Puan

910 üzerinden
15 kişi
9/10
·279 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 21:16
Doğduğumuz toprakları ve çevreye alışırız. Severiz sevmeyiz ama bir sürü ilk an o topraklarda hayatımıza dahil olur. Konuşulan dile maruz kalmadan önce adet örf gelenek ve kurallarla tanışırız. Nasıl mı? Ahmed Arif’in unutulmaz dizelerinde olduğu gibi: “Doğdun, Üç gün aç tuttuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş Bebem, Hasta düşmeyesin diye, Töremiz böyle diye, Saldır şimdi memeye, Saldır da büyü...” Sonra doğumsal getirdiğimiz içine hapsolduğumuz cinsel kimliğimiz bize tavırları ve elbette kılık kıyafetleri belirler. Pembeler, maviler, etekler, pantolonlar, kısa saçlar, küpeler. Sonra bir dile maruz kalırız çünkü iletişimin en bilinen ve manüplasyonu en kolay yollarından biridir ana-dilimiz. Anamıza ve babamıza atvedilen tüm arketipler şekillendirir bizi. Devlet babadır, ana kutsal ve ana vatanda yaşarız. Bu bizi şekillendiren habitatımızdır. Sınırımız olur önce sonra da kökümüz en sonda çıpamız. Burada olup bitenler ailemizde, mahallemizde, kasabamızda olup birenler artık hayatımızı bir parçasıdır ve çoğunu sorgulamadan bir sürü anı biriktiririz. Bu sorgulamama aslında tüm küçük kusurları büyük kusurları ahlakı ahlaksızlıkları içine alan yaşam şeklimizdir. Kabul ediş bir toplumsal sözleşmedir. Suskun yazılı kuralları olmayan ama herkesçe bilinen bir gerçeklik. Bakal amcanın çapkınlığı, berberin gizli homoseksüelliği, komşu kadının arsızlığı, mahallenin en güzel kızının kaçıp gitme hayalleri, bizim için hepsi rutin hayatın parçalarıdır. “Belki de yaşam, hiçbir zaman gerçekleşmeyen düşlerdi.” Yazar bir ayna tutuyor bu rutinin dişlilerine bizi şekillendiren tüm bileşenlere tarafsız yönsüz yargısız bir ayna… Yazarın sanki elinde bir kamera var ve kasabanın gizli saklı güzel çirkin her olayını yakın çekim paylaşıyor bizimle. Bakkalı, berberi, komşu kızını, ilk aşkı tadan
Edebiyat
DengYılmaz Şener · İletişim Yayınları · 202425 okunma
10/10
·279 syf.··
2024 108. kitabı
Yılmaz Şener Deng Yazarın her kitabı benim için ayrıdır. Yeni bir kitap haberini duyunca bu kez neler olacak merak ediyordum. #deng yaşandığını kimsenin hatırlamadığı o bir günün hikayesidir diyor yazar ve başlıyor anlatmaya. Kitabın edebî bir lezzeti var, damakta çok hoş bir tat bırakıyor. İçindeki karakterler epey fazla ve bu da kitaba ayrı bir hareket katmış. Ama her birini anlatırken yazar oldukça cömert davranmış. Hiçbir detayı atlamamış. Dolayısıyla hiçbir karakterden kitabın sonuna dek ayrı kalmıyorsunuz. Birbiriyle ilintili kısa bölümlerden oluşan kitabın içindekilerin yaşamından anların aktarıldığı satır aralarındaki her detay ilgimi çekti. Sosyo- kültürel zemindeki unsurları da görmek mümkün. Yaşama dair o kadar çok kavramın büründüğü kıyafet var ki, yazar bazen üzerimize tam oturmayan pot ya da sıkan kısımlarının da altını çizmiş. Elinize hayali bir makas alıp istediğiniz gibi düzeltmek mümkün zihninizde. Çünkü okurken toplumsal yapı içerisindeki her türlü çürüme de aklınıza gelecektir. Kitapların içindeki kişi, mekân ve olaylar, toplumundan doğar. Yazar da yaşamın gündelik eylemleri içinde, insanı çok iyi gözlemlemiş kendi adıma. Çünkü resmettiği her şeyi en ince tonuna kadar yansıtmış sayfa aralarında. Bunu görmek mümkün. Mekân ve insan bağlamında da bu iki kelime arasındaki duyguların eyleme nasıl geçtiğini hissediyorsunuz. Nereliyse, oralı olduğu zannedilen insanın bu yaşamda başına ne gelirse, aslında gerçekte de o olduğunu hatırlatan insan hikayeleri ile #deng in içindeki hayatlar, kulağınıza bazen hüznü bazen de mutluluğu fısıldıyor. İnsan, mekân ve olayların üçlü masasını donatan duygu ve eylemlerinin tadı damakta bırakan sofrası için yazar #deng e davet ediyor okuyucuyu. Kitabın kapağını kapatırken, sanki yıllardır oturduğum evden taşınırken son
DengYılmaz Şener · İletişim Yayınları · 202425 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·279 syf.··
2024 8. kitabı
Son dönemde okuduğum en iyi roman Deng. Birbirini tamamlayan hikâyelerin izini sürmek, bölümler atladıkça yeni kahramanlarla tanışırken bir yandan da önceki bölümde tanıştığımız kahramanlarla karşılaşmak çok keyifliydi. Kitap bittiğinde uzun zamandır yaşadığım bir yerden ayrılır gibi hüzünlendim. Kahramanlar ise uzun bir süre benimle yaşayacak. Hikâyeler daim olsun, okurunu bulsun, canı gönülden tavsiyedir.
DengYılmaz Şener · İletişim Yayınları · 202425 okunma
Okuyunnn !!
Puan vermedi·279 syf.··
2024 102. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 16:23
" Yaşamının kuruluğu nefesini kesiyordu. " İstersen totem deyin ama her ay yayınevinden bir eserle okumalarımı başlatmazsam verimsiz geçiyordu. Neyse fazla uzatmayalım ilgiyle takip ettiğim sevgili Eda da görünce merak ettiğim eseri hemen sepete atmıştım. Kitap geldiğinde bir de ne göreyim defolu !! Canım yazarımız Yılmaz Şener hemen incelik gösterip cillop gibi sağlam baskısını hediye etti. İşte sadece bu duyarlı davranışı bile kanımın kaynaması için yeterliyken dilinin beni uzak diyarlara alıp götürmesi de eklenince artık sıkı takipçisi oluverdim ( en yakın zamanda külliyat tamamlanacaakkk !!) Şimdi eserimize kısaca değinelim : Yaşandığını kimsenin hatırlamadığı o bir günün hikayesidir diye başlıyor yazar. Toplumdan bir parça olan o kadar çok karakter , o kadar çok hikaye var ki eserde. Böylesine gerçekçi gözlemleri nasıl yapabilmiş , yaşamı gözümüzün önüne nasıl getiriyor diye düşünmeden edemedim okurken !! Velhasıl kelam arkadaşlar ; " yaşam " a karışmak için daha ne bekliyorsunuz ??? Hemen okuyun , okutun deriiiimmmm !! Şimdiden keyifli okumalar..
Edebiyat
DengYılmaz Şener · İletişim Yayınları · 202425 okunma
10/10
·279 syf.··
2024 101. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 23:08
Deng, gitmesek de görmesek de hepimizin bir parçasını içinde taşıdığı, kimimizin derinlere gömdüğü, kimimizin gittiği yerlere de birlikte taşıdığı o yer. Deng’i Denk’e dönüştürmeye çalışanlar olmuştur elbet, ama olmaz, bu Deng’de karşılık bulmaz. Yılmaz Şener’in kalemini severim. Onun karakterleri nefes alıp veren, size bir kol mesafesi kadar yakın, bu topraklarla hemhâl olmuş insanlardır. Deng’de ise gerçek anlamda karakter zenginliği var. Tek bir güne sığanlar, bu karakterlerin geçmişten günümüze dönüşen hikâyeleri ile bir ağacın tek tek dallarından köküne ulaşılması gibi sonunda Deng’de birbirine bağlanıyor ve yüreğimize işleyen bir dengbêjle bize ulaşıyor. “Ölümün gölgesine dönüşen birini hayatın günlük telaşları korkutmaz; ne geçim derdi ne gelecek kaygısı ne de başka bir şey; hayatın içinde yürürken üstüne bulaşan günlük telaşlar geride kalır. Bu zihinsel temizlenmeyle hayat daha berrak görünmeye başlar. Ne tuhaf, insan doğar doğmaz ölüme gebe kalır. Ölümü içinde taşır ömrü boyunca, ölümü doğurduğu gün de kendisi ölür.” Yılmaz Şener’in ‘Bilinmeyen’, ‘Kör Adım’ ve ‘Elia’ adlı romanlarını çok severek okumuştum. ‘Deng’ de çok güzeldi ve gönül rahatlığıyla #tavsiye edeceğim eserler arasında yerini aldı. Toplumu en ince detayına kadar analiz edip onu kalemine aktarabilen bir yazarın başarısını her daim takdir etmişimdir, ama Yılmaz Şener’de bunun çok daha ötesini, onun bu toplumun bir parçası olduğunu okura hissettiren samimi bir his var ve bence asıl gücünü bu kaynaktan alıyor. Toplumun sorunlarına tepeden bakan bir üslupla yazmıyor, o bizden biri.
DengYılmaz Şener · İletişim Yayınları · 202425 okunma