Gen ve Roxane'nın evlenmesi kadar saçma bir son hayal dahi etmemiştim. Neden kimse bundan bahsetmemiş? Ne kadar sinir bozucu bir bitişti.
Yazarın 300 sayfa boyunca gereksiz karakterlerin bile sayfalarca edebiyatını yapıp kitabın sonunda altını doldurmayacağı yeni olaylarla kapatması çok sinir bozucu. Herkesin öldüğü baskın anında bitirise bile daha iyiydi en azından sonu kendimiz hayal ederdik. Bir insanın sevgiye olan sadakatinin tafsiri beni büyük hayal kırıklığına uğrattı Gen ve Roxane en fazla dost kalabilirdi. Kalmalıydı. Çok daha anlamlı olurdu. Özellikle Gen'in Roxane'ya aşık olmadığını söylemiş olması ve Roxane açısından Gen'in, sevdiği adamın dost olarak gördüğü kişi olması. Yazar tüm bu anlamları çiyneyip geçti gibi hissettim. Her neyse tabikide böyle düşünmeyenler de vardır biliyorum ama sinirlenmemek elde değil.
Her şeye rağmen güzel bir kitaptı olay sadece Gen ve Roxane'nin aşkı değildi. Zaten olay hiç bi zaman onların aşkı da olmadı da neyse.
Çok güzel anlamlı sözler ve mesajlar vardı, karakter ilişkileri ve ruh yansıtmasını beğendim. Kendine has bir sakinliği ama aynı zamanda sürükleyiciliği vardı. Dönemin ve genel sistemin belli başlı sorunlarına dokunuşu güzeldi. Özellikle hükümetlerin kendi sistemi dışında kalanlara masum olsun veya olmasın haklı haksız gözetmeksizin yaptığı muamele ve basının bunu hiç bir zaman insanlara tüm gerçekliğiyle sunmayışı bana dünyanın genel bir sorunu olduğunu bir kez daha düşündürdü. Terör örgütü olarak adlandırdıkları bir grup çocuğun ve bir kaç yetişkinin her ne kadar esir almak gibi uygunsuz bir yola başvurmuş olsalarda aslında hepsinin vatanlarından ve alilerinden koparılmış mazlumlar olduğu gerçeği ölümlerini inanılmaz trajedikleştirdi. İnsan bunların hayatın gerçeklerinde de yaşandığını fark etmeli.
Ve Carmen o
Bel Canto
"Bir insanın tek istediği hayatta kalmaksa, başka bir şey isteme konusunda sessiz kalma eğiliminde olurdu."
O gün, o Güney Amerika ülkesinde herkes Bay Hosokawa'nın doğum gününü kutlamak için oradaydı. Üstelik dünyaca ünlü soprano Roxane Coss da sahne alacaktı. Ev sahibi başkan yardımcısıydı çünkü günlerden salıydı ve başkan dizisi olduğu için evinde kalmayı tercih etmişti. Her şey yolunda giderken birden eli silahlı teröristler içeri girmişti ve amaçları başkanı kaçırmaktı. Fakat başkanın orada olmadığı öğrenilince davetliler rehin alınmıştı.
Rehinelerin bir kısmı bırakılır ve geriye sadece 39 erkek ve 1 kadın rehine kalır. Tabi ki Roxane Coss serbest bırakılmamıştır. Zaman geçtikçe rehineler ve teröristler arasındaki bağlar kuvvetlenmiştir. Artık neredeyse kimse eve dönmeyi düşünmüyordur. Dil, kültür ve taraf farklarının anlamsızlaştığı noktada müzik ortak bir nefese dönüşür. Artık ortak dilleri müzik, aşk ve dostluktur.
Ama bir gün öyle bir şey olur ki... Bu kimsenin olmasını beklediği ya da düşündüğü bir şey değildir...
Bel Canto, İtalyancada "güzel şarkı söyleme" anlamında kullanılıyormuş. Kitabın ismi dikkatimi çok çekmişti ve tabi ki ne anlama geldiğini de öğrenmem gerekiyordu. Kitabımız bir rehine hikayesi gibi başlasa da aslında insan ruhunun en savunmasız hallerini, çatışmanın ortasında filizlenen aşkı, umudu ve insan olmanın kırılgan güzelliğini anlatıyor.
Dünya tehlikeli bir yerdi, kişisel güvenlik kavramları çocuklara yatmadan önce anlatılan bir masal gibiydi.
Eğer çocuk olmak, akşam yemeğini pişirecek bir anne babaya sahip olmak anlamına geliyorsa, o çocuk değildi.
Aşk bir eylemdi. İnsana öylece geliverirdi. Bir seçim değildi.
Merhaba bugün sizlere @annpatchettgough_writer in yazmış olduğu "BEL CANTO" kitabı ile geldim.
Daha önce yazarın,"Hollanda Evi" ve "Tom Lake" kitaplarını okumuştum ve beğenmiştim.
Bu kitap biraz daha farklı olarak müzikle iç içe düşünülmüş bir kitap.
Latin Amerika'daki bir ülkede önemli Japon iş adamı Katsumi Hosokawa icin başkanlık sarayında özel bir doğum günü daveti düzenlenir.
Dünyaca ünlü soprano Roxane Coss da davete özel olarak çağrılır.
Ama ilerleyen saatlerde korkutucu bir gelişme yaşanır ve sarayı gerillalar basar.
Amaçları hükumete karşı savaşmak ve başkanı rehin almaktır.
Ama başkan ne yazık ki davete katılmamıştı.
Gerillalar başkanın onlara teslim edilmesini,edilmezse davetlilerin hepsinin rehin tutulacağını söylerler.
Ama başkan gelmez.Rehineler ve genç gerillalar aylarca tek bir mekanda yaşamak zorunda kalırlar.
İlk başlardaki korku ve endişe zamanla bir rutine dönüşür.
Farklı kültürlerden gelen farklı dilleri konuşan bu insanların ortak noktaları çok fazla olduğu ortaya çıkar.
En önemlisi de müzik.Müziğin birleştirici gücü muazzamdır.
Bu da Roxana sayesinde oluyor.
Beş ay kadar bir süre birlikte yaşamış olan gerillalar ve davetliler arasinda zamanla harika bir bağ kuruluyor.Aşk da var dostluk da var bu bağın içerisinde.
Bakalm beş ayın sonunda neler değişecek?
Sanatın birleştirici gücünü sonuna kadar gördüğümüz bir kitaptı.
Aynı zamanda da bol ödüllü..
Benm için farklı bir kitap oldu.
Tavsiye ederim.
The Kitap Yayınları
@iremhattat
İlknurSeval S.
#thekitapyayınları #belcanto #kitapologileokuyoruz
Ann Patchett’i henüz okumamış olsam da, çokça gördüğüm Hollanda Evi kitabından biliyorum.
Hollanda Evi şu an sepetimde, o merak da yakında giderilecek.
Bel Canto, müzikal, dokunaklı, çok katmanlı bir roman.
Okurken bazı sayfalarda müzik sesi adeta kelimelerin arasından yükseliyor.
Yavaş ilerliyor ama sessizliğiyle, duygusuyla sizi içine çekiyor.
Aldığı ödüllerden bazıları:
PEN/Faulkner Award for Fiction (2002) – ABD’nin en saygın edebiyat ödüllerinden biri.
Orange Prize for Fiction (şimdiki adıyla Women’s Prize for Fiction, 2002) – Kadın yazarlar arasında İngilizce yazılmış en iyi roman ödülü.
Romanın ilhamıysa 1996’da Peru’da yaşanan Lima rehine krizinden geliyormuş.
Gerçek hayatta da bir daveti basan gerillalar, 128 gün boyunca rehin tuttukları insanlarla beklenmedik bağlar kurmuş.
Patchett o haberi okurken sormuş:
“Bu kadar uzun süre aynı yerde kalan insanlar arasında neler olurdu? Kim âşık olurdu, kim değişirdi?”
Gerçek olaydan doğmuş ama bambaşka bir yere evrilmiş bir hikâye bu.
Patchett, siyaseti geri plana çekip, müziği, sevgiyi ve insan ruhunun karmaşıklığını anlatmış.
Sonuç: müzikle, sessizlikle, insan kalabilmenin inceliğiyle örülmüş bir roman olmuş.
Bir rehine krizinin ortasında, farklı dillerde konuşan, birbirini hiç tanımayan insanlar, zamanı durdurup dış dünyayı unutuyorlar.
Ve sonunda hepsi aynı dili, müziğin dilini konuşuyor.
Herkese selamlar…
Sizlere kurgusu daha önce okuduklarımdan daha farklı , su gibi berrak ve sakince akıp giden bir kitapla geldim…
Yazarın 1996 tarihinde Peru Japonya büyükelçiliğinde yaşanan , 14 Tupac Amaru teröristinin 490 kişiyi rehin alan olaydan esinlenmiş bir kurgu roman.
Bu bilgiyide aktardığıma göre gelelim hikayemizin özetine;
“Bir Latin Amerika ülkesinde, seçkin bir kalabalık, Japon bir iş adamının doğum günü için büyükelçilikte toplanır. Geceyi unutulmaz kılansa, dünyaca ünlü soprano Roxane Coss’un sahne almasıdır.
Ama o gece, sadece bir konser gecesi değildir. Ellerinde silahlarla gelen bir grup gerilla, başkanı kaçırmak için büyükelçiliğe baskın düzenler. Fakat başkan orada değildir. Plan bozulur. Tüm davetliler rehin alınır.”
Kitabımız, 5 ay gibi bir süre başkan yardımcısının evinde geçen bir zamandan ,bu süreçte Mesnerr adında bir ara bulucunun , gerilla ve hükümet arasındaki istekleri yerine getirmeye çalışmasını , kadın ve çocuk rehinelerin ilk zamanlarda salıverilmesini , orada kalan tek kadın rehine ünlü soprano sanatçısının ve diğer rehinelerin zamanla gerillalar ile kurduğu travmatik bağı konu edinmiş.
Müziğin, tehdit altında dahi mutluluk yayması, umut vermesi , iyileştirmesi de kitabın asıl konusu aslında.
Ve öyle bir son ile bitti ki sanırım aynı yerleri bir kaç kez daha okudum.
Canım İLKNUR
tavsiyesiyle
Herkese Merhaba
Bugün sizlere Ann Patchett kaleminden Bel Canto kitabının yorumu ile geldim
Mart ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 367 sayfalık bir kitap🩵
Silahların Sustuğu, Operanın Başladığı Yer: Bel Canto
•Güney Amerika’da bir büyükelçilik binası. Japon bir iş adamı olan Bay Hosokawa’nın doğum günü için şatafatlı bir davet veriliyor. Ortamda kimler yok ki? Büyükelçiler, bakanlar, dev şirketlerin CEO’ları. Ve gecenin asıl olayı; dünyanın en büyük sopranosu Roxane Coss'un orada canlı şarkı söyleyecek olması. Tam her şey kusursuz giderken, bir grup gerilla camlardan içeri dalıyor. Hedefleri devlet başkanını kaçırmak ama başkan evde pembe dizi izlediği için partiye gelmemişSonuç? Haftalarca sürecek, dünyanın en tuhaf rehine krizi.
•Bu kitapta beni en çok çarpan şey, rehineler ve gerillalar arasındaki o keskin çizginin zamanla silinmesi oldu.
Bay Hosokawa; operaya olan aşkı yüzünden tüm bu insanları tehlikeye attığını düşünüp vicdan azabı çekiyor. Ama bir yandan da hayatının aşkı Roxane ile aynı çatıda hapis kaldığı için içten içe şanslı hissediyor. Şansın sınırı nedir gerçekten?
Roxane Coss; rehineler arasındaki tek kadın, tek umut ışığı. Sesiyle sadece rehineleri değil, silahlı militanları bile dize getiriyor.
Gen ve Carmen; kitabın gizli kahramanları. Gen, herkesin dilini konuşabilen o dahi tercüman. Carmen ise silahının ardına saklanan gencecik bir kız. Aralarındaki o yasak ve sessiz aşk, kelimelerin bittiği yerde başlıyor.
Müzik Dehası Cesar; hiç eğitim almamış bir gerilla çocuğun, Roxane'ın sesini duyunca içindeki dev yeteneğin uyanması. Savaşın ortasında operanın nasıl birleştirici bir güç olduğunu görüyorsunuz.
•Stockholm Sendromu'nu bir de roman halini okumak istiyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin.
Müzik, silahları gerçekten susturabilir mi? Ya da aşk,
ANN PATCHETT - BEL CANTO
Selam arkadaşlar nasılsınız? Okumalarınız nasıl gidiyor? Ekim ayında her ne kadar hastalıklarla meşgul olsam da, şimdiye kadar birbirinden harika kitaplar okudum ve bu güzel kitapların çoğu The Kitap Yayınları na ait
Bazı kitaplar vardır, konusundan çok hissettirdikleriyle yer eder ya, Bel Canto tam öyle bir roman
Konu başta rehine olayı gibi başlıyor, ama sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki konu bununla sınırlı değil. Farklı diller konuşan, farklı ülkelerden gelen insanlar bir evin içinde tutsak kalıyor. Ama müzik onları öyle bir birleştiriyor ki, zamanla kimse kimsenin düşmanı olmuyor artık. Müzik, kelimelerin yapamadığını yapıyor, aralarındaki tüm çatışmaları sessizce yıkıyor.
Okurken o atmosferin içine çekildim. Roxane’in şarkı söylediği sahnelerde sanki ben de oradaydım. Gerilla üyelerinin yüzlerindeki değişimi, rehinelerin yavaş yavaş birbirine alışmasını hissettim. Yazarın anlatımı o kadar zarif ve içine çeken türden ki, kitabı sadece okumuyorsunuz, her sayfasını yaşıyorsunuz resmen
Bir yandan içini burkan bir hüzün var ama diğer yandan insanlığa olan inancı tazeleten bir sıcaklık da var.
Korkularıyla, umut edişiyle, iyi ve kötüsüyle kısaca insanı okuyorsunuz. Kitabın sonu ise içimden bir şeyler koparıp götürdü, hüzünle okudum son sayfaları
Yavaş ilerleyen, ama okurun kalbine dokunan bir eser. Ben merakla çevirdim sayfaları ve sizlere naçizane tavsiyemdir. Okumalısınız mutlaka, kitapla kalın
𝘽𝙚𝙡 𝘾𝙖𝙣𝙩𝙤
𝙿𝙴𝙽/𝙵𝙰𝚄𝙻𝙺𝙽𝙴𝚁 𝙺𝚄𝚁𝙶𝚄 𝙾̈𝙳𝚄̈𝙻𝚄̈
𝚆𝙾𝙼𝙴𝙽'𝚂 𝙿𝚁𝙸̇𝚉𝙴 𝙺𝚄𝚁𝙶𝚄 𝙾̈𝙳𝚄̈𝙻𝚄̈
Herkese Merhabalar.
Sizlere yepyeni bir kitap ile geldim.
İlk başta isim ve kapak dikkatinizi çekiyor değil mi?
Kesinlikle benim de önce onlar dikkatimi çekti.
Tabi hemen gidip Google'a danıştım.
Eee hazır olmaz değil mi sizde araştırıp bakın.
Yazardan daha önce #hollandaevi kitabını okumuştum.
Kalemine ve anlatımına aşinayım.
O yüzden bu kitabı da o beklenti ile okudum.
Başlarda biraz uzun paragraflar yoruyor yavaş ilerliyor gibi geliyor ama okudukça kurguya hakim olup merak ile son sayfalara doğru gidiyorsunuz.
Yoksul bir Latin Amerika ülkesinde son derece görkemli bir doğum günü daveti verilir.
Bu başkan yardımcısı'nın evinde ünlü ve zengin iş adamı Bay Hosokawa adına bu davet düzenlenir.
Bay Hosokawa Japonya'nın en büyük elektronik şirketi olan Nansei'nin başkanıdır.
Bay Hosokawa'nın ise hiçbir şekilde diplomatik ve dostluk kurmak amacı yoktur.
Ya da o yoksul ülke de yatırım yapmak destek olmak gibi bir düşüncesi de yoktur.
Ta ki gecenin hediyesinin lirik saprano Roxane Coss olduğunu duyana kadar.
Hosokawa'nın bu ülkeye gelmesini ve daveti kabul etmesinin nedeni herkes gibi hayran olduğu Roxane olur.
Tabi o kadar insan da bay Hosokawa için gelir.
O akşam için ise başka planları olanlar vardır.
Sadece doğum günü kutlayıp Roxane'in büyüleyici sesi ile buluşup eğleneceğini düşünenler yanılır.
Çünkü gerillalar partiyi başkanı kaçırmak için basar.
Ama onların da tahmin etmediği bir şey vardir.
Başkan son anda davete katılmaktan vazgeçmiştir.
Ve planları bozulur ama hemen başka bir plan yaparlar ve tüm davetlileri rehin alırlar.
Kurgu çok güzel her gün ayrı bir heyecanla hikayeyi okudum. Kitabın anlatımı sade ve akıcı. Anlatım o kadar güzel ki müzik kulaklarımda heyecan kalbimdeydi
Bel Canto
Yoksul bir Latin Amerika ülkesi olan Peru'da elçilik salonunda verilen bir davet. Bu daveti özel yapan detaylar ise sesine insanların içmek isteyeceği kadar hayran oldukları soprano Roxane Coss'un sahne alması ve onun varlığı sebebiyle gelen Japonya'nın en büyük şirketlerinden birinin kurucusu olan Hosokawa. Tabi ki tüm bu şaşalı hazırlıklar, sopranonun davet edilmesi fakir ülke için ticari ya da sosyal yardımlar için zemin hazırlamak.
Bu güzel atmosferi bölen bir olay yaşanıyor. Ellerinde silahlarla partiyi basan teröristler , rehin almak istedikleri başkanı - son anda vaz geçip gelmemesi yle - davette bulamayınca, yapacakları tek şey davetlileri rehin almak oluyor. Diplomat ve politikacılardan oluşan gösterişli topluluk tam da bir araya gelirken, malikane, tutuklu yoldaşlarının serbest bırakılmasını talep eden bir gerilla isyancı grubu tarafından ele geçirilir. Tehditler savrulur, hayatlar kaybedilir, gergin bir pazarlık başlar ve uzun bir çıkmaza girilir.
Müziğin sihri bu ortamda geçirilen gergin günlerde insanları aşka, güzelliğe sevk ediyor. Yazarın yayınevinden Hollanda Evi kitabını okuyanlar hemen ismini görünce heyecanlanır. Bu kitapta da aşk var ve opera ile harmanlanmış haliyle.
Yazarın kitabı hakkında verdiği ön çalışma süreci, araştırmaları, en sevdiği Operaları hatta en sevdiği kitapları bile bizlerle paylaşması beni aşırı mutlu etti. Sadece eserlerinden değil hayata, müziğe, edebiyata bakışını da okuyup yakınlık kurabildim.
Rehineler ve gerillalar arasında tüm bu aylar boyunca kurulan bağlar, dostluk hatta aşk... Bir süre sonra rehine sayısındaki fazlalık teröristler için sorun olmaya başlar. İçlerinde Katsumi Hosokawa ve Roxane Coss’un da yer aldığı bir grup önemli kişi dışındakileri serbest bırakırlar. Hosokawa ve Coss bir ay sürecek bu zorlu
Amerikalı gazeteci, anı ve roman yazarıdır. Annesi roman yazarı Jeanne Ray'dir.
Bel Canto isimli kitabı ile PEN/Faulkner ödülüne layık görülmüştür. Çeşitli dergilerde makaleleri ve yazıları yayınlamıştır.