Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 16 dk.
Sayfa Sayısı:
186
Basım Tarihi:
Haziran 2003
Yayınevi:
Yalçın Yayınları
Orijinal Adı:
La barraca
ISBN:
9789754880489
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·186 syf.··
2020 22. kitabı
1. basımını hala elimde bulundurduğum kıymetli kitaplarımdan birisidir. İspanya'nın Valansiya şehrinde geçen yoksulluğu anlatan olaylar zinciri, dram tarzında filmi çekilse çok güzel film olurdu diye düşünmüyor değilim.
Edebiyat
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
Klişelere öncülük etmiş
8/10
·186 syf.··
2023 35. kitabı
Biraz klişeye kaçsa da genel örgüsü ile iyi bir drama. Kitabın yazıldığı tarih düşünüldüğünde klişelere öncülük etmiş de diyebiliriz. Neden köylüleri öldürmeliyiz isimli şiire güzel bir örnek
Edebiyat & Roman
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
ETKİLEYİCİ!!!
10/10
·186 syf.·
2020 6. kitabı
Vicente Blasco Ibanez, İspanyol edebiyatının Cervantes’ten sonra eserleri yabancı dile en çok çevrilmiş romancısıdır. Benim okuduğum, Öteki Yayınevi’nin baskısı ve adı da “KULÜBE” olarak geçiyor. Kitap realist ve oldukça trajik bir konuyu ele alıyor. Kesinlikle bir başyapıt niteliği kazanmalıymış ve bu nadide esere gereken önem en azından bizim ülkemizde verilmemiş durumda. Dil,üslup ve mesaj inanılmaz etkileyici; her sahnesi gözünde canlanıyor insanın ve bu yüzden de bir “roman-film”e çok uygun. Belki de çekilmiştir filmi. Konu olarak kısa ve öz bir şekilde, ezilenin ezilene yaptığı zulmü ele almış. Muhakkak okunması gereken bir eser. Tavsiyemdir!!!
Edebiyat
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
Puan vermedi·186 syf.··
2005 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2005 12:00
Kitabın Öteki yayınevindeki baskısını "Kulübe" adıyla okumuştum.Konusunu tam hatırlamamakla beraber oldukça keyifli bir anlatımı olduğunu biliyorum.Fırsatım olsa tekrar okumak isterdim.
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
6/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2020 01:35
Aslında kitaptan en genel şekilde anladığım, kulübeye yerleşen herkes için öncesinde fazlasıyla ön yargılı yaklaşılıyor. Kasaba halkından her hangi tanınan ve sevilen birinin sözü herkes için doğru ve haklı kabul edildiği için birçok çatışma ve fikir ayrılığına düşülüyordu. Kitap genel olarak güzel ve sürükleyiciydi...
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
l'enfer c'est les autres
Puan vermedi·176 syf.··
2019 6. kitabı
Barret baba, Toprağını işlettiği "efendisi"nin gaddarlığıyla, kırılgan onurunun arasına sıkışmış bir ihtiyar. Pimento, Çiğ karakterinin kendi aynasındaki yansımasını yiğitlikle karıştıran bir korkak, bir sansar. Batiste, Hayattaki tek amacı eşine ve çocuklarına sıradan da olsa bir yaşam şansı sunabilmek olan çalışkan ve inatçı bir baba. Huerta(Köy), Küçük bir cehennemle günümüz toplumlarının, birebir örtüşen parametlerle sıkıca düğümlendiği bir habitat. Blasco Ibanez(Yazar), "Mahşerin Dört Atlısı" Ve J.P.Sartre: "Cehennem başkalarıdır." La barraca youtu.be/9v3W1l8sfxY
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2006 7. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2006 11:41
Bu kitabı 2004 veya 2005 yılında okumuştum. Valencia yakınlarındaki bir köyde toprağını bir toprak ağasına kaptırmış köylülerin kendi köylerine başka bir yerden göç eden bir aile ile haksız mücadelesini ve ezilmiş köylülerin yeni göçmen aileye karşı ne kadar acımasız olabildiğini anlatıyordu. Dili sade ve akıcı bir kitaptı şu an hatırlayabildiğim kadarıyla.
KulübelerVicente Blasco İbañez · Yalçın Yayınları · 2003108 okunma
Puan vermedi·186 syf.··
2023 19. kitabı
İspanyol edebiyatının önemli yazarlarından Vicente Blasco Ibáñez hukuk eğitimi almış, çoğunu gazetecilik yaparak geçirdiği hayatı boyunca siyasetle oldukça içli dışlı olmuş, sık sık da hükümet ve polisle başı derde girmiş. Bir yazar olarak uluslararası tanınmasını sağlayan Kulübe romanının ana hatlarını yine böyle bir kaçış döneminde oluşturmuş kafasında. Romanın girişinde bunu anlattığı çok güzel bir önsöz bulunuyor Ibáñez’in. Kulübe’ye gelecek olursam; eser, 19. yüzyılın son yıllarında, yazarın da doğup büyüdüğü Valensiya kırsallarında, henüz feodal düzenin olduğu dönemde, bir kasabada toprak sahibiyle yaşanan talihsiz bir olay sonucu terk edilmiş bir kulübede günün birinde tekrar bir toprak işçisi ailenin yaşamaya başlamasıyla gelişen olayları anlatıyor. Bu olaylar ekseninde, feodal düzende toprak işçilerinin verdikleri yaşam mücadelesini okuyoruz. Esasında oldukça aşina olunan bu konuyu işlemesinde Ibanez’i iki konuda çok başarılı buldum. Birincisi, çok da uzun olmayan (yaklaşık 180 sayfa) bir metinde, büyük şehirlerde konuşulanla kırsaldaki lehçe farklılıkları, eğitim sistemi, kırsaldaki insanların eğlence kültürleri gibi pek çok detayı ekleyerek, anlattığı dönemi ve dünyayı okurun gözünde baştan aşağı çizmekteki ustalığı. Hakikaten 19. yüzyıl sonunda bir İspanyol kasabasında berberinden öğretmenine, çiftçisinden fabrika işçisine tüm insanlarıyla gündelik hayatı ve kültürü, ana olayların arasına incelikle serpiştirilmiş olduğundan büyük keyifle kafanızda canlandırıyorsunuz. İkinci olarak da yazarın sade bir dille hem oldukça akıcı hem de bir o kadar etkileyici bir hikaye anlatması çok hoşuma gitti. Hâlâ kafamı toparlayamadığım, uzun süre dikkatimi yoğunlaştıramadığım bu dönemde ilgimi canlı tutup, beni kendi dünyasına çeken bir kitap oldu. Kısacası beğendim.
KulübeVicente Blasco İbañez · Öteki Yayınevi · 2007108 okunma
“Her şey ekmek içindi!...”
7/10
·190 syf.··
2025 16. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 12:12
“Her şey ekmek içindi!...” İspanyol yazar Vicente Blasco Ibáñez’in sadece dört günde yazdığı Kulübe, toplumsal şiddeti, sürü psikolojisini ve insanların bilinçsizce nasıl kötülüğe sürüklendiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Geçmişte yaşanan bir adaletsizlik sonucu “lanetli” sayılan bir kulübeye yıllar sonra taşınan masum bir aile, halkın önyargısı ve nefretiyle yüzleşiyor. Her fırsatta kötülükle karşılaşıyorlar. Kitap, kolektif nefretin ne kadar yıkıcı olabileceğini etkileyici bir dille aktarıyor. Yazarın Mahşerin Dört Atlısı kadar bilinmese de bu eseri de kesinlikle okunmayı hak ediyor. Gerçekçi, sorgulatan ve sarsıcı bir roman.
KulübeVicente Blasco İbañez · Dedelus Kitap · 2023108 okunma
7/10
·190 syf.·
2024 12. kitabı
1895 yılında sömürge savaşı karşıtı bir gösteriden sonra aranmaya başlamış Vicente Blasco İbañez İtalya’ ya kaçmak zorunda kalan yazar, üç ay sonra İspanya’ ya geri dönmüş ve mahkeme tarafından birkaç yıl hapse mahkum edilmiş. Milletvekili seçilince, parlamenter dokunulmazlığı sayesinde özgürlüğüne kavuşmuş. Arapların İntikamı olarak, saklandığı mahzende dört gün boyunca yazdığı kitabı, özgürlüğüne kavuşunca farklı bölümler ekleyerek Kulübe adını vermiş. Vicente Blasco İbañez den okuduğum ikinci kitap. Mahşerin Dört Atlısı kitabını da beğenmiştim. Yazar, kitaplarında betimlemeye ve olaylara çok fazla yer veriyor, karakterler arası diyalog geri planda kalıyor. İlk okurken biraz sıkılıyormuş hissi veriyor ama okurken kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Kitapta, bostan çiftçilerinin cahillikte sınır tanımadığına şahit oluyoruz. Çiftçilik için bostana yeni gelen aileye karşı alınan tavır. Yazarın satırları gibi; “ Aslında iyi insanlar” “ Burada gerekli olan tek şey eğitimdir, onların eğitilmeye ihtiyacı var. “ Ben kitabı beğendim. Yazarı okumaya devam edeceğim. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum.
İnceleme
KulübeVicente Blasco İbañez · Dedelus Kitap · 2023108 okunma

Yazar Hakkında

Vicente Blasco İbañezYazar · 8 kitap
Ona "XIX. yüzyılın Hemingway'i" diyebiliriz. İkisi de yaşadıkları maceraların içinden, yaşanmış, yaşayan, yaşayacak, güçlü, canlı romanlar çıkarmış yazarlardır. İkisi de onaltı yaşında evden kaçmış, hayatlarını kalemleriyle kazanmış, genç yaşta dünya çapında ünlü birer romancı olmuşlardır. Yalnız ilk delikanlılık yıllarında değil, orta yaşlarda bile onlar için sürüp giden "deli-kanlılık" yıllarında da maceradan maceraya sürüklenmişler, bu arada savaş her ikisi için de en büyük heyecan kaynağı olmuştu. İkisi de tehlikeden zevk alır, hayatlarını hiçe sayarlardı. Hemingway'in bir ara merak sarıp boğalarla güreştiği İspanyol topraklarında, ondan yarım yüzyıl önce, gözünü budaktan sakınmayan bir delikanlı Blasco Ibanez de Kral XII. Alfonso'yu düelloya çağırmıştı. İki yazar arasında bir fark bulunabilirse, o da, Hemingway' in siyasetten oldukça uzak kalışı, Blasco Ibanez'in ise kendini bütünüyle siyasi davalara vermiş olmasıdır. Bu yüzden otuz kere hapse girmiştir. Vicente Blasco Ibanez 1867'de Valencia'da doğdu. Oldukça varlıklı bir ailenin oğluydu. 8 Küçük yaştan edebiyata, sanata heves sarmış, okuduğu kitaplar yoluyla kafası çağın yeni düşüncelerine açılmıştı. Bu arada, ailesinin tutucu çevresi onu sıkıyor, kişiliğini daha özgür bir çevrede arıyordu. Ortaokulu bitirdikten sonra, evinden uzaklaşıp, ekmeğini kendi kazanmak yolunu tuttu. İlk önce, günün ünlü İspanyol romancısı Fernandez y Gonzalez'in yanında çalıştı. Fernandez y Gonzalez tarihi-efsanevi romanlar yazan, hayali çok zengin, anlatımı çok güçlü bir yazardı. 1821 -1888 yılları arasında yaşamış, toplamı 500 cildi bulan 300 roman yazmıştır. Konuları öyle çabuk tasarlayıp kurardı ki yazmaya yetişemez, birçoğunu kendisi söyler, başkasına yazdırırdı. İşte şimdi Blasco Ibanez büyük yazara bu işlerde yardım ediyordu. Böylelikle, ustasından roman yazımı üzerine çok şey öğrendi. Yalnız, kendisi ondan daha çok edebiyat meraklısıydı, romanı daha bir sanat eseri olarak düşünüyordu. Bu ilk ustasının yanından ayrıldıktan sonra, gazeteciliğe başladı. Hayatını böylece kurtarırken, bir yandan da, gece sabahlara kadar çalışarak, ilk yazı denemelerini yapıyordu. Fernandez y Gonzalez gibi çala-kalem yazmak istemiyor, belirli bir çerçeve, sağlam bir yapı üzerine sanat kaygısıyla, gerçek gözlemlerle, derin duygularla, duru bir üslupla işlenmiş eserler yaratmayı düşünüyordu. Bu edebi çalışmaları arasında, düşünce savaşlarına da girişmiş bulunuyordu. Ateşli bir cumhuriyetçiydi, krallığa karşı yaylım ateş açmıştı. Bu arada, krala meydan okumuş, onu düelloya çağırmıştı. Bu yüzden, 22 yaşındayken, yurt dışına sürüldü. Genç yazar Paris'te cumhuriyetçi ülküsünün özgür havasına kavuşmuştu. Gene bir yandan edebiyat, bir yandan siyaset alanında kalem oynatıyor, her iki davasında ileri atılımlara girişiyordu. 1891' de cezası bağışlandı, yurduna döndü. Valencia'da 77 Pueblo (Halk) adında bir gazete çıkarmaya başladı. 1893'te "Valencia Hikayeleri" adındaki kitabı yayımlandı. Yıllar gene siyasi kavgalarla, hapislerle, türlü maceralarla geçti. 1898'de, macerasever yazar, İspanya-Amerika savaşından yararlanarak, Arjantin'de, Paraguay'da iki sömürge kurdu. Bunlardan Arjantin'deki Tierra del Fuego (Ateş Ülkesi) oldukça geniş çaptaydı, İspanya bu savaşta yenilip Küba, Puerto Rico, Filipin gibi topraklarını kaybedince, memlekette karışıklıklar başgösterdi. Cumhuriyetçiler gittikçe güçleniyorlardı. 1902'de XIII. Alfonso tahta çıkınca, istibdat daha korkunç bir hal aldı. Blasco Ibanez yeniden İspanya'dan uzaklaşmak zorunda kaldı. Fransa' da yaşıyor, eserlerini orada yazıyordu. 1930'da İspanya'da cumhuriyet ilan edildiği vakit, bu dava uğruna çalışmış olan yazar, ülküsünün zaferini göremeden, iki yıl önce (1928) Fransa'nın Menton şehrinde ölmüş bulunuyordu. Arkada savaşçı bir ad, ölümsüz eserler, bunlardan kazandığı milyonları bırakmıştı. Gerçekten, Blasco Ibanez daha ilk romanlarından beri bütün dünyanın ilgisini çeken bir yazar olmuştu. Bu arada, en güçlü eserlerinden biri olan Sangre y Arena (Kan ve Kum) bütün Batı dillerine çevrilmişti. Şaheseri sayılan bu roman gibi, daha birçok romanları filme alındı, yazara bu yoldan da büyük bir servet yağdı. Blasco Ibanez çağdaş İspanyol edebiyatının öbür romancıları arasından keskin çizgilerle, zengin bir kişilikle sivrilir. Bu da, onun Cervantes'leri, Lope De Vega'ları yetiştiren köklü İspanyol edebiyatına'gününün roman yapısını kazandırarak üstün bir aşamaya ulaşmış olmasından ileri gelir. Blasco Ibanez Fransa'da Zola'nın kurduğu doğalcılık akımının ispanyol edebiyatındaki temsilcisi sayılır. Bu arada, Guy De Maupassant'ın usta anlatım tarzını, bir hikayeyi beklenmedik sonuca bağlama sanatım da benimseyip geliştirmiştir. Kan ve Kum Blasco Ibanez'in sanat gücünü, canlı, parlak, duru üslubunu, renkli çizimleriyle açık yazımını hep bir arada, en iyi ortaya koyan romanlarından biridir. Yazar burada ilk önce kahramanlarının kişiliğini bize düşünceleriyle, çeşitli ruh halleriyle tanıttıktan, olayların geçeceği çevreyi en canlı renkleriyle çizdikten sonra, çok meraklı bir konuyu sahne sahne işliyor, merakın yanma duygu, duygunun yanına düşünce katarak, renkli olduğu kadar canlı, derin, yüksek bir sanat anıtı kuruyor.