Roger Garaudy'nin Batı Terörü: Bir Medeniyet Eleştirisinin İzinde
Roger Garaudy, 20. yüzyılın en tartışmalı entelektüellerinden biri olarak, komünizmden İslam'a uzanan felsefi yolculuğunda Batı medeniyetini defalarca sorguladı. Fransız filozof, yazar ve eski komünist milletvekili, 1913'te doğup 2012'de vefat eden Garaudy, II. Dünya Savaşı'ndaki direnişinden sonra entelektüel arenada adını duyurdu. 1982'de Müslüman olmasıyla birlikte, eserleri daha da keskin bir tona büründü. Batı Terörü (orijinal adı Le terrorisme occidental, 2004), onun bu eleştirel mirasının zirvelerinden biri. Türkçe'ye Ayşe Meral tarafından çevrilen kitap (2007), Batı'nın küresel hegemonyasını "terör" kavramıyla mercek altına alıyor. Bu inceleme, kitabın ana tezlerini özetleyerek, Garaudy'nin argümanlarını hem takdir hem de eleştiriyle ele alacak – zira bir düşünürün cesareti kadar, önyargıları da tartışmaya değer.
Kitabın Ana Çerçevesi: Batı'nın "Gizli Terörü"Garaudy, "terör" kelimesini alışılmış anlamda (saldırılar, bombalamalar) değil, Batı medeniyetinin sistematik yıkım mekanizmalarını tanımlamak için kullanıyor. Kitap, Rönesans'tan günümüze uzanan bir tarihsel analizle başlıyor ve Batı'nın manevi, ekonomik, çevresel ve siyasi "terör"lerini sıralıyor. Ana tez, şu soruda kristalleşiyor: Batı, neden kendi bahçesindeki çiçekleri sularken, dünyanın geri kalanını kurutuyor?Manevi Boşluk ve "Tanrı'sız Ekonomi": Garaudy'ye göre, Batı felsefesi (Descartes'tan Nietzsche'ye) Tanrı'yı hayatın dışına iterek insanı yalnız bıraktı. Pozitivizm ve bilimcilik, her şeyi maddi ölçümlere indirgeyince, "pazar tektanrıcılığı" doğdu. Para ve tüketim, yeni putlar haline geldi.
Kitapta çarpıcı bir örnek: Batı ekonomisi, gezegenin kaynaklarının %80'ini nüfusunun %20'si için kullanıyor; bu, "eğitim katliamı"na yol