Yemin Zoraki Koca Serisi 2

8,7/10  (99 Oy) · 
252 okunma  · 
82 beğeni  · 
2.788 gösterim
Adı gibi "Kara" bir geçmişi olan, tehlikeli bir adamdı o... Hayat dolu bir genç kız için asla uygun değildi. Çoğu zaman insanı sinir edecek kadar kaba, yontulamayacak kadar sert, can sıkacak kadar suratsız ve...

...ve görmezden gelinemeyecek kadar yakışıklı!

Sığındığı karanlığı aydınlatacak bir ışığa hiç ihtiyacı yoktu. Hele güzel ve dik başlı bir sarışına asla! Ama genç kızın neşesinden etkilenmemek zordu! Onun inatçı mavi gözlerinden... Alaycı kırmızı dudaklarından… Geri adım atmayı bilmeyen cesur yüreğinden de!

Ceza öpücüğü her ikisi için de büyük hataydı! İlişkileri bir anda karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal aldığında, kalbi kırılan genç kız büyük bir yemin etti!

"Sen dizlerinin üzerinde sürünerek gelsen de... Seninle asla evlenmem!"

Tertemiz bir yüreğin granitten bir kalp ile mücadelesinde, belki de ilk kez bir yeminin tutulmaması için dua edeceğiniz, tarafınızı zor seçeceğiniz bir FMArsal romanı daha...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    611
  • ISBN:
    9786059232098
  • Yayınevi:
    Ephesus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Dilek Yalçın Düş 
02 May 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yemin tüm bitirmeme çabalarıma rağmen, kendime günlük okuma limiti koymama rağmen yine de bitti… Bitti ama ağzımda harika bir tat, yüzümde bir gülümseme bırakarak bitti.

Karahan Afrika’da yaşadığı olaylar sebebiyle granitten bir kalbe, gülmeyi bilmeyen bir yüze sahip esmer, uzun boylu, kara kaş kara göz bir FMArsal yakışıklısı… Tuğçe zengin bir ailenin kısa sarı saçlı, mavi gözlü, neşeli, hazırcevap, dik başlı, çevresi tarafından cadı olarak hatırlanan ve bir yemin ettim ki dönemem diyen bir FMArsal güzeli…

Hikayemiz Tuğçe’nin bir arkadaşının Karahan’ın yakışıklılığını keşfedip bunu Tuğçe’ye söylemesi ve Tuğçe’nin Kara’yı fark etmesiyle başlıyor. Kara’nın Tuğçe’ye verdiği ceza öpücüğüyle de olaylar tırmanıyor. Sonrasında bütün bir kitap boyunca süren eğlenceli diyaloglar başlıyor. Tuğçe sonunda o graniti kırıp altındaki aşk adamını çıkarmayı başarıyor ve kitabın başında yüzü hiç gülmeyen Kara sonlara doğru sıkça kahkaha atan birine dönüşüyor.

Kitap öyle ustaca bir kurguyla yazılmış ki, bir film izler gibi okudum tüm sayfaları. Ve o kafa sesleri! O kafa sesleri olmasa bütün FMArsal erkeklerinden nefret ederdik herhalde. Tüm FMArsal erkekleri gibi Karahan da sevgisini söyleyemeyen, kafasından geçenlerle ağzından dökülenler farklı olan biri, aslında tüm erkekler öyle ya neyse Kim ne derse desin bir erkek yazarın bu kadar güzel aşk romanları yazabilmesi, kadınları bu kadar iyi tanıyıp, hepimizin yapabileceği davranışları yazması çok sık görülen bir şey değil. FMArsal kaleminin sevdiğim taraflarından biri de bu işte.

Karahan’ın yıllar önce öldüğünü düşündüğü Osman ile karşılaştıkları sahne de benim için unutulmazlar arasında, bir dövüş sahnesiyle kamufle edilmeye çalışılsa da benim için kitabın en duygusal bölümlerinden biriydi. Bir diğer sahne de, Karahan’ın dizlerinin üzerinde titreyerek ettiği aşk itiraflarıydı. Oda kapısının önünde dikilen diğer aile fertleri gibi benim de gözlerim yaşlıydı o sahneleri okurken… Diğer FMArsal kitaplarında olduğu gibi bunda da tüm duygusal geçişleri yaşadım. Bir diyaloga kahkahalar atarken, birkaç sayfa sonra süzülen gözyaşlarımı çevremden gizlemeye çalıştım.

Yazarımız her cümlenin üzerinden tekrar geçmiş neredeyse. İkili arasındaki diyaloglar zaten keyifliydi ama düzenlemeler sonucunda daha da eğlenceli hale gelmiş. Daha önce pdf olarak okuyup, kitabı alıp almama konusunda kararsız olan arkadaşlara tavsiyem hiç tereddüt etmemeleri, pişman olmayacaklar

Ben çok beğendim çok keyif aldım okurken, taze bir nefes oldu bana, siz de okuyun pişman olmazsınız. :)