Büyük Selçuklu Devleti'nin Gölge Kurucusu Çağrı Bey'in hayatını anlatan, kısacık ama her sayfası dolu dolu olan, Osmanlı dolayısıyla biraz arka bahçemizde kalan bir döneme güzel ışık tutuluyor, zaten kaynaklara dayanan araştırma kitabı olduğu için de hikayelerle kafanızı bulandırmıyorsunuz. Devamında gene Cihan Piyadeoğlu 'nun Sultan Alp Arslan ve Nizamülmülk 'ün Siyasetname ile tamamlanılması elzemdir.
Büyük selçuklunun ayak seslerini ve selçuklu devletinde kimin öncü rol üstlendiğini belkide 1071’in kartalını bu denli iyi yetiştirenin kim olduğunu anlayabiliriz.
Cihan Piyadeoğlu / Çağrı Bey.
Selçuklular'ın kuruluş hikayesi.
1973 yılında Rize'de Doğan Cihan Piyadeoğlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. Ortaçağ tarihi anabilim dalında Yüksek Lisans yaptı, bir dönem İran'da akademik çalışma için kaldı. 2008 yılında doktor unvanını aldı. Halen İstanbul medeniyet Üniversitesi tarih bölümünde Profesör olarak görev yapmaktadır.
2020 Kasım ayında, oğlumun adı da olan Çağrı bey'i yeniden okumak istedim. Õnce Can Güzel'in Bozkır'da iki Cengaver Tuğrul ve Çağrı Bey kitabı daha sonra Ahmet Haldun Terzioğlu'nun Tuğrul ve Çağrı beyler romanı son olarak da Cihan Piyadeoğlunun yazdığı Selçuklularının Kuruluş Hikayesi; Çağrı Bey kitabını okudum.
Kitap akademik bir mantıkla ama herkesin anlayacağı bir üslupla kurgulanmıştır. Önsöz ve giriş bölümünden sonra, devletin kuruluşuna kadar Çağrı Bey'in yer aldığı birinci bölüm, Dandanakan zaferi sonrasında Çağrı Bey'den bahseden ikinci bölüm, Çağrı Bey'in ölümü ve kişiliğinin yer aldığı üçüncü bölümü,sonuç,kronoloji, kaynakça ve indeks takip etmektedir. Çağrı bey'e ait paraların görsellerinin yer verilmesi kitaba zenginlik katmıştır. Sayfa 21'de yer alan haritada, akarsular gösterilirken, Maveraünnehir bölgesine Fırat nehri'nin yazılmış olması ise bilenlerde küçük bir tebessüme sebebiyet verecektir.
#Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
"Oğuzlar’ın Kınık Boyu’na mensup bir topluluk, yeni yurtlar bulmak ümidiyle bölgeden bölgeye sürüklenmekteydi. İlk bakıldığında başta kendileri olmak üzere hiç kimse, gelecekte dünyanın en büyük devletlerinden birini kuracaklarını hayal bile edemezdi."
Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucuları arasında yer alan ancak hakkında sınırlı bilgiye sahip olunan Çağrı Bey hakkında yazılmış oldukça bilgilendirici bir eser..
Bana Selçuklu tarihini sevdiren Cihan hocanın yazmış olduğu, dili sade, açık ve anlaşılır olan muhteşem bir kitap. Kuruluşu hakkında ve Çağrı Beyin doğu seferi hakkında bilgiler yer alan bir eser. Selçuklular'a ya da Selçuklu-Gazneli münasebetine ilgisi olan birisinin bu kitabı okuması lazım.
Çağrı beyin nasıl savaşçı bir kişiliğe sahip olduğunu büyük Selçeklu devletinin kurulmasında en önemli kişinin olduğu dandanakan savaşında Gaznelilere karşı kaçmayı değil savşmak gerektiğini kardeşi Tuğrul Bey ve amcası Musa yabguya kabul ettirdiği aldığı kararı çok güzel anlatılmış çağrı beyin aslında Bütük Selçuku Devletinin gölge sultanı olduğunu anlatmaya çalışmış kitapta.
Çağrı Bey - Cihan Piyadeoğlu
Çağrı Bey; Selçuklu Hükümdarı olan Selçuk Bey’in torunu, Mikail Bey’in oğlu, Tuğrul Bey’in kardeşi ve Alp Arslan’ın da babasıdır.
İsmi, kardeşi Tuğrul Bey’in gölgesinde kalmış olmasına rağmen, Selçuklular adına çok önemli hizmetlerde bulunmuştur.
Selçukluların kuruluş aşamasında ki en kritik anlarda Çağrı Bey’in imzası vardır. İleri görüşlülüğü, kıvrak zekası ve savaş stratejisi kabiliyetiyle muazzam bir ordu komutanı olmuştur.
Gazneliler; askerlerinin savaşlarda yorgun düşmeleri ve yiyecek kıtlığı çekmeleri, hayvanlarının susuz ve yemsiz kalması gibi sebeplerle Merv’e gitmek istiyorlardı. Aslında bu karar yanlış bir karardı ve Meclis’te bunun yanlış bir karar olduğu Sultan’a bildirilmişti. Lakin Sultan Mesud, bu kararının kesin olduğunu ve itiraz edecek olanların boynunu vurduracağını ilan edince reaya için kararı uygulamak dışında yapacak başka hiçbir şey kalmamıştı...
Çağrı Bey ise düşmanlarının yaşamakta olduğu bütün bu durumların farkında olarak, Tuğrul Bey ve amcası Musa Yabgu’da dahil olmak üzere çevresinde ki herkesin aksine onların üzerlerine gidilmesinde ısrarcıydı. Ve böyle de oldu: Selçuklu ordusu, Dandanakan Hisarı’nın yanında Gazneliler ile savaştı ve büyük bir galibiyet alarak resmen kurulmuş oldu.
Tabii tüm bunların yanında Tuğrul Bey ve Musa Yabgu’nun hatta Çağrı ve Tuğrul bey ile anne bir kardeş olan İbrahim Yınal’ın da devletin genişlemesinde önemli katkılarının olduğunu unutmamak gerekiyor ki Tuğrul Bey devletin yönünü Batı’ya -yani Anadolu’ya- çevirmesindeki en etkili kişiydi. Ergin Ayan’ın yazmış olduğu Tuğrul Bey isimli kitabı da fırsat bulur okuyabilirsem onu da yorumlayacağım inşallah. Keyifli okumalar dilerim.
Genellikle Tuğrul Bey’in gölgesinde kalan Çağrı Bey, aslına bakıldığında Büyük Selçuklular’ın kurucusu ve bir nevi “Gölge Sultanı”dır.
Kitabı değerlendirirsek, beğendim ve bir solukta bitirdim.
Aslında alanımın dışında kalan bir konu ama çok kıymetli bir yerden hediye geldiği için okudum. Bir gün gibi kısa bir sürede bitirdiğim bu çalışma Selçuklular’ın kurucusu Çağrı Beyi dolu dolu anlatmış. Cihan Hocamızın emeklerine sağlık..
1973 yılında Rize'de dünyaya geldi. 1992 yılında başladığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden 1996 yılında mezun oldu. Aynı yıl Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine başladı. Aynı anda Farsça ve Arapça dersleri aldı. Bir yıl sonra Tahran'a giderek Farsça eğitimime devam etti. 1999 yılında Prof. Dr. Erdoğan Merçil danışmanlığında hazırladığı; Büyük Selçuklular Döneminde Atabegler adlı tezimi savunarak Yüksek Lisansını tamamladı. 2000 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde Araştırma Görevlisi kadrosuna atandı. 2002 yılında Doktora yapmak üzere İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nde görevlendirildi. 2008 yılında Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın danışmanlığında; Büyük Selçuklular Döneminde Horasan (1040-1157) adlı tezle Doktor unvanını aldı. Aynı yıl geri döndüğü Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak bir süre daha görev yapan Piyadeoğlu, 2011 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Yardımcı Doçent Doktor olarak göreve başladı. 2012 yılından buyana aynı bölümde doçent doktor ünvanıyla görev yapmaktadır.