Beng-ü Bâde

Fuzuli
Yazar:
Fuzuli
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı:
184
Basım Tarihi:
17 Ocak 184
Yayınevi:
Kalender Yayınevi
ISBN:
9786059080200
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2024 08:43
Fuzûlî gibi mutasavvıftan ancak böyle bir şaheser çıkar. Adeta böyle bir mesnevi risalesi insanı nasıl büyülediğini, kimi yerde tasavvura daldırdığını okuyunca anlayacaksınız. Kısaca mürekkebinden Allah aşkı damlıyor... Bu arada okuyacak olanlara tarihî değil, tasavvuf kitabı olarak değerlendirip okusunlar. Tasavvufun terimleri araştırsınlar tahlil etsinler. Roman gibi akıcı değil, tefekkür ederek okunacak bir eser.
Edebiyat
Beng-ü BâdeFuzuli · Kalender Yayınevi · 184191 okunma
"Derler ki bir hayâldir dünya İtibar edilmez bir rüya"
Puan vermedi·127 syf.·
2020 86. kitabı
Izdırar ve kederi arınma ve içsel bir yolculuk olarak görüp kemâle ermenin yolu addeden, kalbe dair bu şiir macerasında aşk ummanına yelken açan divan şiirinin en güçlü kalemlerinden Fuzulî. Mahlas ne hoş değil mi? Tıpkı dünya gibi fuzuli. “Nedir ki şu dünya ve avanesi Hayat dediğin ölmek endişesi” beytinde olduğu gibi. Beng ü Bâde ve belki de lise edebiyat derslerinden çoğumuzun Fuzulî’nin eseri olarak bildiğimiz ama çoğumuzun açıp okumadığı, içeriğini dahi pek bilmediği mesnevisi. Mesnevi deyince Mevlana gelmesin akla. Mesnevi bir nazım biçimi ve bu eser de 444 beyitlik bir mesnevi. Eserde Beng (Esrar) ve Bâde (Şarap) ın kendilerini övmeleri, birbirlerini yermeleri ve sonunda savaşmaları anlatılıyor. Dönemin siyasi kilimi esere yansımış Beng ile Şah İsmail, Bâde ile de 2. Bayezid timsah edilmiş. Hatta Divan Edebiyatı’nda “patronaj” yani eserim makam sahiplerine sunumu ve onlardan mükafat bekleme durumu oldukça yaygınmış.  Akış içerisinde müthiş bir denge var. Önce Bade’nin kendisini övmesi, Saki’den Beng’in haberini alması, meclisindekilerin savaşma kaçma ve hile yapma tekliflerini beğenmeyen Bade’nin elçi göndermeyi tercih etmesi ve elçi olarak giden kanı bozuk Boza’yı göndermesi ve ihanete uğraması. Akabinde Beng’in kendini yücelttiği kısımlar yine meclisindekilerin Bade’ye yapılan teklifler gibi tekliflerde bulunması ve Beng’in de elçi olarak Macun’u göndermesi, aynı sonuç: ihanet. Görüldüğü gibi iltimas geçilmemiş hiç birisine. Hitam kısmında Beng için her şey iyi gitmekteyken Bade’nin adak adaması sonucu Allah’ın inayeti ile Bade’nin kazanması ve esir aldığı Beng ve meclisindekileri salmasıyla mesnevi son buluyor. Ötüken baskısının hem cildi çok hoş, albenili hem de sürelere yapılan göndermelerin, söz sanatlarının dipnotlarda açıklanması eseri anlaşılır kılmış.
Edebiyat
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Fuzûlî'nin Cengâverleri: Şarap ve Esrarın Temsili Kavgası Divan Edebiyatı alanında okuduğum ilk eserdi. Betimlemeler ve yeni yeni öğrendiğim kelimelerle karşılaşmak beni hem zorladı hem de meraklandırdı. Bu yüzden eseri birkaç kez okumak durumunda kaldım. Ancak bu süreç oldukça keyifliydi. Beng ü Bâde, Fuzûlî'nin 444 beyitten oluşan kısa bir mesnevisidir. Beng ile Bâde’nin hem kendi aralarındaki atışmaları hem de onları temsil eden karakterlerin meclislerindeki tartışmalar, okuyucuya hayli zengin ve mizahi bir anlatımla sunulur. Eserde yalnızca iki ana karakter değil; pek çok soyut kavram da somutlaştırılarak (teşhis) ve konuşturularak (intak) olay örgüsüne dâhil edilir. Fuzûlî, bu eserinde “kuru” (esrar) ile “sulu”yu (şarap) sembolik bir savaşa sokar ve zaferi şaraba verir. Bu zafer, edebî açıdan yalnızca bir mecaz değil; dönemin siyasî, kültürel ve mistik anlam dünyasını da yansıtan derin bir simgedir. Bâde’nin meclisinde yer alan Saki’nin bir süreliğine Beng’in meclisine yönelmesi, Bâde’nin meclisinde büyük bir infial yaratır. Herkes Saki’ye sert eleştiriler yöneltir. Ardından Bâde, meclisine danışarak bir çözüm yolu arar. Savaş çağrısı yapanlar olur; “vurup savaşalım” diyenler çıkar. Ancak Bâde, doğrudan savaşa girmek istemez. Önce nasihatle durumu çözmek ister. “Eğer öğütleri dinlemezlerse, savaşmak boynumun borcudur,” diyerek elçi göndermeye karar verir. Bu noktada “mayası bozuk” Boza, kendisine görev verilmemesine rağmen elçi olmak ister. Bir ara o kadar coşar ki, Beng’in barışı kabul etmemesi hâlinde onu alaşağı edeceğini söyler. Bâde, bu teklifi kabul eder. Boza’ya, Beng’in kötülüklerini anlatan sözleri aktarıp onu elçi olarak yollar. Fuzûlî gibi dehalar söz meydanına çıktığında, mesele ne anlatıldığından ziyade nasıl anlatıldığıdır. Bu mesnevideki esas güç,
Divan
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 22:22
İncelemeye başlamadan önce, her türlü psikoaktif maddenin (kurular, sulular farketmez) bağımlılık riski taşıdığını ve insan sağlığına (hem fiziksel hem ruhsal) çok zararlı olduğunu hatırlatayım. Şimdi geçelim incelememize... Fuzuli bu kısa mesnevisinde beng (esrar) ve badeyi (şarap) birbirleriyle karşı karşıya getiriyor. Bade Şah İsmail'i simgeliyor, beng de 2. Bayezid'i. Önce sırayla her ikisi de esiyor gürlüyor, ben şöyle aslanım böyle kaplanım. Ama sona gelindiğinde galibiyeti badeye veriyor Fuzuli. Bu mesnevinin Şah İsmail'e sunulduğu düşünülünce, galibiyetin badede kalması gayet isabetli olmuş tabi :) Tarihi karakterlere aşırı sempati veya antipati beslemeyi genel olarak saçma bulsam da 2. Bayezid benim için bu konuda istisnadır. Tahta çıktığında babasının kitaplığını dağıttığını öğrendiğimden beri kendisinden hiç hazzetmem. Sen kalk 2. Mehmet gibi bir entelektüelin oğlu ol ve bu kadar ... neyse... :) 2. Bayezid'in Amasya'da geçirdiği 27 yılında esrar kullandığı biliniyor. Ne kadar süre kullandı, ne miktarda kullandı bilinmez ama kendisinin aşırı sakin mizaçlı olduğu, olaylar karşısında ne sinirlendiği ne de sevince kapıldığı söyleniyor. Bu tepkisizliği, uzun süreli kannabis kullanımına bağlı amotivasyonel sendrom gibi görünüyor burdan bakınca. Ve bu kişi koca bir ülkeyi yönetiyor. Kristof Kolomb'un Amerika'ya gitmeden önce kendisinden yardım talep ettiği, 2. Bayezid'in reddettiği biliniyor. Aynı şekilde Leonardo Da Vinci'nin kendisine bir köprü projesi sunduğu ve 2. Bayezid'in onu da reddettiği söyleniyor. 2. Mehmet mezarında ters dönmüştür kesin oğlunun bu vizyoner tutumları karşısında. 2. Bayezid'den sonra gelen 1. Selim keskin mizacıyla biliniyor, belki babasının bu aşırı sakinliğine tepkidir bu durum kimbilir. Müskirat ve mükeyyifat insanlık tarihinde epey
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
Divan Edebiyatı 101
Puan vermedi·127 syf.··
2022 3. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 00:04
Izdırar ve kederi arınma ve içsel bir yolculuk olarak görüp kemâle ermenin yolu addeden, kalbe dair bu şiir macerasında aşk ummanına yelken açan divan şiirinin en güçlü kalemlerinden Fuzulî. Mahlas ne hoş değil mi? Tıpkı dünya gibi fuzuli. “Nedir ki şu dünya ve avanesi Hayat dediğin ölmek endişesi” beytinde olduğu gibi. Beng ü Bâde ve belki de lise edebiyat derslerinden çoğumuzun Fuzulî’nin eseri olarak bildiğimiz ama çoğumuzun açıp okumadığı, içeriğini dahi pek bilmediği mesnevisi. Mesnevi deyince Mevlana gelmesin akla. Mesnevi bir nazım biçimi ve bu eser de 444 beyitlik bir mesnevi. Eserde Beng (Esrar) ve Bâde (Şarap) ın kendilerini övmeleri, birbirlerini yermeleri ve sonunda savaşmaları anlatılıyor. Dönemin siyasi kilimi esere yansımış Beng ile Şah İsmail, Bâde ile de 2. Bayezid timsah edilmiş. Hatta Divan Edebiyatı’nda “patronaj” yani eserim makam sahiplerine sunumu ve onlardan mükafat bekleme durumu oldukça yaygınmış. Giriş kısmında Halil İnalcık’ın “Şair ve Patron” isimli çalışmasına bu teze ilişkin delillerin sunulduğu belirtiliyor. Ötüken Neşriyat baskısında sunuş kısmı gayet başarılı ve açıklayıcı olmuş benim çok hoşuma gitti. Ancak bu eser özelinde Fuzuli’nin padişaha sunup mükafat bekleyip beklemediği tartışmalı. Akış içerisinde müthiş bir denge var. Önce Bade’nin kendisini övmesi, Saki’den Beng’in haberini alması, meclisindekilerin savaşma kaçma ve hile yapma tekliflerini beğenmeyen Bade’nin elçi göndermeyi tercih etmesi ve elçi olarak giden kanı bozuk Boza’yı göndermesi ve ihanete uğraması. Akabinde Beng’in kendini yücelttiği kısımlar yine meclisindekilerin Bade’ye yapılan teklifler gibi tekliflerde bulunması ve Beng’in de elçi olarak Macun’u göndermesi, aynı sonuç: ihanet. Görüldüğü gibi iltimas geçilmemiş hiç birisine. Hitam kısmında Beng için her şey
Edebiyat
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
Deryaların gaybından haber veren "Şarap ve Esrar'ın" manzumesi...
Puan vermedi·127 syf.··
2022 43. kitabı
Fuzûlî gibi mutasavvıftan ancak böyle bir şaheser çıkar. Adeta böyle bir mesnevi risalesi insanı nasıl büyülediğini, kimi yerde tasavvura daldırdığını okuyunca anlayacaksınız. Kısaca mürekkebinden Allah aşkı damlıyor... Bu arada okuyacak olanlara tarihî değil, tasavvuf kitabı olarak değerlendirip okusunlar. Tasavvufun terimleri araştırsınlar tahlil etsinler. Roman gibi akıcı değil, tefekkür ederek okunacak bir eser. Kötüleyenlere ve art niyetli olanlara sözüm: Yarasalara bu güneşin ışığı ağır gelir...
Edebiyat
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
Kısa bir Bade
9/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2024 00:00
Kısaca üç cümle ile size bana neler kattığını açıklayacağım. Kişileştirme sanatı çok yerinde kullanılmış. Dönemin siyasi olayları yine bir sanat ile gözler önüne seriliyor. Beng ve Bade'nin yaşadıkları ise ders verir nitelikte.
Şiir
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2024 186. kitabı
Beng ü Bade, Fuzuli'nin 444 beyitlik bir kısa mesnevisi. Mesnevi sözünden umumiyetle Mevlana'nın eseri akla gelmekle beraber esasen mesnevi, doğu edebiyat mecrasının nazım türlerinden biri. Fuzuli'nin Beng'i (Esrar) ve Bade'yi (Şarap) kişileştirerek, kendileri ve birbirleri hakkında konuşturduğu bu küçük mesnevisini daha önce Bal Kaşığım kitabıyla tefekkür alemine yelken açan Murat Kaymaz Dresden nüshasından hazırladı. Okuyucu, Beng ü Bade'de, bu ikisi dışında pek çok mücerret karakterin, gayet müşahhas maceralarında onlara yarenlik edecek. Şarabın hizmetinden asla geri durmayan Meze'yi, kahır ateşinde yanan Kebab'ı ve daha nicelerini tanıyacak. Onları tanırken de belki sık sık "...evet Şarap tam da kendinden bekleneni yaptı yahut vay hain Boza, zaten mayasının bozukluğundan belliydi..." diyerek sırlara vakıf olacak. Ve bütün bunları ancak şairin dehasıyla, bizim için başka bir alemden, şiirin ülkesinden devşirmesiyle bileceğiz. Gidip de toplayana aşk olsun, ama gidemeyen için de çerçinin küfesinde taşıdığı yemiş helal olsun.
Beng ü BadeFuzuli · Ötüken Neşriyat · 2019191 okunma
8/10
·37 syf.··
2025 165. kitabı
444 beyitlik bir mesnevi. Eserde Beng (Esrar) ve Bâde (Şarap) ın kendilerini övmeleri, birbirlerini yermeleri ve sonunda savaşmaları anlatılıyordu Fuzuli değerli yazarlarımızdan..
Beng ü BâdeFuzuli · Maarif Basımevi · 1956191 okunma

Yazar Hakkında

FuzuliYazar · 22 kitap
Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (Fużūlī (فضولی); d. 1483, Hilla - ö. 1556, Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir. Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir. Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur. Türkçe Divanı'nın önsözünde; “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir. Türkçe, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır. Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir. İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır. Irak'ta yaşamıştır. Hayatı yoksulluk, bahtsızlık ve ilgisizlik içinde geçmiştir. Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı atmosferi şiirine yansıtmıştır. Kendisi çölde yaşamış; çöl kimsesizlik, hasret ve hüzün demektir. Fuzuli bu unsurları şiirinde yoğurmuştur. Fuzuli şiirlerinde Tek Varlık görüşünü en fazla işleyen şairdir. Onda "Visal" (Allah'a kavuşma) isteği kuvvetlidir. Ama vuslat yoktur. Tasavvuf onda yaşı ve sanatı ilerledikçe koyulaşmıştır. Divan edebiyatında ilah-i aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyiti bunu açıkça gösterir. "Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır." Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir. Ölüm, toplum, yoksulluk, felsefe, tabiat temalarını hep bu aşk etrafında yazmıştır. Çağdaşlarına göre sade bir dili vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe'yi çok iyi bilen şairin gücü; bu üç dilden aldığı kelimeleri kullanıp, bunlarla düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerinden sayılmaktadır.