Davacın Peygamber Olursa? (Kur'an'la Tanışmak İsteyenler İçin Kur'an'a Teşvik Yazıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
94
Gösterim
Adı:
Davacın Peygamber Olursa?
Alt başlık:
Kur'an'la Tanışmak İsteyenler İçin Kur'an'a Teşvik Yazıları
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9280000002582
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Neda Yayınları
Bir insanın mektup, kitap, dergi veya herhangi bir yazı yazmasının arka planında yatan en önemli sebeplerden birisi, yazdığı şeyin muhatapları tarafından anlaşılır olmasını sağlamaktır. Muhatabının anlamaması için hiçbir yazı kaleme alınmaz her halde!

Nasıl ki bir insanın, anlaşılır olmanın ötesinde bir amaç için kalem oynatması makul değilse aynı şekilde insanları yönlendirmek için kendilerine kitap gönderen Yüce Allah’ın da anlaşılır olmaması için kitap göndermesi makul bir şey değildir. Bir insanın anlaşılır olmaması için bir şeyler yazması bile abes karşılaşırken bunun Allah’a nispet edilmesi ne kadar makul olur? Anlaşılır olamamak için yazı yazmak abesle iştigalin tâ kendisidir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) ise abesle iştigalden münezzehtir. Bu nedenle Rabbimizin insanlar anlamasın diye bir kitap göndermesi asla düşünülemez. Böylesi bir düşünce tamamen batıldır. Ama gelin görün ki, hal ve tavırlarımız adeta Kuran’ın anlaşılmaz bir kitap olduğunu haykırıyor, onu anlamanın mümkün olamayacağını, sadece yetkili makamların bu işi becerebileceğini söylüyor.

Yeryüzünün en ufak kara parçasında dahi anlaşılıp, öğrenilmesin diye yazılmış tek bir eser yokken Kur’ân kimi insanlar tarafından sanki bu amaçla inmiş gibi telakki edilmekte...

“Allah’ım! Seni tenzih ederiz. Bu gerçekten de büyük bir iftiradır” (24 Nur/16)
Kur’an okumak temalı bir eser. Ama kuru kuruya bu değil elbette konusu. Kur’an okumak nedir? Anlamadan okumak, Arapçasından anlamını bilmeden okumak değil elbette.
Anlayarak tane tane okuyarak, idrak ederek, amel ederek okumak.
Yoksa ayette “Ey Rabbim, ümmetim bu Kur’an’ı büsbütün terk etti” şeklindeki şikayetine maruz kalırız.
Bir saniye düşünmek bile ürkütücü. Günahsız, Allah’ın en sevdiği kulu. Diyecek ki, “Rabbim, şu kulundan davacıyım”
Düşünün. Bittiğiniz nokta. Kim kurtarabilir seni o noktadan?
Allah muhafaza... kitap şiddetle tavsiye
Hele hele Kur’ân’ın hükümlerinin bu çağa uymadığını, onların 1400 yıl önce geçerli olduğunu, şimdileri yeni kanunlara ihtiyaç duyulduğunu dillendirenler… Bunlar, Allah’ın huzurunda nasıl olacak da “Biz senin kitabına uyduk” diyecekler?
Kuran-ı Kerim, kıyamet gününde çok dehşetli bir mahkemeleşmeden söz etmektedir. Bu mahkemede davacı, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed; davalı ise Onun Kuran’ı terk eden ümmeti…
"(O gün) Peygamber: ‘Rabbim! Benim kavmim şu Kur’ân’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi’ diyecek. "(25/Furkan, 30)
Ayetten anladığımıza göre Rasuluıllah (sallallâhu aleyhi ve sellem), âlemlerin Rabbi olan Allah’ın huzurunda birilerini şikâyet edecek ve onlardan hak talebinde bulunacaktır. Şikâyetçi, Allah’ın en değerli peygamberi olunca insan davayı basite alamıyor, bu şikâyete muhatap olmamak için kendisini hesaba çekmekten kendisini tutamıyor.
Kur’ân’ı (Türkçe çevirisini) ilk defa okuyacak kişinin, her şeyden önce yanına –birisi yazı, diğeri ise çizmek veya işaretlemek için– iki kalem koyması gerekir. İşaret-leyecek kalemin renkli olması güzel olur. Ayetler hakkında kafasına takılan soruları yazmak için de bir defter almalıdır. Sonra Fatiha Sûresi’nden başlayarak Nas Sûresi’ne kadar Kur’ân’ı baştan sona dikkatlice okumalıdır. Bu esnada kendisini etkileyen veya o an için önemli gördüğü** ayetlerin altını çizmeli, anlayamadığı ayet-leri ise defterine not etmelidir.
İbrahim Gadban
Sayfa 55 - ** Bu ifademizden "Kur'an'da önemsiz ayetler de varmış demek?!" şeklinde hatalı bir sonuç çıkarılmamalıdır. Elbette ki Kur'an'ın her ayeti bizim için hayati önem taşımaktadır. Ama bazı ayetler, diğerlerine nispetle zaman
Hucurat 12

Ey iman edenler, Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan iğrenip tiksindiniz (değil mi?).
Bir kadından gelen mektup için heyecanından yerinde duramayan bir âşık, neden “en yüce sevgilim” dediği Rabbinden gelen mektubu (Kur’an’ı) okumak için aynı heyecanı hissetmiyor?
Hastalığı sebebiyle doktora giden ve doktorun kendisine reçete yazarak bazı ilaçlar tavsiye ettiği bir hasta düşünelim… Bu hasta, reçeteyi alıp evinin en güzel köşesine assa veya eline alıp her zaman öpse, alnına koysa ya da günde onlarca kez okusa veyahut da içerisindekileri adı gibi ezberlese… Bu durumda bu reçetenin ona her hangi bir faydası olur mu?

İşte, bir reçete nasıl ki uygulamaya konulmadan fayda vermiyorsa, aynı şekilde Kur’ân da uygulamaya konulmadan her hangi bir fayda vermez. Bizler, eğer Kur’ân’ın bizlere fayda vermesini istiyorsak, o zaman hemen onu uygulamaya koymalı, ahkâmını hayatımızda tatbik etmeli ve bizlerden istediği kulluğu icra etmeliyiz. Aksi halde bizim durumumuzla, reçeteyi evinin en güzel köşesine asıp ondan şifa bekleyen hastanın durumu arasında en ufak bir farklılık olmaz.
Burada önemine binaen bir meseleye daha temas etmek istiyoruz. Biraz önce üstte “Kur’ân hükmedilmek için inmiştir” dedik. Eğer o hükmedilmek için varsa, peki onunla hükmetmemenin suçu nedir o zaman?
Kur’ân, kendi içerisinde bu soruya cevap vermiş ve onunla hükmetmeyenlere çok ağır tehditlerde bulunmuştur:
Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfirlerin tâ kendileridir.(5/Maide, 44)
Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalimlerin tâ kendileridir.(5/Maide, 45)
Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasıkların tâ kendileridir.(5/Maide, 47)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Davacın Peygamber Olursa?
Alt başlık:
Kur'an'la Tanışmak İsteyenler İçin Kur'an'a Teşvik Yazıları
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9280000002582
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Neda Yayınları
Bir insanın mektup, kitap, dergi veya herhangi bir yazı yazmasının arka planında yatan en önemli sebeplerden birisi, yazdığı şeyin muhatapları tarafından anlaşılır olmasını sağlamaktır. Muhatabının anlamaması için hiçbir yazı kaleme alınmaz her halde!

Nasıl ki bir insanın, anlaşılır olmanın ötesinde bir amaç için kalem oynatması makul değilse aynı şekilde insanları yönlendirmek için kendilerine kitap gönderen Yüce Allah’ın da anlaşılır olmaması için kitap göndermesi makul bir şey değildir. Bir insanın anlaşılır olmaması için bir şeyler yazması bile abes karşılaşırken bunun Allah’a nispet edilmesi ne kadar makul olur? Anlaşılır olamamak için yazı yazmak abesle iştigalin tâ kendisidir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) ise abesle iştigalden münezzehtir. Bu nedenle Rabbimizin insanlar anlamasın diye bir kitap göndermesi asla düşünülemez. Böylesi bir düşünce tamamen batıldır. Ama gelin görün ki, hal ve tavırlarımız adeta Kuran’ın anlaşılmaz bir kitap olduğunu haykırıyor, onu anlamanın mümkün olamayacağını, sadece yetkili makamların bu işi becerebileceğini söylüyor.

Yeryüzünün en ufak kara parçasında dahi anlaşılıp, öğrenilmesin diye yazılmış tek bir eser yokken Kur’ân kimi insanlar tarafından sanki bu amaçla inmiş gibi telakki edilmekte...

“Allah’ım! Seni tenzih ederiz. Bu gerçekten de büyük bir iftiradır” (24 Nur/16)

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Huri Sultan
  • Esra Ercan
  • Osman ÇetinSoy
  • Bedi
  • Ahmet Hakan Acar
  • Kvsr
  • Ahsen
  • Onur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0