Baharlar Açarken

Vicente Blasco İbañez
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 53 dk.
Sayfa Sayısı:
278
Basım Tarihi:
Ekim 1998
İlk Yayın Tarihi:
1983
Yayınevi:
Engin Yayıncılık
ISBN:
9789753791182
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Blasco İbanez ile Gerceklere Dogru Simülasyonu
Puan vermedi·278 syf.··
2021 4. kitabı
Bu kitabi 8.ci sinifta okumustum, eh malum bizim de taaaa ilkokul 2 de aldigimiz 6 ayda 190 küsür kitap ile kütüphane 1.ligimiz var. Hafif bir ego kastim herhalde:D devam edelim.. Blasco İbanez'e ait olan bu kitap, sevginin iki insan icin zararli olduğunu, ask ve sevgi sadece seni hipnoz eden bir cukura cektigini ogrendim.. Tabi, bende iliskiler yapmıyorum biraz guvene takintiliyim güveni onemsiyorum :) Fakat bir iliskim olmustu, ve bu kitap bana hakli oldugunu gosterdi, eski kiz arkadasimin hayati umarim iyi gider oyle cok kindar degiliz.. İncelemeden nerelere geldik yahu? Okuyun bu kitabı okuyun, geleceginize buyuk katkilar katip mantiginizi geliştirecegini dusunuyorum.. Tavsiyemdir
Edebiyat
Baharlar AçarkenVicente Blasco İbañez · Engin Yayıncılık · 199859 okunma
Baharlar Açarken
Puan vermedi·278 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2021 14:00
Kitapla ilgili beğeni ve yorumum instagram hesabımda. İnceleme için Bookstagram hesabıma beklerim instagram.com/p/CNI93AwJ8YT/?...
Roman
Baharlar AçarkenVicente Blasco İbañez · Engin Yayıncılık · 199859 okunma
Kalbimin derinliğinde kırılan bir şeyler var.
Puan vermedi·320 syf.··
2024 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2024 22:49
Bu kitap bana tıpkı bu alıntı gibi hissettirdi. Eski ispanyada baharın doğayı süslediği ve okurken portakal çiçeklerinin kokusunun, o yemyeşil alanların defalarca betimlendiği, bu baharın ortasında klişe bir şekilde "başka dünyalara ait" olan bir çiftin aşkını anlatıyor. Baharlar açıyor açmasına da, dünyada gerçek denen şey ne yazık ki kaderimizin orta yerinde ve yine ne yazık ki bizler bir peri masalında değiliz. Bu hayat gerçekliğinin çiftimizin hayatında fazlaca can yaktığı bir hikaye. Bundan sonrası spoi içermekte!!! Hikayeyi uzunlamasına anlatmayacağım ancak söylemek istedigim birkaç şey var. Leonara her ikisinin de farklı dünyalara ait olduğunu bilmelerine rağmen Rafael'in duygularına karşı biraz daha dirayetli olsaydı, onu reddetmeye devam edebilseydi belki de bu acı hayatı yaşamamış olacaklardı. Ve Rafael, aşkından kölen olurum dediği kadını bir otel odasında onunla dünyanın öbür ucuna gitmek icin sözleşmişken terk etmeseydi, ona verilen bu şansın kıymetini bilseydi, ilişkide daha cok yara olan taraf olmazdı. Hikaye kısaca beni mahvetti. Özellikle son sahnesi, bir kaldırım taşı üzerinde birbirlerine bakarlarken arkalarına dönüp gitmeleri, Rafael'in artik onun hayalini bile kuramayacak olduğunu anlamasıyla bundan sonra bir ölü olduğunu düşünürken iş hayatındaki başarının haberini alması, Leonara'nın o dimdik, istikrarlı soğuk vedası. Bazı vedalar edilmeli. Bazen birinden gitmeli. Artık her portakal kokusu duyduğumda aklıma gelecek bir kitap oldun. Baharların açması, kışı içimizde taşımadığımız anlamına gelmiyor ve her hikaye malesef mutlu sonra bitmiyor.
Düşünce
Baharlar AçarkenVicente Blasco İbañez · Yazko Yayınevi · 198359 okunma
Puan vermedi·329 syf.··
2024 48. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2024 14:25
20. yüzyılın basında yazılmış 1970'lerde basılmış çevirisini devrimci Sinan Cemgil'in babası Adnan Cemgil'in yaptığı ve benim sahafta bulduğum bir roman Baharlar Açarken. Bu roman filme de çekilmiş ve Şuh opera şarkıcısı Leonara rolünü Greta Garbo oynamış. Çok doğru bir cast. Güçlü Leonara karakterini ancak böyle baskın bir oyuncu oynayabilirdi. Roman esas olarak üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Ispanya'daki siyasi ortam,güce tamah,el koyulan ,uckagitla ele geçen mallar,siyaseti manipüle etmek, gücün tek bir ailenin elinde toplanması konularından başlayarak yasak bir aşk anlatılmış. Rafael babasından miras kalan siyasi gücü kullanmak ,ahlaklı bir kızla evlenmek ve parasına para katmakla görevlidir. Ama onun akli bir karış havadadır. Bu sirada manastırda çok güzel bir kadınla karşılaşır ve onun pesine düşer. Bundan sonra hayatı tamamen değişmeye başlar. Ta ki annesi duruma el koyana kadar. Ikıncı bölümde dönemin sanat ortamı anlatılır. Leonara büyük bir opera şarkıcısı olana kadar bir sürü badire atlatır, tecavüz de dahil. Hani Türk filmlerinde bir klişe vardır: Meşhur olmak için yönetmenle yatmak gibi. Işte Leonara da bunların hepsini yaşar. Klişe ama gerçek!!!! Daha sonra her şeyi bırakarak ,memleketine, Alcira'ya döner ve Rafael ile tanışır. Başta bu aşka karşı koymaya çalışır ama fazla direnemez. Büyük bir aşk yasarlar.Ama toplum ve mahalle baskısı her şeyin üzerinde gelir....Romanın sonunu yazıp tadını kaçırmayayım ama Leonara 'nın her zaman güçlü bir kadın profili çizmesi romanın en güzel tarafıydı. Kadınlar her zaman erkeklerden daha dirayetli ve kararlı olmuştur. Bu romanda da yazar İbanez bunu çok güzel anlatmış. Romanda natüralist özellikler olmakla birlikte (portakal ağaçlarının çiçeklerinin kokusu burnuma kadar geldi.)romantik
Baharlar AçarkenVicente Blasco İbañez · Altın Kitaplar Yayınevi · 197059 okunma

Yazar Hakkında

Vicente Blasco İbañezYazar · 8 kitap
Ona "XIX. yüzyılın Hemingway'i" diyebiliriz. İkisi de yaşadıkları maceraların içinden, yaşanmış, yaşayan, yaşayacak, güçlü, canlı romanlar çıkarmış yazarlardır. İkisi de onaltı yaşında evden kaçmış, hayatlarını kalemleriyle kazanmış, genç yaşta dünya çapında ünlü birer romancı olmuşlardır. Yalnız ilk delikanlılık yıllarında değil, orta yaşlarda bile onlar için sürüp giden "deli-kanlılık" yıllarında da maceradan maceraya sürüklenmişler, bu arada savaş her ikisi için de en büyük heyecan kaynağı olmuştu. İkisi de tehlikeden zevk alır, hayatlarını hiçe sayarlardı. Hemingway'in bir ara merak sarıp boğalarla güreştiği İspanyol topraklarında, ondan yarım yüzyıl önce, gözünü budaktan sakınmayan bir delikanlı Blasco Ibanez de Kral XII. Alfonso'yu düelloya çağırmıştı. İki yazar arasında bir fark bulunabilirse, o da, Hemingway' in siyasetten oldukça uzak kalışı, Blasco Ibanez'in ise kendini bütünüyle siyasi davalara vermiş olmasıdır. Bu yüzden otuz kere hapse girmiştir. Vicente Blasco Ibanez 1867'de Valencia'da doğdu. Oldukça varlıklı bir ailenin oğluydu. 8 Küçük yaştan edebiyata, sanata heves sarmış, okuduğu kitaplar yoluyla kafası çağın yeni düşüncelerine açılmıştı. Bu arada, ailesinin tutucu çevresi onu sıkıyor, kişiliğini daha özgür bir çevrede arıyordu. Ortaokulu bitirdikten sonra, evinden uzaklaşıp, ekmeğini kendi kazanmak yolunu tuttu. İlk önce, günün ünlü İspanyol romancısı Fernandez y Gonzalez'in yanında çalıştı. Fernandez y Gonzalez tarihi-efsanevi romanlar yazan, hayali çok zengin, anlatımı çok güçlü bir yazardı. 1821 -1888 yılları arasında yaşamış, toplamı 500 cildi bulan 300 roman yazmıştır. Konuları öyle çabuk tasarlayıp kurardı ki yazmaya yetişemez, birçoğunu kendisi söyler, başkasına yazdırırdı. İşte şimdi Blasco Ibanez büyük yazara bu işlerde yardım ediyordu. Böylelikle, ustasından roman yazımı üzerine çok şey öğrendi. Yalnız, kendisi ondan daha çok edebiyat meraklısıydı, romanı daha bir sanat eseri olarak düşünüyordu. Bu ilk ustasının yanından ayrıldıktan sonra, gazeteciliğe başladı. Hayatını böylece kurtarırken, bir yandan da, gece sabahlara kadar çalışarak, ilk yazı denemelerini yapıyordu. Fernandez y Gonzalez gibi çala-kalem yazmak istemiyor, belirli bir çerçeve, sağlam bir yapı üzerine sanat kaygısıyla, gerçek gözlemlerle, derin duygularla, duru bir üslupla işlenmiş eserler yaratmayı düşünüyordu. Bu edebi çalışmaları arasında, düşünce savaşlarına da girişmiş bulunuyordu. Ateşli bir cumhuriyetçiydi, krallığa karşı yaylım ateş açmıştı. Bu arada, krala meydan okumuş, onu düelloya çağırmıştı. Bu yüzden, 22 yaşındayken, yurt dışına sürüldü. Genç yazar Paris'te cumhuriyetçi ülküsünün özgür havasına kavuşmuştu. Gene bir yandan edebiyat, bir yandan siyaset alanında kalem oynatıyor, her iki davasında ileri atılımlara girişiyordu. 1891' de cezası bağışlandı, yurduna döndü. Valencia'da 77 Pueblo (Halk) adında bir gazete çıkarmaya başladı. 1893'te "Valencia Hikayeleri" adındaki kitabı yayımlandı. Yıllar gene siyasi kavgalarla, hapislerle, türlü maceralarla geçti. 1898'de, macerasever yazar, İspanya-Amerika savaşından yararlanarak, Arjantin'de, Paraguay'da iki sömürge kurdu. Bunlardan Arjantin'deki Tierra del Fuego (Ateş Ülkesi) oldukça geniş çaptaydı, İspanya bu savaşta yenilip Küba, Puerto Rico, Filipin gibi topraklarını kaybedince, memlekette karışıklıklar başgösterdi. Cumhuriyetçiler gittikçe güçleniyorlardı. 1902'de XIII. Alfonso tahta çıkınca, istibdat daha korkunç bir hal aldı. Blasco Ibanez yeniden İspanya'dan uzaklaşmak zorunda kaldı. Fransa' da yaşıyor, eserlerini orada yazıyordu. 1930'da İspanya'da cumhuriyet ilan edildiği vakit, bu dava uğruna çalışmış olan yazar, ülküsünün zaferini göremeden, iki yıl önce (1928) Fransa'nın Menton şehrinde ölmüş bulunuyordu. Arkada savaşçı bir ad, ölümsüz eserler, bunlardan kazandığı milyonları bırakmıştı. Gerçekten, Blasco Ibanez daha ilk romanlarından beri bütün dünyanın ilgisini çeken bir yazar olmuştu. Bu arada, en güçlü eserlerinden biri olan Sangre y Arena (Kan ve Kum) bütün Batı dillerine çevrilmişti. Şaheseri sayılan bu roman gibi, daha birçok romanları filme alındı, yazara bu yoldan da büyük bir servet yağdı. Blasco Ibanez çağdaş İspanyol edebiyatının öbür romancıları arasından keskin çizgilerle, zengin bir kişilikle sivrilir. Bu da, onun Cervantes'leri, Lope De Vega'ları yetiştiren köklü İspanyol edebiyatına'gününün roman yapısını kazandırarak üstün bir aşamaya ulaşmış olmasından ileri gelir. Blasco Ibanez Fransa'da Zola'nın kurduğu doğalcılık akımının ispanyol edebiyatındaki temsilcisi sayılır. Bu arada, Guy De Maupassant'ın usta anlatım tarzını, bir hikayeyi beklenmedik sonuca bağlama sanatım da benimseyip geliştirmiştir. Kan ve Kum Blasco Ibanez'in sanat gücünü, canlı, parlak, duru üslubunu, renkli çizimleriyle açık yazımını hep bir arada, en iyi ortaya koyan romanlarından biridir. Yazar burada ilk önce kahramanlarının kişiliğini bize düşünceleriyle, çeşitli ruh halleriyle tanıttıktan, olayların geçeceği çevreyi en canlı renkleriyle çizdikten sonra, çok meraklı bir konuyu sahne sahne işliyor, merakın yanma duygu, duygunun yanına düşünce katarak, renkli olduğu kadar canlı, derin, yüksek bir sanat anıtı kuruyor.