerini... Kader olgusunun görünmez eliyle yaptığı bu müdahale ile bir çekim yaşıyorlar. İşte Aşkın Nur Karataş'ın yazmış olduğu "Asistan" adlı romanın ilk serisinde, Tutku ve Yıldırım özelinde bizi böyle bir kurgu bekliyor. Acılar, tüm gerçekliğiyle ortaya çıkıyor. Geçmişte tüm yaşananlara tanık oluyorsunuz. Tutku ilk seride tüm yanlarıyla anlatılırken; Yıldırım biraz daha kapalı kutu kalıyor. Karataş, romanını yalın bir şekilde günlük konuşma dili rahatlığıyla yaratıyor. Hem tarzıyla hem de aci ile seksi tutarlı bir şekilde birleştirmesiyle ben başarılı buldum. Yazarın kaleminde seks; acıların tüm gerçekliğiyle bir dışa vurumu, rahatlama hissi ve ardından gelen şiddetli uyarılmayla üç bölümde vurgulanıyor. Yani aslında, cinselliğin psikolojik tarafı daha üstün gelmiş. Romanın ilk serisi için bence yeterli bir kurguydu, ikinci seride daha çok şey göreceğimizi ve lezzetin daha fazla olacağını tahmin ediyorum.
Tutku, Türkiye'ye yeni bir başlangıç ve hayata tutunma için gelen yaralı genç bir kadın.. Almanya'da daha çok küçük yaşlardayken annesi ve babası ayrılıyor. Daha sonra annesinin evlendiği üvey babasıyla yaşamak zorunda kalan genç kadın, yıllarca üvey babasının taciz ve tecavüzleriyle başa çıkmaya çalışıyor. Bir de annesi ona inanmayınca, Tutku için film kopmaya başlıyor. Alkol komaları, bir sürü seks, intihar girişimleri... Son darbe ise, nişanlısının, kendisini kardeşiyle aldatmasıyla geliyor. Biraz toparlandıktan sonra