Orijinal adıyla Belleğin Dehlizlerinde ya da Türkçesiyle Bağdat'ı Düşlemek, Haifa Zangana'nın Irak'a ait hatıratı. Buna ihtiyacı vardı Zangana'nın; çünkü bellek unutur, çünkü korkarız, çünkü susarız, çünkü ölürüz... Ve tamamen yok olur, en kötüsü bile.
8 yıldan fazla bir zamanda oluşturduğu bu kitap, Zangana'nın hapishane yaşamından sürgündeki yıllarına kadar anılarını oluşturur. Ve bunların yanında yaşanan savaşlara, Irak'ın kültürüne, insan hayatına verdiği değere ve en çokta kadına verdiği değere şahit oluyorsunuz.
.
"Sessizlik, hayatta kalmaktan duyulan utanç ve suçluluktan kaçmak için kullandığınız bir sığınak haline gelir."
Susmayın...
Yazarımız Haifa Zangana'nın İran-İrak Savaşları süresinde sahip olduğu ideoloji yüzünden yaşadığı siyasi zorlukları, hapis hayatını, işkenceleri ve yoldaş olarak adlandırdığı Komünist Parti arkadaşlarının yaşadıklarını anlattığı bir kitaptır.
Her ne kadar politikadan ve siyasetten hoşlanmasam da bir şekilde kendimi o gizeme kaptırır bir şekilde buluyorum. Kitap, bu tarz olmasının yanı sıra; Zangana'nın edebi kalemi, satırların içerisinde su gibi akmanızı sağlarken edebiyata olan susuzluğunuzu da gidermiş olacaksınız.
Can Yayınları indiriminden aldığım beşinci ve son kitap da böylelikle bitiyor. Bu da diğerleri gibi hayal kırıklığı yaratmaktan oldukça uzaktı.
Farklı ve gerçek hayatlar görmek istiyorsanız okumanızı tavsiye ediyorum.
Kitabı okurken iliklerime kadar hissettim. Saddam dönemindeki Irak rejiminin karşıt görüşteki kişilere nasıl işkence ve zulm ettiklerini anlatan muhteşem bir kitap.
Otobiyografikten ziyade daha çok zanagana'nın hatıralarında olan bir eser
Arkadaşlarıyla birlikte daha özgür, daha iyi bir ırak vatanı yaratmaktı düşlediği ama bu ona sadece acı ve cehennem bir hayat getirdi.
40 yılı aşkın anlatığı bu eserde Irak kültüründen kesitler, hapishane hayatları, düşüncelerinde boğuldu zamanları, IKP ile Ulusal Cephe adı altında hükümete katılıyor. Zangana'nın da dahil olduğu bu parti otoritlere karşı mücadele ettiği zamanları anlatıyor. Daha önce yazılmış bir itirafnameyi imzalatırıyorlar onu katil fahişe kadınların olduğu bir hücreye katıyorlar. Hücrede de acı dolu hikayeler vardır. Her bir kadının başından geçmiş insan yüreğine dokunan acılar barındırır. Sonra rüyalar londa hayatından kesitler anlatılır.
Saddam hüseyin, ırak savşlar falan olduğu dönemlerde yazarımızında ıstırap hayatını okuduk.
Kitabı kaybetmişim, tesadüfen bulduğumda “aa ben bunu okuyordum” dedim.
Sinemaların aşırı zamlandığını görüp bir kitap alır hıphızlı okurum, diye düşündüm ve en yanlış seçimlerden birini yapmışım.
Haifa Zangana.. Yoldaşlarıyla birlikte, mutlu vatandaşlarla kaynayan özgür bir vatan yaratmayı kafasına koymuş genç , ilerici Iraklı bir kadın. Hal böyle olunca "bulunduğu coğrafya gereği" hapsedilmiş, türlü işkencelere maruz kalmış, sürgün edilmiş bir kadın aynı zamanda kendisi.
Genç yaşında baskıcı rejime karşı gelen devrimci bir gruba katılıyor ve grubun amacını şöyle dile getiriyor:
"Tek istedikleri, kapılar ardında fısıltıyla konuşmak yerine eziyet korkusu olmadan özgürce konuşacakları günün gelmesiydi. Neden tarih kadar eski, günahkar, hain ya da başka suçlayıcı kelimelerle damgalansınlardı?"
Yakalandıktan sonra sürekli işkence görüyor. Ve başka kimin yakalandığını, diğer odalardan gelen, işkence edilen insanların çığlıkları ile tanıdığını söylüyor. İşkencenin boyutunu hayal etmek isterseniz sizi şöyle alalım:Yaşadığı zor günlerden çok çok sonra bile halen gece ikide, gardiyanların onlara gece sorgusu ve eziyet yapmak için geldikleri saatte uyandığını yazıyor kitabında.
..
Yakalandığında haftada bir onu ziyarete gelen, kızları hakkında endişeli ailesi çarpıcı soruyu soruyor tabii:
-Size kötü davranıyorlar mı?
- Hayır.
Yüzü iltihap ve yarayla kaplanmış her yerinde kan lekeleri olan 20 yaşındaki Haifa, bu soruya hayır diye cevap veriyor.
Diğer arkadaşlarına dair hatırladığı şeyleri, onların başına daha sonra neler geldiğini de kısaca anlatıyor bize.
En sonunda yapılan işkencelerden bir nebze de olsaa kurtulmak için hiç yapmadığı şeyleri itiraf olarak imzalamak zorunda kalıyor. Ve "fahişeler"in bulunduğu bir hapishaneye gidiyor. Kitaptaki bir diğer hususta oradaki kadınların sefaletini anlatması. Kimisi onu ölesiye döven ve eve hapseden kocasından kurtulmak, kimi de onu "arkadaşlarını eğlendirmeye"zorlayan kocasından kurtulmak için onu öldürmüş Irak'taki bu sonu
1970 lerde Irak rejimine karşı muhalefet bir grubun içinde yer alan Haifa Zangana'nın rejim tarafindan tutuklanmasıyla hapishane ve işkence günlerinin anlatıldığı kısa bir otobiyografi niteliğindedir. Yazarın Londra'da kaleme aldığı hatırlara dönüş yazıları bilinçaltının katmanlarından süzülerek gelir.
1970’li yıllarda Irak’ta Saddam Hüseyin rejimine karşı politik mücadele içinde yer aldı, daha sonra özellikle Londra’daki sürgün yıllarında edebiyata yöneldi. City of Widows (Dullar Şehri), Women on a Journey (Kadınların Yolculuğu), Not One More Death (Tek Bir Ölüm Daha Yok) Zangana’nın yapıtları arasındadır. Zangana Al-Quds, The Guardian, Al-Ahram gibi süreli yayınlara da düzenli olarak katkıda bulunmaktadır.