Deniz'in DibiDeniz Seki
Deniz Seki'nin ikinci kez cezaevine girdiğinde yazdığı dört defterden oluşan, anılarını ve düşüncelerini yazdığı kitabı. Deniz Seki'nin kitabın başında yazdığı gibi karşılıklı sohbet eder gibi bir hava vardı, yani samimi olması yönünden güzel bir kitaptı. Yine zorlukların getirdiği güçlü oluşu, güçlü durmayı herşeye rağmen gülümseyi öğütleyen tarzda bir kitap olmuş. Anı sevenler için okunabilir...
Vay bee denilecek bir kitap. Kaybetmeyen ama dibi görmeye bu kadar yakın olan Deniz Seki'nin küllerinden yeniden doğuşu denilebilir. Hapisten sonrasını da okumak isterim. Hayat 2 bilet sadece gerçekten de. Herkese taşıyabileceği kadar acı veriliyor gerçekten de. Ölümlü dünyada hiçbir şeyi çok fazla umursamamak gerek aslında.
24 saat dolmadan okudum merak ettim ne yaşadığını açıkcası söylemek gerekirse merakımı gidereck kadr çokda güzel bi kitap yazmamış diğer kitapları okuyacağımı sanmıyorum
okuduğum kitaplar arasında, en gereksizi budur şimdilik..
eskiden kalma deniz seki sevgim neticesinde edinmiştim kitabı..
bir de bakalım cezaevi hayatı nasılmış diyerekten..
ve aslında çok da büyük bir beklentim yoktu zaten. ama olmayan beklentimin de katbekat altında çıktı kitap..
birbirinden kopuk bölümler, birbirinin tekrarı cümleler..
bir de anlattıklarından yola çıkarak, deniz seki'nin cezaevinden beklentisi neydi acaba çok merak ettim?
bulunduğu ceza infaz kurumunda beş yıldızlı otel konforu arıyormuş gibi geldi bana.
özetle; okumaya değecek bir kitap değil.
Bir kitap hiç mi bişey anlatmaz diye sordum 224 sayfa boyunca kendime. Ve cevap, evet hiçbir şey anlatmıyor. "Aslında neden yazdığımı bende bilmiyorum" demiş Deniz Seki "-de"yi de ayırmadan; gerçekten neden yazıldığı belli olmayan bir kitap olmuş. Günlük desem değil, hayata dair ders alınacak bir kitap desem değil, cezaevini anlatıyor desem hiç değil. Dediğim gibi hiçlik üstüne bir kitap...
Hele ki kitapta Nevşah Fidan isimli birinin Yansımalar kitabındaki 'çok ilginç bir hikaye'den bahsediliyor. Platon'un mağara benzetmesi aktarılmış. Umuyorum adı geçen şahıs bu hikayenin aslında Platon'un mağara benzetmesi olduğunu kitabında yazmıştır da Deniz Seki atlamıştır. Yoksa kendi hikayesi gibi yazılması durumu söz konusuysa vay halimize...
2 puanı niye verdiğime gelecek olursak; sadece kitapta geçen alıntılar hatrına diyebilirim...
Cezaevinde albüm ve kitap çıkarabiliyorsa kişi çok da cezalı gibi olmamalı...Sonuçta tabiki zordur dört duvar bilemeyiz de çok polyanna geldi bana kitap.Haliyle herkes herşeyi yapabilecek diye bir kaide de yok.
Cezaevi içerisini anlatma yönünden farklı bakış açısı yönünden iyi bir kitap olabilir fakat kitap kişinin tamamen aklaması üzerine kendisini temize çıkarma açısından yazılmış hiç bir objektiflik olmadan sanatsal özellik olmadan yazılmış okumak için okunulacak bir kitap çıkar çok beğendiğim söylenemez
Herkese selam
“Hayat, yaşamak için kısa. Beklemek için uzundur” diye başlıyor kitap...
Gerçekten de öyle değil mi? Hayatımı dolu dolu yaşadım diyebilecek varmıdır sahiden? Hele ki birde beklediğimiz bişey olduğunda dakikalar bile inatla durmaz mı? Nasıl gerilir insan değil mi?
İşte hayat diyoruz açısıyla tatlısıyla herşeyine katlanıyoruz...
Gelelim deniz'in dibine oww mükemmel bir kitaptı diyemeyeceğim ne yazık ki. Ben niye okudum bir ara Deniz Seki'yi çok seviyordum merak ettim açıkçası o yüzden okumak istedim. Kötü mü çok kötü de değil sadece günlük tarzında belli bir kurgusu olmadan yazılmış bir kitap. İçeride olanları yaşadığı durumları süslemeden anlatması hoşuma gitti bazı kısımlarında açıkça söylemek gerekirse üzüldüm. Ama diyoruz ya hayat acısıyla tatlısıyla hayat...
Yani Deniz Seki'nin demiyi ile "Topraksız Zincirlikuyu" da neler yaşadığını neler yaptığını anlatan bir kitap. Bilmediğim bazı şeyleri bilmiş oldum kitabı okuduğum için de pişman değilim açıkçası. Bir sanatçı genel olarak kamera karşısında rol yapabilir gerçekte zannetmiyorum rol yapacağını süsleyip püsleyecegini yaşadığı olayları. O yüzden Deniz Seki'yi seven varsa okuyabilir.
1 Temmuz 1970 yılında İstanbul'da doğan Deniz Seki, öğrenim yıllarında ilkokulu Maçka Süheyla Artam'da, orta ve lise eğitimini de yatılı olarak[kaynak belirtilmeli]Çamlıca Kız Lisesi'nde okudu. Okulu bitirdikten sonra, TRT İstanbul televizyonundaki sunuculuk sınavlarına katılarak sunucu oldu.
Jandarmanın düzenlediği uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan aralarında Deniz Seki'nin de bulunduğu 19 sanık hakkkında uyuşturucu ticareti yapmaksuçlamasıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk davada Seki, serbest bırakılmış ve hakkında tutuksuz yargılanma kararı çıkarılmıştır.