Sosyal medyada kapağını görüp aklımda kalan bir kitaptı çil kuşu, illa okumalıyım dediklerimden değil. Bazen çok dikkat gerektirmeyen , dili ve anlatımıyla sizi yormayan birşeyler okumak istersiniz aynen o kitaplardan çil kuşu.Dili sade , üslûbu akıcı...
Peki ya konusu? Açık söylemek gerekirse sıradan bir aşk romanı beklentisi içindeydim. Hele ki son bölümleri okuyana kadar da inceleme filan yazacağımı hiç düşünmemiştim. Kitap bir türk filmi havasında ilerlese de sonun da bitirdiğimde aslında yazarın annesinin hayat hikayesi olduğunu öğrendim ve bu konuda iki satır da olsa yazmak istedim. Evet konu, ülkemizin kanayan yarası; kadına şiddet, okutulmayan kız çocukları... Kadının bir ömre sığdırdığı bütün sıfatları görüyoruz kitabı okurken. Şiddet, istismar, toplum tarafından dışlanma, mezhep çatışmasından doğan ikilikler...O kadar çok söylenecek söz var ki konu hakkında kısa ve öz olarak güzel sığdırmış Merve Dağlı 280 sayfaya ve şunu bir kez daha idrak ettim ki; Hayatta bir şeyleri başarabilmemiz için tek ihtiyacımız olan şey inanç! Her nerde ve ne koşulda olursak olalım ama sadece bir gün hayalimizi gerçekleştirebileceğimize olan inancımızı hep koruyabilmek mesele.
Mehmet Aslantuğ ' un bir söyleşide söylediği gibi "Hiçbir kadın geleceğini bir adamın vicdanına, aşkına, günün sonunda bir gün aklının karışmasına bırakmamalı"
Sevgili anneler ,babalar önce kitabı okuyun ,sonra kızlarınızı okutun ,bu ve buna benzer örnekleri okutun,okula gönderin, kendi ayaklarının üstünde durmasını öğretin,hayallerinin peşinden gitmesini...
Çünkü kadındır bir toplumu eğiten, yücelten. Nasıl düşünebiliriz toplumun bir kısmını göklere çıkartırken bir kısmını aşağıya çekmeyi...
Evet arkadaşlar mevzu çok derin yazmakla sığdırılmayacak kadar doluyum bu konuda.Dediğim gibi Merve