Çok uzun zaman önce okuduğum bir kitaptı Ateş ve Buz. Tam kafa dağıtmalık, çerezlik bir kitap ararken yıllar sonra kütüphanemden bana göz kırpınca hızlıca bir reread yapayım dedim.
Yazarın kalemini ilk bu kitap sayesinde tanıdım, yazarla da bu kitabın imzasında tanışmıştım. İyi ki tanıdım dediğim, çok sevdiğim yazarlardan biri oldu kendisi.
Kitabın kısaca konusuna gelirsek; Lal, Miray ve Pelin aynı evi paylaşan birbirlerine çok yakın üç arkadaşlar. Kitapta bu üç kadının karşısına çıkan erkekler ve onlara karşı duydukları tutkulu aşk anlatılıyor.
Tutkulu aşk diyorum çünkü kitapta inanılmaz derecede yetişkin içerikli, tutkulu sahneler mevcut. Okumadan önce bunu göze alarak okumanızı tavsiye ederim.
Üç kadının hikayesinde de ayrı ayrı sevdiğim, ayrı ayrı kızdığım yerler oldu ama sanırım en çok Miray ve Akın ikilisini sevdim.
Lâl ve Mert ilişkisinde Mert’in en baştaki tavırları beni delirtti. Tamam altında sebepleri vardı sonradan öğrendik ama her ne olursa olsun en başta takındığı o tavırlar ve umursamazlığı beni çıldırttı.
Pelin ve Kenan bence birbirine cuk oturan bir ikiliydi. Hoş Kenan’ın da odunluk konusunda Mert’ten aşağı kalır yanı yoktu ama Pelin’in onu devamlı alt etmesi en sevdiğim taraf oldu.
Miray ve Akın... klasik bir hikayeleri olsa da Akın’ın yaptığı şeyden sonra yaşadığı pişmanlık, devamlı kendini affettirme çabası içlerinde en çok bu ikiliyi sevme sebebim oldu. Her ne kadar başta Akın’a da çok kızsam da sonrasında yaptıklarıyla Miray gibi benim de gönlümü aldı.
Yazarın ilk yazdığı kitabıyla son yazdığı kitap arasında çok farklar var. Böyle geriye dönüp yazarların ilk çıkardıkları kitaplarını okumayı çok seviyorum. Bu sayede yazarların kalemlerinin nasıl geliştiğini de görmüş oluyorum.
Çerezlik, yetişkin içerikli, arkadaş, aşk ve tutku temalı bir