Geri Bildirim

Aşksız İnsanlarOktay Akbal

·
Okunma
·
Beğeni
·
960
Gösterim
Adı:
Aşksız İnsanlar
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
250
ISBN:
9786054183944
Kitabın türü:
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Cumhuriyet dönemi öykümüzün büyük ustalarından Oktay Akbal, adeta içine doğduğu İkinci Dünya Savaşı yıllarının İstanbul'u, İstanbul'un küçük insanları ve o insanların kocaman iç dünyaları ile okuru tanıştırıyor ve alıp götürüyor..
(Arka Kapak)
Bazen ne okuyacağıma karar veremeyince kütüphaneme gidip rafları karıştırıyorum. Canımı en çok sıkan şeylerden biri orada yarıda bıraktığım ve bu yüzden hikâyelerinin geri kalanını ve nihayetini bilemediğim eserleri görmek oluyor..meselâ Murakamiler, meselâ Orhan Pamuklar, Yaşar Kemaller, ya da çok severek başladığım ama işte sonra bıraktığım Ursula K. Le Guinler...dün gece de aynı şey oldu, bari uyumadan birkaç sayfa okusam diye rafları dolaşırken elim Oktay Akbal'ın çok seneler önce aldığım bu kitabına dokundu. Elime aldım kitabı, sayfaları çevirdim. En sevdiğim şeylerden biri sararmış sayfalardır. Akbal'ın kitabı sararmış sayfalarıyla beni çağırıyordu...ben de davete icabet ettim. Kimbilir neden senelerce okumamış ve onu rafların arkalarında bir yerlere öylesine sıkıştırıvermiştim?

Az önce kitabı ara ara, kısa uykularla dinlene dinlene bitirdim. Çok beğendim Oktay Akbal'ın bu eserini. Bu kısa hikâyeler kitabın sararmış sayfalarıyla birbirine öylesine uyuyor ki... Yazar bize kısa kısa bir çok hikâyeyle hem 70 sene önce gencecik bir yazarın sevinçlerini, acılarını anlatıyor; hem de bizi kendisiyle beraber farklı semtlerde, bulvarlarda, otobüs duraklarında, parklarda dolaşmaya çağırıyor. Akbal'ın hikâyelerinde Sait Faik havası seziliyor; aynı onunki gibi bir insan sevgisi, hayat sevgisi seziliyor. Sait Faik hikâyelerin birinde, biz kelimelerin üzerinden geçerken kendi hikâyesini yazıyor üstelik. Bütün hikâyelerde şehrin kalabalığını, adlarını sanlarını bilmediğimiz insanları görüyor, onları takip ediyor, merak ediyor ve hep beraber koca bir hikâyenin içerisinde dönüp duruyoruz. Yazarın üslûbu kesinlikle çok güzel, çok lezzetli, edebî; hayali ya da gerçek olsun her kelimesini samimiyetle yazan bir yazar Oktay Akbal. Hikâyelerde olaylar yok gibi, ama hisler, duygular sürekli, hep beraber akıyor, bir an olsun durmuyor, sürekli olarak o duygu akışına dahil ediliyoruz. Böyle yaparak Akbal bizi bir yandan yolda yürürken kimlerin aşksız insanlar olduğunu yüzlerinden hallerinden tahmin etmeye, bir yandan hayata olan tepkisini ve küskünlüğünü evinin dış yüzeyini bir gazete manşeti gibi kullanarak gösteren bir emekliyle beraber hayata bakmaya, bir yandan yeni kiraladığı dairesine çıkarken apartmanda elektrik olmadığı için yüzünü göremediği bir kadına gönlü kayan bir gence duygudaş olmaya çağırıyor; bizler de Akbal'la beraber şehrin çeşitli sokaklarında binalara, özellikle de akşamları ya da geceleri bakıp hikâyelerini hissetmeye çalışıyor ya da en sevdiğim hikâyesinde olduğu gibi ücra bir köşedeki bir otobüs durağının duvarına hayattan çektiklerini, acılarını gizli gizli yazan, yazar için adı sanı bilinmeyen ama artık dost kabul edilen bir gizli şairi bulmak, ona rastlamak için umutla o durakta bekliyoruz...

Bu güzel, ince; edebiyatla, hayatla dolu eseri herkese öneriyorum.
Şu gazeteler niye bir gün de güzel, ferahlık, mutluluk duyuran bir haber vermek istemezler? Hep cinayetler, harpler ardında koşarlar. Katillerin resimlerini ilk sayfalara basarlar da insanlığa güzel şeylerden; aşktan, kardeşlikten söz edenlere, şairlere, sanatçılara kızarlar, onlarla eğlenirler?..
Oktay Akbal
Sayfa 74 - Cumhuriyet Kitapları 8.Baskı "Kalabalıktan Biri" adlı öyküden
İleriden bir şarkı geliyordu. Yürüdü o yana doğru. Dumanlı, şarkılı bir istasyon büfesi, öteye beriye dağınık birkaç masa... Plakta tanıdık bir kadın sesi: "Sensiz geçen her gün gecelerden de siyahtır" diyordu.
Oktay Akbal
Sayfa 134 - Cumhuriyet Kitapları 8.Baskı "Sonra Tren Kalktı" adlı öyküden
Mazi sadece gelmiş geçmiş zamandı. Hatıralar da insanı üzen boş şeylerdi.
Oktay Akbal
Sayfa 29 - Cumhuriyet Kitapları "Ahşap Ev" adlı öyküden
Ölmek! Bu benim için, adım atmamak, kitap okuyamamak, bir film seyredememek, sevdiğim insanların seslerini duyamamak, onun ışıklı gözlerine dalıp gidememekti.
Oktay Akbal
Sayfa 70 - Cumhuriyet Kitapları 8.Baskı "Bir Hastalıktan Sonra" adlı öyküden
İkimizin de cebinde metelik yoktu. Elbiselerimiz yıpranmış, ayakkabılarımız örselenmiş iki çocuktuk. Yalnız, içimizde hayata, dünyaya, her şeye rağmen sevgi besleyen bir şeyler kıpraşırdı.
Oktay Akbal
Sayfa 117 - Cumhuriyet Kitapları 8.Baskı "İlk Gençlik Sevdaları" adlı öyküden
Ama o, iyiydi. İnsanları giysilerinin yeniliğine, eskiliğine göre sevmezdi.
Oktay Akbal
Sayfa 21 - Cumhuriyet Kitapları "Nuh'un Gemisi" adlı öyküden
Artık bütün şarkılar bana yabancıydı. Aşk şiirlerine düşmandım. Parklar serseriler için, diyordum. Hayal kurmak işsizlere mahsus...
Oktay Akbal
Sayfa 13 - Cumhuriyet Kitapları "Aşksız İnsanlar" adlı öyküden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşksız İnsanlar
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
250
ISBN:
9786054183944
Kitabın türü:
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Cumhuriyet dönemi öykümüzün büyük ustalarından Oktay Akbal, adeta içine doğduğu İkinci Dünya Savaşı yıllarının İstanbul'u, İstanbul'un küçük insanları ve o insanların kocaman iç dünyaları ile okuru tanıştırıyor ve alıp götürüyor..
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Yusuf Turgut
  • emel ekinci
  • Gamze Zeynep ALMAZ
  • Karakan | Zagor
  • Yasin İ.
  • Ilayda Caner
  • Cem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0