Mehmet Rauf’un ilk okuduğum kitabı bu oldu. Öncelikle, yazarın çok ağdalı bir dil kullandığını bildiğimden bu eserin çok fazla sadeleştirmeye maruz kaldığı ve özünden epey uzaklaştırıldığı görüşündeyim ancak asıl metni görmediğim için kesin bir şey diyemem. Bana kalırsa çok yalın bir anlatım vardı ve beklediğim derinlikten yoksundu. İnce bir kitap, bence çok daha riskli bir yol, verilmek istenen mesajı okuyucuya aktarmak konusunda ve açıkçası, yazarın bu eserde bu işin altından kalkabildiğini düşünmüyorum. İyi bir yazar olduğunu bildiğim için daha ziyade beklentiye girmiş olsam da herhangi bir yazar için dahi çok derinliksiz ve basit bir hikâyeydi. Örneğin, bir nebze gizem, merak, bilmeceler vs. görmeyi beklerdim ya da sadece isim olarak geçmemesini isterdim Fuzulî Divanı’nın ama bir beyitini, şiirini bile görememek düş kırıklığıydı benim için. Ezcümle, şimdiye kadar okuduğum ilk ve en vasat Türk klasiğiydi Define maalesef ki.