Will Smith'in başröllerini oynadığı I Am Legend (Ben Efsaneyim) filminin 1954 yılında yayınlanmış orijinal kitabı...
Richard Burton Matheson
20 Şubat 1926 - 23 Haziran 2013
Bilimkurgu, fantezi ve korku edebiyatı türlerinde eserler vermiş, Norveç asıllı Amerikalı yazar ve senarist.
Ray Bradbury'nin "20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri" saydığı Matheson, ilk öyküsünü 1950 yılında The Magazine of Fantasy and Science Fiction adlı dergide yayımladı. Born of Man and Woman (Kadın ve Erkekten Doğmuş) adlı bu öyküsünü bir korku yapıtı olarak düşünmüş; ancak öyküsünün bilimkurgu olarak kabul görmesi karşısında, bu türe yönelmiş.
1960'lı yıllardan itibaren hem yazar hem de sinema ve tv filmlerinde senarist olarak çalışmış. Polisiye, bilimkurgu, korku, fantezi ve western türlerinde sayısız roman, öykü ve senaryo yazmış.
İster gotik, ister bilimkurgu türünde olsun, eserlerinde egemen olan tema paranoyadır.
I am Legend adlı baş yapıtı paranoid bilimkurgunun doruğu sayılır.
Stephen King, Richard Matheson'u ilham kaynaklarından saydı ve "Cep" isimli romanını George A. Romero ile birlikte Matheson'a adadı.
Entertainmen Weekly dergisinin vampirlere ayrılan 7 Ağustos 2009 tarihli sayısında Anne Rice, vampirlere ve fantezi edebiyatına olan ilgisinin temel kaynaklarından birinin çocukken okuduğu Matheson öyküsü A Dress of White Silk olduğunu yazdı.
Ben, Efsane!
ilk kez 1954 yılında yayınlanan bu kitap üç kez beyaz perdeye uyarlandı.
"Last Man on Earth" ismiyle 1964 yılında, "The Omega Man (Tek Adam)" 1971 yılında ve son olarak da "I am Legend (Ben efsane)" 2007 yılında, sinema izleyicisinin beğenisine sunulmuştur.
Memleketimizde, Milliyet Yayınlarının Kara Dizi serisinde 1972 yılında "Hepimiz Vampiriz" ismiyle yayınlanmıştır
.
Daha sonra İthaki yayınları ilk olarak "Ben
Filmi çok hatırlamıyorum açıkçası. Kitap gayet tatmin ediciydi benim için. Bazı yerler sıktı çünkü biraz monoton olabiliyor. Genel olarak beğendim. Filmi de tekrardan izleyeceğim yakın bir zamanda.
Ben Efsane, kıyamet sonrası bir dünyada tek başına hayatta kalan Robert Neville’in hikâyesini anlatır. Ama görünenden çok daha derin, çok daha acıklı, çok daha karamsar bir hikaye.
Şimdi tüm dünyada bir tek sen hayatta kalıyorsun ve bir bilim insanı değilsin, sıradan bir fabrika işçisisin. Ve o kadar yalnızlık çekiyorsun ki, bazen dünyada olmamayı diliyorsun. Bir köpeğin yolunu günlerce gözü yaşlı gözleyecek kadar yalnızlık çekiyorsun.
Tamam.
Dünyaya yayılan virüsün nedeni ve nasıl durduracağını araştırıyorsun, ancak bunu rahat bir şekilde yapamıyorsun. Çünkü dışarda vampirler var.
Bunlari arastirabilmen için dışardaki vampirlere ihtiyacın var. Bu yüzden onları avlamak zorundasin. Hemde canlı. Peki karakterimiz Neville, onlardan korkuyor mu, yoksa vampirler mi ondan korkuyor?
Çocukları korkutmak için gece gelen canavar hikâyelerini biliyoruz.
Peki ya canavar dediğimiz bu vampirler, insanlığın yeni bir türüyse.
Ya canavar artık Neville'in kendisiyse? Ya canavar artık gece değil, gündüz geliyorsa?
Kimin canavar olduğuna kim karar verir???
Tüm bunlar için kitabin hepsini okumak gerek
Kitabın adı mi ?
Ben.....
Ben....
Ben, Efsane...
Spoiler içermez
.
.
.
Konu herkesin bildiği "Ben Efsaneyim" filmiyle çok benzeşiyor ki zaten film bu kitaptan uyarlama.
.
Robert Neville süpervirüse bağışıklığı olan ve vampirleşmemiş tek insan. Aynı zamanda kendi evini kaleye çevirmiş ve bir rutine uyarak hayatını sürdürüyor.
.
Ancak yalnızlığın verdiği psikoloji, rutinlerin sıkıcılaşması, eskiye olan özlem gibi durumlardan giderek yalpalıyor.
.
Filmin konusunu biraz daha etkileyici bulduğumu söylemem lazım. Güzel bir eser, konu-durum olarak ancak karakterin neredeyse tek başına olması, belli bir döngü durumuna sokmuş romanı. Ortalamanın bir tık üstü olarak değerlendirdim. Yine de post-apokaliptik ortamları seven bir okursanız okumanız gerekli.
Beklediğim gibi değildi. Beklentimin dışında daha harikaydı.
Aslında benim bu türden bir beklenti içine girmemem, daha klişe bir bilimkurgu-korku romanı okuyacağımı sanmam, sırf hayatta kalma savaşı veren bir erkeğin maceraları içerikli, belki şanslıysam da bir tık karmaşık olay örgüleriyle donatılmış "çerezlik" bir şey okuyacağımı sanmam kendi dikkatsizliğimden. Çünkü arka kapakta, romanda toplumun -ve bireyin- nihai yabancılaşması konusunun irdelendiği açıkça yazıyor.
Daha katmanlı, daha dolambaçlı ve daha felsefik bir roman -ama çok da değil- özellikle son sayfalara doğru bu açıkça kendini hissettiriyor. Şahsen beğendim.
Kitabı okurken kendimi sadece bir kitabın içinde değil, neredeyse başka bir gerçekliğin içinde buldum. O kıyamet sonrası dünyanın kurulu düzeni çökmüş ama asıl yıkım sanki insanın içindeydi. Evet, vampirler vardı ve gerçekten korkunçlar ama asıl tehlike yalnız kalmış bir zihnin içinde insanlığımızın neye dönüşebileceğini görmekti. Karakterle çok kolay bütünleşiyorsunuz. Günleri sayarken onunla birlikte uyanıyor, sarımsakları yeniliyor, camları kontrol ediyor ve müzik dinliyorsunuz. Bunların hepsi bir hayatta kalma rutini gibi görünse de bence aslında aklını yitirmemek için tutunduğu şeylerdi. Hele ki etrafındaki sessizlik, Robert kadar yalnız hissetmeniz çok mümkün. Aynı zamanda kitap alışılmış kıyamet sonrasından farklı, evet bir bakıma korku öğesi olarak vampirler var ama aynı zamanda yazar olup bitenleri bilimsel bir temele oturtmaya çalışmış. Bu yönü beni ayrıca etkiledi. Zaten kitap o kadar sürükleyici ki, bir çırpıda bitiyor. Ben çok keyif aldım. Eğer benim gibi geç kaldıysanız, daha fazla beklemeyin derim :’)
Bir yerde okumuştum; kitaptan uyarlanıp başarılı olan filmlerin kitapları genellikle çok iyi olmaz. Elbette bunun tam tersi pek çok örnek de mevcut. Benim bu deneyimimde ise film çok iyiydi ancak kitap ve film arasında neredeyse çok az bağ vardı.
Kitabın kendisine gelecek olursak, ilk başlarda tam bir felaketti benim için. Yazar, baş karakterin geçmiş ve şimdiki zamanlardaki gelgitlerini ve psikolojik olarak yaşadığı yalnız kalma sorunlarını aktarırken okuyucuyu çok zorlamış. Ortaları yine aynı şekilde vasat geçen bir kitaptı.
Son bölümler ise, gerek hareketlilik gerekse vampirlerle ilgili ilk defa mantıklı bir açıklama yapması açısından ilginçti benim için.
Maalesef genel olarak beğenmedim, vasat bir kitaptı. Yazarın, tek başına kalmış bir insanın psikolojisine inmeye ve bunu anlatmaya çalışması; o dönemin şartlarına göre bakıldığında iyi ve başarılı bir çaba olarak görülebilir. Ancak benim için heyecan yaratmayan bir kitap deneyimi oldu.
Filmi izlemeden kitabı okumak istedim. Bende oluşturacağı hayal sinemasını deneyimlemek güzeldi.
Açıkçası korona günlerinde okunası bir kitaptı. Hızlı ve akıcı... Yaşadığımız karantina sürecini anlamlı hale getirmek adına okudum bu kitabı.
Bende bıraktığı hisse gelirsek benim soylediğim belki de bir çok kişinin söylediği bir tabir geldi aklıma "40 delinin içinde bir akıllı o topluluğun delisidir".
Çoğunluğun müthiş zulmü diyorum özetle.
Hepinize heyecanlı okumalar dileğiyle.
Ben EfsaneyimRichard Matheson · Artemis Yayınları · 2017904 okunma
BEN,EFSANE-RICHARD MATHESON,208 sayfa,
“Öyle bir dünya ki cinayet umut etmekten daha kolay.”
*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*
Kıyamete hoş geldiniz!
*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*
Koronavirüs ve benzeri virüsler yeni bir dünya düzeni kurma projesi midir? 2019 yılının ortalarında dünya bir virüs salgı ile karşı karşıya geldi.Evlerimize kapandık,kendimizi dış dünyadan soyutladık,maskelerimizi taktık ,eve gelen her şeyi yıkayıp dezenfekte ettik,çantalarımızdan dezenfekteleri ve maskeleri bulundurmayı ihmal etmedik,sosyal mesafe hayatımızın baş köşesine kuruldu.Sokaklar boşaldı,sokağa çıkma yasakları başladı ️ve çok farklı bir yaşam tarzı hayatımızın baş köşesine yerleşti.Özellikle izole ve yalnız yaşamlar hayatımızın değişmez kuralı oldu. O güne kadar dikkatimizi çekmeyen veya sadece hayal ürünü kabul ettiğimiz kitaplara ve filmlere daha çok dikkat eder olduk.Özellikle de bu tür,dünyanın düzenini alt üst eden virüslerle ilgili filmler ve kitaplar. ..
*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*
Richard Matheson’un “Ben,Efsane” kitabı da bunlardan biri.1931-2013 yılları arasında yaşamış olan yazar bilimkurgu,korku ve fantazi kitapları konusunda bir çok ödüller alırken Ben,Efsane ve The Shrinking Man gibi romanları ile ünlenip bir çok defa filme çevrilmiştir.
*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*
1954 yılında yayımlanan “Ben,Efsane”romanı belki o yıllar için garip,fantastik gelmiş olabilir ama şu son yıllarda yaşadığımız olaylarla bize hiç de yabancı değil…Virüsler …nükleer/soğuk savaş …salgın…kıyamet…zombiye dönüşmüş insanlar
Ben,Efsane kısa bir roman olmasına rağmen tüm bu konuları işlemiş ve özellikle yalnızlık teması,kısılıp kalma duygusu eserin tamamına yerleşmiştir…
*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*
Hikaye 1976 yılı Ocak ayında başlar…Tüm dünyayı etkileyen bir hastalık,insan
Ben Efsaneyim'i defalarca kez izledim, favori filmlerimden birisidir. Filmin kıtabının da var olduğunu görünce hemen alıp okumak istedim. Size şunu söyleyebilirim ki, film ne kadar güzelse kitap da o kadar vasat. Filmdeki aksiyonların hiçbirini kitapta beklemeyin ya da sonunu filmdeki gibi sanmayın. Kitabın sonu da olağanüstü düzeyde vasat bittiğini düşünüyorum.
Ayrıca kitap tamamen Ben Efsaneyim ile sınırlı kalmıyor, yanlıs hatırlamıyorsam 7-8 tane daha hikâye var. Hikayeler fena degildi, ama filmini cok sevip kitaptan da güzel bir şeyler bekleyenler için tavsiye etmiyorum.
Ben EfsaneyimRichard Matheson · Artemis Yayınları · 2017904 okunma
Matheson, Norveç göçmeni bir anne babanın oğlu olarak doğdu. Brooklyn'de büyüdü ve Brooklyn Technical High School'dan 1943'te mezun oldu. Orduya girdi ve 2. Dünya Savaşı'nda piyade olarak görev aldı. 1949'da University of Missouri'de gazetecilik bölümünden mezun oldu. 1951'de California'ya taşındı. 1952'de evlendi ve üçü kendisi gibi yazar olan (Chris, Richard Christian ve Ali Matheson) dört çocuğu oldu. Matheson'un ilk romanı Someone Is Bleeding1953'te yayımlandı.
23 Haziran 2013 tarihinde Los Angeles, Kaliforniya'ta hayatını kaybetti.