Ayışığının Karanlığı

·
Okunma
·
Beğeni
·
146
Gösterim
Adı:
Ayışığının Karanlığı
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059352673
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karina Yayınevi
Hatıralarım arasında saçımın okşandığı anlarım yok benim. Bir babanın omuzlarında hiç taşınmadım. Geceleri yatağımda bir öpücükle veyahut bir masalla hiç uyutulmadım. Sevginin, sevilmenin ne olduğunu bilmeden sevgisizlikle yoğruluyorduk. Yediğim tokatlar da acıtıyordu elbette canımı ama küçücük bir çocuğun dayaktan altını ıslatmasının vereceği utanç ve mahcubiyet duygusu, daha fazla yakıyordu canımı. Vicdanını kaybetmesin bir insan, gözünün hiçbir şeyi görmediği, sakınmadığı acılara gebe bırakır etrafındakileri. Nefretle bastığı topraklarda her şeye rağmen yeşeren papatyaların kokusu, kurgu ve gerçeğin müthiş şekilde harmanlanmasıdır bu kitap... “İnsan vahşi bir hayvana dönüşmeyegörsün! Başınıza ne gelirse gelsin hayallerinizden ve inançlarınızdan vazgeçmediğiniz sürece bir çıkış yolu mutlaka bulacaksınız." - Ayla Algan - Bazı acılar, yaşananlar gibi gerçektir. Bazı yazarlar yaşananları, çoğunluğun üç maymunu oynadıklarını tüm çıplaklığıyla yazar. İşte elinde tuttuğun bu kitap 'gerçek' bir hikâyenin yansımaları. - Aret Vartanyan- .

(Tanıtım Bülteninden)
152 syf.
·4 günde·10/10 puan
İpek ve İrem, iki kardeş...
Annelerini çok küçük yaşta kaybeden ve üvey anneleri ile büyüyen iki küçük çocuk...
Şiddet ile çocukları hizaya getirmeye çalışan hasta ruhlu ve bir o kadar sevgisiz, aciz; onların masumiyetine el uzatacak kadar acımasız bir baba...

Tüm bunların birleşmesi ile ortaya çıkan bu romanı okurken yeri geldi çok zorlandım, sebebi ise henüz çok küçük yaşta olan bir kız çocuğunun sırf "mutfak" kelimesini doğru telaffuz edemediği için babasından altını ıslatacak kadar dayak yemesiydi. Tabii bu ilk korku anları ve ilerleyen yıllarda artarak devam edeceğini bilmeden, annesine olan özlemini kendinden bir kaç yaş büyük ablası ile gidermeye çalışmasının ona bir faydası olmayacağını çünkü daha fazla şiddeti ablasının gördüğünü keşfetmesi ile sevgiye olan açlığın onun küçücük yüreğinde çıkardığı yangının çoğalarak kendisi ile büyüyeceğini bilmemesiydi...

Bir kız çocuğunun ileride bir kadın, bir anne adayı olacağını ve sağlıklı, topluma faydalı nesil yetiştirmesi gerektiğini babası hiç bir zaman fark etmeden, onun büyüyen dallarını keserek cezalandırması inanılır gibi değildi...

Bir kız çocuğunun büyüme evresinde; sevginin, güven duygusunun öneminin geleceğin kadını olmasında ne kadar önemli olduğunun, giyiminin, konuşmasının, tavır ve davranışlarının sürekli eşleştirilmesinin, hor görülmesinin ve birey olduğunun unutulmuş olmasının toplumdaki yerini sorgulatan yazar, sevgisizliğin ne derece yıkıcı olduğunu, en güvenilecek kişi olan baba figürünün gelecekte bir kız çocuğunun hayatında nasıl yaralar açacağına değinerek, kadınların kendini keşfetmesini ve her yıkıldıklarında tekrar tekrar ayağa kalkmaları gerektiğini kaleme almış...

Konusu ne kadar zor olsa da sonunu okurken, İrem'in azminden dolayı mutlu oldum.
Ya İrem kadar cesur olmayanlar?
Onlara toplumun her kesiminde rastlamak hala can yakıcı...
Umarım yazar Mehtap Koçal bu eseri ile karanlıkta kalmış nice İrem'lere ay ışığı olur...
152 syf.
·Beğendi·10/10 puan
ülkemizde kadınların durumu malum, bir şekilde hayatlarının bir döneminde erkek egemenliğinin keskin uçlarına dokunuyor yaşamları, kimileri şanslı, sıyırıp geçerken kimileri derin kesikler alıyor hayatları boyunca kanayacak olan. Bu kitap, henüz küçük bir kız çocuğuyken aldığı derin kesikleri ve onları nasıl sardığının hikayesi...
Benim ilk yaram, düştüğümde kanayan dizim sanırdım o yaşlarda. Henüz yedi yaşındaydım ilk tokadımla tanıştığımda, bir tokatla yere düşüp bir de sırtıma tekme yediğimde henüz yedi yaşındaydım...Ensemden tutulup tekrar ayağa kaldırıldığımda ve korkudan altımı ıslatana kadar dayak yediğimde, yedi yaşındaydım henüz ben.
Kucağında uyuyacağı, uyandığında yüzüne batan sakallı yanağından öpeceği babası olmalıydı çocukların. Ölmesini ister miydi hiç, bir çocuk babasının?
Susmak ne zormuş hayatta. Susarak yaşamak. Söylenebilecek onca şey varken, atılacak onca çığlık varken susmak, ne kadarda zormuş.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ayışığının Karanlığı
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059352673
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karina Yayınevi
Hatıralarım arasında saçımın okşandığı anlarım yok benim. Bir babanın omuzlarında hiç taşınmadım. Geceleri yatağımda bir öpücükle veyahut bir masalla hiç uyutulmadım. Sevginin, sevilmenin ne olduğunu bilmeden sevgisizlikle yoğruluyorduk. Yediğim tokatlar da acıtıyordu elbette canımı ama küçücük bir çocuğun dayaktan altını ıslatmasının vereceği utanç ve mahcubiyet duygusu, daha fazla yakıyordu canımı. Vicdanını kaybetmesin bir insan, gözünün hiçbir şeyi görmediği, sakınmadığı acılara gebe bırakır etrafındakileri. Nefretle bastığı topraklarda her şeye rağmen yeşeren papatyaların kokusu, kurgu ve gerçeğin müthiş şekilde harmanlanmasıdır bu kitap... “İnsan vahşi bir hayvana dönüşmeyegörsün! Başınıza ne gelirse gelsin hayallerinizden ve inançlarınızdan vazgeçmediğiniz sürece bir çıkış yolu mutlaka bulacaksınız." - Ayla Algan - Bazı acılar, yaşananlar gibi gerçektir. Bazı yazarlar yaşananları, çoğunluğun üç maymunu oynadıklarını tüm çıplaklığıyla yazar. İşte elinde tuttuğun bu kitap 'gerçek' bir hikâyenin yansımaları. - Aret Vartanyan- .

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • onur mert
  • Nurhan Işkın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0