André Gide, iyi bir yazar. Ancak Batak kitabını yorumlamak pek o kadar kolay değil.
Romanda Virgilius'un Kır Şiirleri isimli eserindeki kahramanı Tityre ile benzerlik kuruluyor. Tityre, bir bataklık kenarında yaşayan, bundan sıkılacağı yerde bu durumu umursamayan hatta mutlu olmaya çalışan bir insan.
Yazar kendini, belki de tüm insanları Tityre'in içinde bulunduğu durum ile özdeşleştiriyor. Hepimiz, bir bataklık kenarı olan bir dünyada yaşıyoruz, ne yazık ki gidecek başka yerimiz yok, burada mutlu olmak zorunda olmamız nedeniyle arada mutlu oluyoruz. Örneğin bataklıkta birtakım gazların yol açtığı renkli ışıklar hoşumuza gidiyor, kötü kokulara alışıyoruz, bazen bu manzara hoşumuza bile gidiyor. İnsanın çaresizliği de kitaptaki ana temalardan biri bence.
Bir yazarın kitap yazma süreci, farklı bir şekilde anlatılmış. Ama amaç, kitabı yazmaktan ziyade bu süreç içinde yaşanan düşünceler ve arkadaşları olan edebiyat çevresinin tepkileri.
Kitabı sevdim mi sevemedim mi bilemiyorum. Anlatım tarzı ve söylemek istediği şeyler bakımından güzel; ama umutsuzluk, karamsarlık hissettirmesi bakımından da kasvetli ve huzursuz edici diyebilirim. Ancak yazarın amacı, okuru huzursuz etmek ise -ki büyük ihtimalle öyle- bunu başarmış gibi.