Gerçek olaydan kurgulanmış olan bir eser olan bu kitap güzel, sizi içine çeken bir aşk hikayesi ile başlıyor. Daha sonra Coya'nın ataları olan bu çiftin inançları sebebiyle yerlerinden yurtlarından edilip Manisaya göç edişleri ile devam edip Coya'nın ve ailesinin İzmir'e uzanan yaşamları ile devam ediyor, Coya'nın evlatları ve torunlarının hikayesi ile de son buluyor, ama bu kitap için bir sondan bahsetmek biraz saçma olur zira kitapta sonsuzluğa çokça atıfta bulunmuş yazar. Atalarımızın, bilinç, duygu, his, tecrübe ve bilgileri ile tarihsel bir devinim içerisinde her daim bizim içimizde yaşadıklarına vurgu yapılmış.
Kitapta ilahi aşk ve insani aşk konuları gitgelli olarak işlenmiş, olay akışı çok hızlı ve daha çok şiirsel bir hava ile güzel mesajlara yer verilmiş ki bence yazar zaten olay akışından çok aşk, kader, din, inanç çatışmaları, kadın-erkek ilişkileri, evlat sevgisi, aile bağları gibi konulara daha çok dikkat çekmek istemiş. Yazarın felsefesine hayran kaldım. Gerçekten güzel bir kitap sadece ben olay akışına da daha çok yer verilmesini isterdim. Mantığıma oturtamadığım bazı noktalar olsa da keyifli bir kitaptı mutlaka okuyun derim. 10/7