Beş Türk Eyaletine Doğru

·
Okunma
·
Beğeni
·
49
Gösterim
Adı:
Beş Türk Eyaletine Doğru
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755746739
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
1898 baharında Harran'la olan tanışıklığımı yeniledim ve ilk fırsatta devam etmeye kararlı olduğum bazı araştırmalar başlattım. Bu araştırmaları yapabilmem için Cambridge Koleji'ndeki yetkilileri, 1899 yılının güz dönemi için gerekli iznimi nazikçe ayarladılar. İngiltere'den üç ya da dört ayımı Suriye Çölü'nde geçirmek niyetiyle ayrıldım; fakat Şam'a ulaştığım zaman gerekli izni alamayacağım gerçeğiyle karşı karşıya kaldım. Sonuç olarak ben de daha önce görmediğim yerleri dolaştım ve Halep, Bağdat, Musul ve Van'ı ziyaret ettim; dönüş yolu olarak da Ağrı Dağı, Erivan ve Batum güzergâhını seçtim...

Bu küçük kitabı toparlayabilmem için kullanılan notlar günü gününe düşülmüştür. Bazı hatalı sayılabilecek fikirler olay yerinde vücut bulmuştur ve müteakip araştırmalara dayalı değildir. Bir kitaptan daha fazlasını yazmamakla suçlandım ki böylesini yapmak daha kolay olurdu. Yazdıklarımı tarihî ve coğrafî bilgilerle şişirebilir; hatta bu tarihî ve coğrafî bilgileri daha önceki çalışmalardan edinebilir ve bu çalışmaları yapan adamların yavan ve değersiz eleştirileri, tavırları ve yargılarıyla daha büyük bir kitap oluşturabilirdim. Ben basitçe kendi gözlemlerimden edindiklerimi belirtmeyi ve bölgedeki gazetecilerin veya küresel gezginlerin her şeyi bilen tavrını taklit etmemeyi tercih ettim.
-Mark Sykes-
118 syf.
·1 günde·5/10
Okuduğumuzda neden topraklarımızda cirit attığını bir türlü anlamıyoruz! Çok temiz duygular ile gelmiş! Aylarca doğu ve güneydoğu sınırlarımız da gezinmiş ancak ne amaçla gezindiğini bir türlü açıklamayan! Ser verip sır vermeyen bir gezgin! Mark Sykes'ı biliyoruz, ne amaçla topraklarımızı arşınladığınıda çok iyi biliyoruz. Kitabın doğru cümleler içeren tek kısmı Türkler'in misafirperverliğidir. Sykes & Picot'ya dair ufacık bir ipucu dahi yok kitapta. Samimi değil, hiç beğenmedim...
118 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitap 9 bölüm, önsöz, dizin kısımlarıyla birlikte 118 sayfadan oluşuyor.

Kitap iç sayfada yer alan, "Misafirperverlik ve nezaketleriyle
yolculuğumu mümkün kılan Türk Sultanının sivil ve askerî memurlarına ithaf olunmuştur" diyerek başlıyor.

1899 yılında seyahate başlar ve Suriye içinde gerekli izinler alınamadığı için, daha önce görmediği yerleri dolaşmaya karar vererek Halep, Musul ve Van'ı ziyaret eder ve Ağrı dağı, Erivan ve Batum yolunu kullanarak İsanbul'a döner. En önemli durumda burada yazılan düşüncelerin tamamen kendisine ait olduğunu, hata olabileceğini, kitabın boyutunun küçük olduğunu ve bunun sebebinin de, başkaları gibi gerekli gereksiz şeyleri yazarak sırf kitap sayfaları kalınlaşsın diye yazmadığını ve tarihi hikayeleri bu kitabın içine almayıp, daha anlaşılır olmasını sağladığını ifade ediyor. Kısacası, öznel yapı içerdiğini, kesinlikle nesnel yapı içermediğinin bilinmesini başta okuyucuya açıklıyor. Bu da kitabı okuyan okuyucu için bir açıklayıcı not oluyor. Okurun da buna göre okuyup, kendi yargısına, düşüncesine ulaşmasına yardımcı oluyor.

Kitabın giriş kısmında seyahate başlama tarihi, seyahatte kullanılan araç gereçler, yanında bulunan tercüman ve hizmetliler; bunların mensup oldukları din ve bölgeler anlatıldıktan sonra bir yerden bir yere giderken 'buruldi' belgesinin gerekliliği, ayrıca eğer tehlikeli bir bölgeden geçilecekse buna uygun destek zaptiyelerin de alındığını belirtiyor.

Tercümanın ismi İsa ve yol boyunca sohbet ederlerken, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Türkler hakkında fikir alışverişinde de bulunurlar.

Dolaştığı yerleri sadece üstün körü gezmemiş; her yönüyle gözlemleyip ona göre notlar alıp, günlük tutmuş.
Bölgede yaşayan insanların, gelen yabancılara karşı takındıkları tavır, geçtikleri yerde bulunan tarihi yapıların durumu,
insanların zaman kavramını (nereye giderse bir saat ilerde denmesine karşılık söylenmiş cümle, çünkü bir saat bazen beş dakika bazen yedi saat olabiliyormuş) nasıl ifade ettikleri okuyabilir ve giyim-kuşam farklılıkları ya da alet edevatın kullanımında yaşanan 'doğu' mantığıyla olaya yaklaşımı sayfalar içinde görülebiliyor.

Gezdiği ya da yolculuk sırasında uğradığı köy, şehir ya da geçtiği dağ, patika, nehir gibi yerlerle yaşadığı zorlukları, soyguncuları, aşiret çatışmalarını, yabancılardan hoşlanmayan ahaliyi, şehrin ileri gelenleri yani kaymakam, şeyh gibi mevki sahipleri ile yaşadığı olumlu veya olumsuz olayları da anlatır.

Mark Sykes, Rusya Batum'a kadar gider ve oradan tek başına İstanbul'a dönerek seyahatini tamamlar.

Ve son sayfalarında 'ek' olarak sunulan kısımlarda hikaye ve röportaj da mevcut.


Notlar:

+ Kitabın arka kapak yazısı yeterli ama ön kapakta kullanılan fotoğraf, kitabın orijinalinde de var mı? Yoksa - yok diye biliyorum- o zaman Türk yayımcı kapak iç kısmına o fotoğraf hakkında okuyucuya bilgi verseydi daha yerinde olurdu. O fotoğraf nerede çekilmiş gibi. Bu fotoğraf ve çerçevede bulunan kişiler diğer kitapta Darül İslam'da belirtiliyor.

+ Kitap; yazar, diplomat, gezgin olan Mark Sykes'in 1899 yılında Arap yarımadasının kuzeyinden Türkiye'nin doğusuna kadar yaptığı geziler dolaysıyla bu coğrafyada bulunan ya da geçtiği bölgelerde duyduğu, gözlemlediği dini, siyasi, etnik, askeri, kültürel olayları kendine özgü diliyle ve tamamen öznel bir tutumla yansıttığı bir çalışmadır.

+ Nesnellikten uzak - zaten kendisi de bunu baştan belirtiyor-. Şam'dan başlayıp, Halep, Deyr, Bağdat, Musul, Bitlis, Van, Şengül ve oradan Rusya toprakları içindne Batum'a ve oradan da İstanbul'a dönüşü anlatılıyor.

+ Seyahat için gerekli izinlerin alınma süresinden başlayarak, coğrafya da yaşadıkları ve duyduklarını yansıtır. Bazı kesimler tarafından hoş karşılanmayacak cümleler de sarfeder.

+ Arap, Türk, Kürt, Ermeni, Müslüman, Hristiyan, Musevi ve mezhep inanışına sahip insanlarla yaşadıklarını seyahat boyunca tuttuğu notlardan okuyoruz.

+ Kitabın 1900'lü yıllların hemen başında geçtiğini de unutmamamk gerekir. Dünden bugüne bir zaman tünelinde dolaşırız.

+ Hırsız, pis, kötü, çirkin vb. çeşitli sıfatların geçtiği kitapta, yaşanılanı veya görüneni anlatarak durumu yazmış.

+ Beş Türk Eyaletine Doğru kitabı bize bu coğrafyaynın bugün değil, dün de çok değerli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

+ İnsanların yemesinden içmesine, kültüründen, yaşayışına ve ısınmak için yaktığı tezeğe kadar çok şeyi bulabilrsiniz.

+ Kitabın içinde çok fazla resim yok. Kroki, harita hiç yok. Bunun sebebini kitabın başında açıklıyor.

+ Kitap 1900 yılında İngiltere'de basılmıştır ve telif hakkı olmadığı için eğer İngilizce biliyorsanız İngilizcesini bulup, okuyabilirsiniz.

+ Orijinal baskı da yer alan Fotoğraf ve resimlerin listesi bu Türkçe baskıya konulmamış. 1900 baskısından çeviri yapılmışsa niçin bunlar eklenmemiş bilmiyoruz.

+ Dizin kısmı olması - orijinalinde de var- iyi.

+ Sykes - Picot gizli anlaşmasının mimarlarından biri olan Mark Sykes'in hem bu hem de Darül İslam kitabının (hem de daha Türkçe yayımlanmayan kitapları), gizli anlaşmada etkili olduğuna inanıyorum. Gerektiğinde köy köy dolaşarak, o bölgede yaşayanlar hakkında bilgileri toplayıp bir kısmını kitaplara diğer kısmını da İngiliz Dış İşleri Bakanlığına göndermiş diye düşünüyorum ve arşivde mutlaka birşeyler çıkar. Genelde Lawrence'yi duyduk ama çok sayıda
'görevli' bu coğrafyada dolaşmış ve hala dolaşmaya devam ediyor. Lawrence kadar tanınmasa da Getrude Bell 'sınırlar çizen' bir kadın olarak şu an ki, bu coğrafyadaki yapay devletlerin 'kurucu' ismidir. Mark Sykes'de erken yaşta ölmeseydi belki daha neler neler yapardı. İsrail devletinin kurulması için yaptığı uğraşları okuyunca bazı şeyler daha kolay anlaşılır.

+ Çeviri de göze çarpan hata ise "Bir zamanlar Nazi Ülkesinden..." diye geçen bölüm. Okurken bir an da durup, şunu sormuştum: Hangi Nazi ülkesi?
Eğer tekrar basılacaksa o kısmı düzeltmelerinde fayda var. Çünkü Nazi değil, başka şey olacak ve İngilizcesinde zaten ne olduğu yazıyor. (Ya da ben öyle anladım ve ayrıca o sayfaların çevirisinde bir sıkıntı var gibi gözüküyor...)

+ Kitap 7-9 Nisan 2018 tarihinde okunup, notlar çıkarılmış ve 23 Ekim 2018 tarihinde yazıya dökülüp, siteye eklenmiştir.

+ Tavsiye ederim.
O gün Yezidilerin, yani şeytana tapanların kampından geçtik ve ben yanımdaki memurun nefretine rağmen kampa doğru sürdüm. Kamptaki tüm erkekler uzaktaydı, sadece kadınlar ve çocuklar kalmıştı. Onlar lanet bir ırktandılar ve denildiği kadar da kötü görünüyorlardı. Çadırlarıysa oldukça tuhaftı, etrafları sap ve kamıştan örtülerle çevrelenmişti ve çatıları da siyah bedevi kumaşından yapılmıştı.
Fırat’ın suyu o kadar kirli ki, bir bardağı bununla doldurduğunuzda bardağın diğer tarafını görebilmeniz mümkün değil.
"Belirtmem gerekiyor ki, ben kendi yolculuğum boyunca imparatorun (Sultan 2. Abdulhamid) yetkililerince yoluma konulan en küçük bir sorun bile yaşamadım ve hatta tek bir an bile benden şüphelenildiği hissiyatına kapılmadım."
"Küstahlık ve aptallık beni daha Rusya topraklarına adım attığım ilk adımda selamladı.. O sırada bir çavuş da dışarı fırladı ve pasaportumu istedi ki ben de verdim. Beş dakika boyunca pasaporta baştan aşağı baktı ve sonra da Rus vizesini okumuş gibi yaptıktan sonra başını salladı ve bana geri verdi. Eğer bu bir Türk kulübesi olsaydı yemek ikram edilirdi ve benim hoş tutulmama imtina edilirdi; fakat burada bir bardak su istediğimi işaret ettim ve adam elime bir bardak tutuşturup su pompasını gösterdi. İlk anda çok şaşırdım; ama son anda medeniyete (!) geri döndüğümü ve daha fazla Türk topraklarında olmadığımı anladım. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beş Türk Eyaletine Doğru
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755746739
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
1898 baharında Harran'la olan tanışıklığımı yeniledim ve ilk fırsatta devam etmeye kararlı olduğum bazı araştırmalar başlattım. Bu araştırmaları yapabilmem için Cambridge Koleji'ndeki yetkilileri, 1899 yılının güz dönemi için gerekli iznimi nazikçe ayarladılar. İngiltere'den üç ya da dört ayımı Suriye Çölü'nde geçirmek niyetiyle ayrıldım; fakat Şam'a ulaştığım zaman gerekli izni alamayacağım gerçeğiyle karşı karşıya kaldım. Sonuç olarak ben de daha önce görmediğim yerleri dolaştım ve Halep, Bağdat, Musul ve Van'ı ziyaret ettim; dönüş yolu olarak da Ağrı Dağı, Erivan ve Batum güzergâhını seçtim...

Bu küçük kitabı toparlayabilmem için kullanılan notlar günü gününe düşülmüştür. Bazı hatalı sayılabilecek fikirler olay yerinde vücut bulmuştur ve müteakip araştırmalara dayalı değildir. Bir kitaptan daha fazlasını yazmamakla suçlandım ki böylesini yapmak daha kolay olurdu. Yazdıklarımı tarihî ve coğrafî bilgilerle şişirebilir; hatta bu tarihî ve coğrafî bilgileri daha önceki çalışmalardan edinebilir ve bu çalışmaları yapan adamların yavan ve değersiz eleştirileri, tavırları ve yargılarıyla daha büyük bir kitap oluşturabilirdim. Ben basitçe kendi gözlemlerimden edindiklerimi belirtmeyi ve bölgedeki gazetecilerin veya küresel gezginlerin her şeyi bilen tavrını taklit etmemeyi tercih ettim.
-Mark Sykes-

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Emre
  • F S
  • S. Ali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%33.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0