Adı:
Derin Devlet
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
128
ISBN:
9759961077
Yayınevi:
Profil Yayınevi
Soğuk Savaş sonrası derin devlet örgütlenmeleri toplumsal ve uluslararası sorgulamalar nedeniyle önemli sınırlamalarla karşılaşmış, bu süreçte saldırganlıklarını da artırmışlardır.
- Emin Gürses

Derin Devlet emperyalizmin güdümünde olmayan tam bağımsız ulus devlettir. Bu bağlamda Teşkilatı Mahsusa Derin Devlet’in bir organıdır.
- Erol Bilbilik

Sultan II. Abdülhamid’in jurnal teşkilatı, Derin Devlet nitelemesiyle anılmayı hak edebilir, ama “Teşkilat-ı Mahsusa” etmez.
- Ömer Lütfi Mete

Eskiden derin devlet şimdi ise akil devlet adını verdiğim yapının hiçbir faaliyeti meşruiyet dışına taşmaz. Çünkü bir davranışın meşruiyetinin sınırlarını çizen odur.
- Mahir Kaynak

Soğuk Savaş döneminde ülkelerin hem istihbarat örgütlerini hem derin devletlerini yöneten, yönlendiren NATO’nun kendisi idi. Tıpkı Silahlı Kuvvetleri yönetimi yönlendirdiği gibi.
- Erol Mütercimler

Devletin kendi derinliğinde boğulmaması için, bıraktığı yasal boşluğun işlevsel değil, yasal aktörlerce doldurulması önemlidir.
- Deniz Ülke Arıboğan

Menderes ve arkadaşları döneminde Türkiye NATO''ya girdi, Gladyo da Türkiye''ye...
- Nuh Gönültaş

Mumcu suikastından sonra Türkiye''de nasıl bir toplumsal travma yaşandığını, on binlerce insanın "Kahrolsun şeriat" sloganlarıyla sokaklara çıkarıldığını, bu ve benzeri krizler üzerinden ne tür siyasi senaryoların uygulandığını az çok hepimiz biliyoruz.
- İbrahim Karagül
İnsanı paronayak yapacak türden bir kitap değil sadece olaya daha derinden ve gerçekten bakan bakış açıları var.Dünyada günümüzde en derin devlet Abd dir.
Derin devleti merak eden arkadaşlar. Cem Küçük editörlüğünde bazı gazeteci ve yazar eşliğinde derin devlet anlatılmış. Konuyla alakalı kişiler için güzel bir eser.
Doğrular yanlış kişiler tarafından
ifade edilirse doğru, doğru olmaktan çıkar.
Kolektif
Sayfa 20 - Profil yayıncılık
Sovyetler Birliği dünya üzerindeki dengede giderek daralan bir konuma gelmekteydi. Bunun sebebi, diğer ülkelere hakim olan yönetici güçlerin komünizmden korkmalarıydı. Çünkü komünizm, var olan sosyal yapıyı ve egemen güçleri hedef almaktaydı. Onun için herkes ABD'nin etrafında toplanmaktaydı. ABD'nin etrafında toplanmalarının bir diğer sebebi de Kızıl Ordu korkusuydu. Rusya bu iki korkuyu ortadan kaldırdı. Önce komünist rejimi ve Komünist Partisi'ni ortadan kaldırdı. Sonra
dünyayı yöneten güçlere şu mesajı verdi: Artık sizin düşmamnız ortadan kalkmıştır. Hesaplarınızı bu tehdide göre yapmayın.
Kimse sizi tehdit etmemektedir.”
Kolektif
Sayfa 34 - Profil yayıncılık
21. yüzyıl "terörle mücadele” adı altında şekillendiriliyor ve yeryüzünde güçler dengesi yeniden kuruluyor. Terör giderek artıyor, Bin Ladin ve El Kaide güçlenip çeşitleniyor, El Kaide saldırılarının hiç biri çözülemiyor. 11 Eylül saldırılarıyla ilgili spekülasyonların hiçbiri ciddiye alınmadı. Resmi soruşturmalardan da bir şey çıkmadı. Aykırı şeyler söyleyenler komplocu ilan edildi. Saldırı ve sonrasına ilişkin belki milyonlarca yayın sonrasında bir soru soralım: Gerçekten 11 Eylül'ün ne olduğuna dair kesinleşmiş kanaati olan kimse var mı? Bence yok. Cossiga, bu konudaki son ve en büyük komplocu oldu! Sadece Irak'ta bir milyon insanın öldürüldüğünü düşününce insanın inanası geliyor!
Kolektif
Sayfa 109 - Profil yayıncılık
11 Eylül'de dünya tarihindeki en ciddi kırılmalardan biri yaşandı. El Kaide, ABD'nin siyasi, askeri ve ekonomik hedeflerini vurmuştu. Saldırıyla ilgili komisyonlar kuruldu, dünya ölçeğinde olağanüstü hal ilan edildi, binlerce insan gözaltına alındı.
Sonuç: Bir terör saldırısı. ..
60, 70 ve 80'lerde Avrupa'daki bombalama olaylarından sorumlu tutulan Gladio örgütünün varlığını ifşa ederek yapılanma içindeki rolünü de itiraf eden eski Cumhurbaşkanı, Corriere della Sera gazetesine, "Ön safta İtalyan merkez solu olmak üzere, Amerika ve Avrupa'nın bütün demokratik unsurları gayet iyi biliyor ki, bu feci saldırılar (11Eylül saldırıları) CIA ve MOSSAD tarafından, Arap dünyasını suçlamak ve Batılı güçleri Irak ve Afganistan'a müdahaleye tahrik etmek için planlanıp gerçekleştirildi” dedi. Ona göre dünyanın bütün istihbarat teşkilatları bu gerçeği biliyor. İki ülke işgal edildi, yerkürenin hemen her köşesi büyük bir hesaplaşmanın cephesi oldu, yüz binlerce insan öldürüldü, insanlık suçlarının hepsi denendi, örtülü operasyonlar normalleşti, Batı'nın "çok kültürlülük” projesi çöktü, gizli cezaevleri ve insan ticareti deşifre edildi, enerji merkezli korkunç bir rekabet başladı, El Kaide etiketli büyük saldırılar gerçekleşti ve bunların hepsi bir şekilde devam ediyor.
Kolektif
Sayfa 108 - Profil yayıncılık
Vietnam Savaşı sona erdiğinde Encounter dergisinin savaşı izlemiş saygın muhabirlerinden Robert Elegant bir makale yayınladı. "Modern çağda ilk defa” diye yazıyordu, "bir savaşın sonucu
savaş meydanında değil, basılan gazetelerin sayfalarında ve televizyon ekranlarında belirlendi.” Elegant savaşın kaybedilmesinden haberlerinde bu savaşa karşı çıkan habercileri sorumlu tutuyordu. Robert Elegant'ın görüşü Washington'da kabul gö-
ren bir hikmet haline dönüştü ve hâlâ da öyle. Irak'ta Pentagon hazırlanmış senaryolara katıştırılmış gazeteciler türetti, çünkü
eleştirel gazetecilik yüzünden Vietnam Savaşı'nın kaybedildiğine inanıyorlardı.
Kolektif
Sayfa 80 - Profil yayıncılık
Uçağın bulunduğu bölgedeki nöbetçi asker, kazadan bir gün
önce, hiç tanımadığı bir kişinin, parola vererek bölgeye girdiğini bildirdi. Bu meçhul kişi hiç araştırılmadı. Kara Havacılık Okulu Anket Heyeti, kaza nedeni için, "yüzde 40 pilotaj, yüzde 60 aşırı buzlanma” dedi. Müşterek kanaat raporunu düzenleyen heyet ise, tam aksi görüş bildirdi. Askeri Savcılık, uçuştan üç saat önceki hava raporunu temel alarak "buzlanma” sonucuna vardı. Ancak uçuş saatindeki hava raporu karın erimeye başladığını gösteriyordu. RP Lideri Necmettin
Erbakan, 1993 Aralık ayında, uçağı Çekiç Güç'ün düşürdüğünü
iddia etti. Uçağın düşmesine ilişkin İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi tarafından hazırlanan raporda, uçağın buzlanma nedeniyle
düşmediği iddia edildi. Faili meçhul cinayetler konusunu araştıran CHP heyeti üyesi Mahmut Işık, Bitlis'i Kahraman Bilgiç'in öldürdüğünü öne sürdü.
Uçağın pilotlarından Yüzbaşı Tuğrul Sezginler'in ablası Saime Sezginler, dosyanın sümenaltı edilmek istendiğini ileri sürdü. Abla Sezginler'e göre, davaya bakan Yargıç Üzeyir Termeli bazı tanıkların yanında "karanlık güçlerin baskısı altında kaldığını” itiraf etmişti. Bu nedenle yargıcın reddi talep edildi.

(Sayfa 26)

Evet, bilirkişi raporu kazadan çok, sabotaj olasılığını işaret ediyordu ama askeri makamlar bunu hiç dikkate almadılar.
Acaba neden? Korunması gereken kimseler mi vardı? Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi bu olay, ABD'nin planladığı bir sabotaj
mıydı? Sabotaj tanığı nöbetçi askerin ifadesi çok dikkat çekicidir. K.K.K. As. Savcılık hazırlık dosyasında dizi 70'te ifadesi bulunan olay tanığı Tahir Metin'in askeri savcıya verdiği 18.02.1993 tarihli ifadesinde; Şubat günü saat 19.00-21.00 arasında 5 no'lu kulübe nöbetçisi idim. Saat 19.30 civarında dahili kışlık kıyafetli, pilot bereli, astsubay olduğunu tahmin ettiğim resmi bir
şahıs havacılık okuluna doğru geçiyordu. Dur ihtar ettim. Durdu, parolayı ve işaretini sordum, bildi. Parolayı bildiği için ve üniformalı olduğu için içimde şüphe uyanmadı. Ben dört aydır bu birlikte görevliyim, sık sık aynı yerde nöbet tutuyorum. Daha önce nöbet yerimizden yürüyerek geçen birini görmedim... Şahsın kolunda nöbetçi kolluğu yoktu,” denilmektedir. Askeri savcılık hazırlık dosyasında, bu önemli tanık beyanı doğrultusunda bir soruşturma veya araştırma olmadığını görüyoruz. Bu ifade
alınmış ve öylece kalmış. (sayfa 28)
Kolektif
Profil yayıncılık
Soğuk Savaş donemıyle ilgili en sevdiğim hikâyelerden biri Birleşik Devletler 'e gezmeye gelen bir grup Rus gazeteciyle
ilgilidir. Ziyaretlerinin son günü ev sahibi izlenimlerini sorar.
"Söylemek zorundayım ki" der cevaplayan, "bütün gazeteleri
okuyup gün ve gün bütün televizyonlarının izledikten sonra
tüm hayati konularda herkesin fikirlerinin aynı olması şaşırttı. Kendi ülkemizde bu sonuca ulaşmak ısın habercılerimızi
çalışma kamplarına gönderdik. Hatta tırnaklarını soktuk. Sız burada bunların hiçbirini yapmak zorunda değilsiniz. Sırrınız
nedir?" Peki sır nedir? Bu haber bürolarında, iletişim fakültelerinde , habercilikle ilgili yayınlarda sıkça sorulan bir soru cevabı
da henuz milyonlarca insanın hayatı için büyük önem taşıyor
New York Times bu sorunun cevabını geçen yıl 24 Ağustos'taki
başyazısında açıkladı: "Eğer şimdi bildiklerimizi daha ne eden
biliyor olsaydık, Irak işgali genel bir halk protestosuyla engellenirdi." Bu ilginç itiraf aslında manaya geliyordu: Haberciler işlerini yapmamış ve Bush'un yalanlarını engellemek, ifşa etmek yerine bu yalanları kabul ederek, onaylayarak ve tekrarlayarak halkı kandırmıştı. Times'ın söylemediği ise kendi gazetelerinin ve geri kalan tüm medya Bush'un yalanlarını ortaya çıkarsaydı bir milyona yakın insanın bugün hâlâ hayatta olacağıydı. Bu çok sayıdaki kıdemli kuruluşlarda çalışan çok sayıdaki habercinin düşüncesi. Bir kısmıyla bu konuda bizzat konuştum, bir kısmı ise bunu kamuoyunun önünde açıkladı.
Ne kadar ironiktir ki, sansürün özgür denilen toplumlarda nasıl işlediğini, totaliter bir toplumda haber yaparken anlamaya başladım
Kolektif
Sayfa 79 - Profil yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Derin Devlet
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
128
ISBN:
9759961077
Yayınevi:
Profil Yayınevi
Soğuk Savaş sonrası derin devlet örgütlenmeleri toplumsal ve uluslararası sorgulamalar nedeniyle önemli sınırlamalarla karşılaşmış, bu süreçte saldırganlıklarını da artırmışlardır.
- Emin Gürses

Derin Devlet emperyalizmin güdümünde olmayan tam bağımsız ulus devlettir. Bu bağlamda Teşkilatı Mahsusa Derin Devlet’in bir organıdır.
- Erol Bilbilik

Sultan II. Abdülhamid’in jurnal teşkilatı, Derin Devlet nitelemesiyle anılmayı hak edebilir, ama “Teşkilat-ı Mahsusa” etmez.
- Ömer Lütfi Mete

Eskiden derin devlet şimdi ise akil devlet adını verdiğim yapının hiçbir faaliyeti meşruiyet dışına taşmaz. Çünkü bir davranışın meşruiyetinin sınırlarını çizen odur.
- Mahir Kaynak

Soğuk Savaş döneminde ülkelerin hem istihbarat örgütlerini hem derin devletlerini yöneten, yönlendiren NATO’nun kendisi idi. Tıpkı Silahlı Kuvvetleri yönetimi yönlendirdiği gibi.
- Erol Mütercimler

Devletin kendi derinliğinde boğulmaması için, bıraktığı yasal boşluğun işlevsel değil, yasal aktörlerce doldurulması önemlidir.
- Deniz Ülke Arıboğan

Menderes ve arkadaşları döneminde Türkiye NATO''ya girdi, Gladyo da Türkiye''ye...
- Nuh Gönültaş

Mumcu suikastından sonra Türkiye''de nasıl bir toplumsal travma yaşandığını, on binlerce insanın "Kahrolsun şeriat" sloganlarıyla sokaklara çıkarıldığını, bu ve benzeri krizler üzerinden ne tür siyasi senaryoların uygulandığını az çok hepimiz biliyoruz.
- İbrahim Karagül

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • hüseyin tuğrul yağmur
  • Ahmet Ümit
  • Serdar kılıç
  • Cemile yılmaz
  • Yunus Emre Aydı
  • Ziya Kalafat
  • Tarek ziad
  • Medine
  • Hakkı
  • Nivîsgeh

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%25 (1)
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%25 (1)
3
%0
2
%0
1
%0