Aydınlanmanın düzen ve ilerleme ilkeleri, doğayı ve tarihi kontrol etme olasılığına duy duğu güven, sağduyuya ve evrensel insan doğasına olan inancı, şişirilmiş, tartışmaya açık, hatta tehlikeli şekilde yanıltıcı görünecek bir niteliğe büründürülebilir. 19. yüzyıl, Romantizmin ve devrimin ardından bu ilkeleri karikatürleştirdi. Kendi postmodern çağı mız, Jean-François Lyotard'ın ünlü sözleriyle, o geniş kapsamlı ilkeleri kutsayan "büyük anlatılar"ın çöküşüne tanıklık etmiştir. Aydınlanma projesi sona erdi mi? Yoksa bitmedi mi?
Fransız Devrimi, en derin manevi ve düşünsel kriz olarak tüm Avrupa'da deneyim lendi. Aydınlanma aydınlarının ayırt edici özelliği olan ortak amaç duygusunun yerini bölünme ve çatışma aldı. Kopma ve yenilenme anı, Romantizmde (ve Hegel'in felsefe sinde) manevileştirildi (ve uyumlulaştırıldı). 19. yüzyıl olguculuğun, toplumculuğun ve evrimciliğin koyduğu, "modern" olduğuna içtenlikle inanılan yeni bilimsel paradigma larda aşamalı bir ilerleme süreyini yeniden oluşturma girişimleriyle, "büyük anlatılar"a sarıldı.
Aydınlanmanın insanları kendilerini "modern" olarak tanımladılar ve bunun ne an lama geldiğini ayrıntılı olarak irdelemekte başı çektiler.