Kitabın adı ÇIPLAK HAYAT olacak. Yazım yanlışı mevcut. Bu düzenlemenin yapılması için nereye ulaşmam gerektiği konusunda fikri olan varsa çok sevinirim.
Çıplak HayatLuigi Pirandello · Aylak Adam · 201520 okunma
#birihiçbiribinlercesi başyapıtındaki Olmak-görünmek arasındaki tezatı maske-yüz ikileminden sorgulayamama durumu, okuduğum bu ilk hikaye kitabında da sürmekte maalesef. Hayal gücüne karşın yeni bir şeyler verememe ve hemen hepsinin son cümlelerinde olayın belli olması bir okur için sıkıcılığı arttırıyor, inanın. Mussolini döneminde tiyatro yetkilisi olan faşist yazara kızgınlığımdan asla değil (sanatçı nihayetinde) ama maddi zorluklar altındaki bir döneminde deneysel olabilmek adına belki 'her güne bir hikaye' gibi zorlama metinler yazarsanız ve toplam 246 adette kalan bu kısa öykülerden (15 cilt) fazla bir şey beklerseniz; edebiyatın büyülü dünyasını BENCE hafife almış olursunuz. Evet; Nobel almış (!) olabilirsiniz belki ama "Italyanların Sait Faik'i" yaftasını asla hak etmemelisiniz (Sait Faik'i iyi bilen olarak kızgınlığım bundan).
Eserdeki 15 hikayeden ilgimi çekenler ise; iki felçli arkadaşın hikayesi Dokunuş ile kadın -erkek ilişkileri sorgusunu barındıran Acı Su oldu. Gerisi!
Çıplak HayatLuigi Pirandello · Aylak Adam · 201520 okunma
Luigi Pirandello (28 Haziran 1867 -10 Aralık 1936), İtalyan yazar. Özellikle oyun yazarı olarak tanınmıştır. Roman ve kısa hikâyeleri de vardır. 1934Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.
Yaşamı
Luigi Pirandello, 1867'de Sicilya'nın güneyindeki Agrigento şehrinde doğdu, 1936'da Roma'da yaşamını yitirdi. Arkasında büyük bir sanatçı olarak ün bıraktı. Ölümünden iki yıl önce Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştı. Bütün dünyada başarı ve ün kazanmıştı ama, oldukça geç ve sıkıntılarla dolu güç bir yaşamdan sonra.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Pirandello, Palermo'da okuduktan sonra Bonn Üniversitesi'ni de bitirip Roma'ya yerleşti. Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı. 1893'te ilk önemli yapıtı Marta Ajala'yı yazdı. Bu eser, 1901'de L'Esclusa adı ile yayımlandı. 1894'te ise ilk kısa hikâye kitabını yayımladı. Aynı yıl evlendi ve evlilik hayatı ile birlikte edebiyat çalışmaları arttı. Bu arada ardı ardına bir oğlan bir kız çocuğu sahibi oldu. 19. yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başı Piradello için büyük bir yazınsal verimlilik dönemi idi. Ne var ki 1903 yılında babasının işinin bozulması üzerine aile bütün varlığını yitirdi. Hem babasının tüm servetini yatırdığı hem de eşinin çeyizini yatırdıkları kükürt yatakları bir sel baskını ile yok olmuştu. Felaketi öğrendiği anda eşi Antonietta yarı-felç geçirdi ve yaşadığı psikolojik şok nedeniyle akli dengesi tedavi edilemez ölçüde sarsıldı. Pirandello, başlangıçta intiharı bile düşündüyse de zamanla durumu kabullendi ve öğretmenlik yapmaya başladı. İşte geçen günlerin ardından hasta eşinin başının beklediği geceler boyu Il Fu Mattia Pascal adlı yapıtı yazdı. Bu eser, o günleri anlatan otobiyografik öğeler taşır ve kısa sürede büyük başarı kazanarak Almanca'ya çevrilmiştir. Gün geçtikçe Pirandello'nun bir yazar olarak ünü ve başarısı artımış, öte yandan özel yaşamı gittikçe aşırı kıskanç ve şüpheci olan, hatta saldırganlaşan karısı yüzünden zorlaşmıştır.
İtalya'nın I. Dünya Savaşı'nı girmesi üzerine oğlu da savaşa katıldı ve Avusturyalılar'a esir düştü. 1917'den itibaren önemli tiyatro eserlerini yazmaya başlayan yazar, 1919'da eşini akıl hastanesine yatırmak zorunda kaldı ancak daha sonra onu hastaneye yatırdığı için büyük acı duyarak evde bakmak istedi ama Antoniette hem hapishanesi hem sığınağı olan hastaneyi terketmedi.
Pirandello 1925'te Mussolini'nin desteği ile Roma Sanat Tiyatrosu'nun sanat yönetmeni oldu. Bu destek ona dünya çapında ün ve dünya turu yapma olanağı getirdi.
1925-1926 yılları arasında son ve en önemli romanı olan "Uno, nessuno e centomila" 'yı (Bir, Hiçkimse ve Yüz Bin) yazdı.
1934 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan 2 yıl sonra 10 Aralık 1936 günü Roma'daki evinde tek başına iken hayatını kaybetti.