Giriş Yap
Muhammed Sert
@LarsPorsena
Üniversite
12 Aralık 1998
61 okur puanı
13 Ağu 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Mademki toprağın üstünde gamdan kurtulamayacağım, bari altına gireyim de kurtulayım!
ve bir kitap okudu
258 syf.
·
10 günde okudu
·
Puan vermedi
Reklam
·
Reklamlar hakkında
bir kitabı okumaya başladı
Osmanlı Toplumunda Aile
8.3/10 · 434 okunma
Yeni Alman İmparatorluğu'nun otoriter yapısı 1890'lardan itibaren reaksiyoner bir nitelik kazandı. Demokratik hareket ve düşünceler, sosyalist akımlar gizli bir terör ve sistemli bir kontrolle önleniyordu, imparator eleştirilerin üstünde tutuluyordu. Bu konuda İngiltere hükümdarlarının dokunulmazlığı örnek gösteriliyordu, ama Alman Kayzeri İngiltere Kraliçesi gibi sempatik, tarafsız, devlet işlerine müdahaleden çekinen bir monark tipi değildi. Başına buyruk, maceraperest ve baskıcı tavrıyla her konuda ortaya çıkıyor, ama eleştirilere karşı da hükümdarlık kurumunun kutsiyetine sığınarak mümkün olan bütün önlemleri alıyordu. Dönem içinde imparatora hakaretten dolayı fikir adamları, gazeteciler, karikatüristler mahkeme önünde hesap veriyordu. Bazen imparatorun âlicenaplık taslayarak bunları affettiği de olurdu, imparatorluğun siyasal rejim ve ideolojisi Prusyalılık üzerine kurulmuştu. Prusyalılık otoriter devletin idealleştirilmesidir; demokrasi bu ülküye ve siyasal kültüre yabancıdır. Prusyalılık aristokrasinin yönetimi demektir. Bu ideoloji hayatın her safhasını ve her kurumu düzenlemişti. Gerçi parlamento vardı, ama bu parlamento üç sosyal sınıfın ayrıcalıklarını gözeten bir seçim sistemiyle kuruluyordu. Parlamento eleştirir, ama hükümete güvensizlik oyu veremezdi. Hükümete sadece kayzer güvensizlik gösterebilirdi. Çoğunlukla son karar aristokraside, onunla bütünleşen burjuvazide ve hükümdardaydı.
"Bilge ve tecrübeli kimseler kimi zaman bana şöyle demiştir: "İşte, gökyüzü mavi, güneş çok sıcak. Acelen ne için? Hayatın hoşluğuna niçin halel getiriyorsun? Burada herkes geç kalır. Yapacağın tek şey onlara katılmak. Belirlenen saatte gelen kişi, zamanını boşa harcama riskini göze almıştır ve sonuçta bu hiç de eğlenceli değildir. Dolayısıyla bu kadar hassas olma. Mutlak kusursuzluk hem pek faydalı değildir hem de çok sakıncalıdır. Esneklikten yoksundur, hayal gücünden yoksundur, neşeden, hatta haysiyetten yoksundur."
Kadınlarımızın insanlığa çocuk doğurmaktan başka faydası yokmuş gibi görülüyor; müzik aletleri veya mücevherat gibi sadece bir hizmet nesnesi olarak görülüyorlar. Ancak cinsimizin yarısını hatta belki de daha fazlasını kadınlar teşkil etmektedir. Onları başkalarının maişetini ve gelişimini sağlamaktan alıkoymak halk iştirakinin temel kurallarını ihlal etmektedir. Sanki milletimiz yarısı felçli bir vücuda benzemektedir. Ancak kadınlar zihni ve fiziki yeterlilikleri bakımından erkeklerden aşağıda değildir. Kadim zamanlarda kadınlar savaş dahil bütün erkek faaliyetlerine iştirak ediyordu. Köyde kadınlar hâlâ tarım ve ticaret işinde ortaktır... Kadınların aramızda böyle ayrı tutulmasının sebebi onların tamamıyla cahil, kadınların hak ve sorumluluk, fayda ve zarara dair hiçbir şey bilmedikleri yönündeki algıdır. Kadınların bu konumu dolayısıyla birçok kötü sonuç doğmaktadır. En temelde bu durum, çocuklarını kötü yetiştirmelerine yol açmaktadır.
Sayfa 84 - 1867'de Tasvir-i Efkâr'daki Namık Kemal'e ait makale
2
24
231 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17