Dünyanın en feci şeyi hayatın ta kendisidir.
Caroline Maria de Jesus, 1914 yılında Brezilya'nın Minas Gerais kentinde doğmuştur. Henüz ikinci sınıftayken okulu bırakır. Büyüyünce Sao Paulo'ya göç eder. Kentin "çöplük" ü olarak kullanılan Favela' da 3 çocuğu ile yaşam savaşı verir.
15 Temmuz 1955'te kızının doğumuyla günlük tutmaya karar verir. 19 Mayıs' ta şöyle yazar: "Burada Favela'da herkes binbir zorlukla çırpınır durur. Ama bunu benden başkası anlatamaz. Bunu başkalarına faydalı olabilmek amacı ile yapıyorum." İçinde bulunduğu sefaleti gayet yalın bir dille anlatır. Bu sefaletten kurtulmak için elinden geleni yapar. Durmadan çalışır. Çoğu zaman bu duruma dayanamaz ve isyan eder. "Hâlâ kâğıt topluyorum, sevmiyorum bu işi. O zaman kendi kendime 'Rüya görüyormuş gibi yap.' diyorum." Anılarında "Yedirdim." diye yazıyor. "Tavada kızaran yağın sesi ne kadar güzel gelir kulağa ve görüntüsü. Çocuklar ona baktıkça gülümsüyorlar. Hele kuru fasulye ile pilav olunca bayram ediyorlar."
Başka bir yerde şöyle diyor: "Bir zaman sonra sadaka ile aldıkları bu yırtık pırtık paltoların yerine, politikacıların dağıtacağı yenileri gelecekti. Ben de payımı alacağım, ben de onlardanım, istenmeyen şeyleri giyiyorum."
Ne kadar büyük bir acı! Bir insan! Şımarık, elindekine şükretmeyi bilmeyen, önüne konan yemeğe burun kıvıran insanın yemeyip çöpe attığı yemeği alıp yiyen bir insan! Giyecek başka bir şeyi olmadığı için istemediği kiyafetleri giyen bir insan! Caroline bu insanlardan sadece biri. Sesini duyurabilmek için yazmış. Peki yazdıkları ses getirmiş mi? Kitabın arkasında 1960'lardan günümüze milyonlarca baskısı yapıldı, dünyanın hemen hemen bütün dillerine çevrildi yazıyor. Hayatını araştırdığımızda karşımıza şu bilgi çıkıyor: Kitap basıldıktan sonra bu sefaletten kurtulmuş.