Cem Eroğul "Birey Nedir?" isimli kitabıyla tanıdığım ve titiz inceleme sistematiğinden etkilendiğim bir yazar. Kitap tarihte var olmuş tüm devletlerin ortak işlevlerinden yola çıkarak, devletin doğasına dair kuramsal bir temel tarif etmek amacıyla yazılmış. Yazar köleci, feodal, Asya tipi, kapitalist veya sosyalist tüm devletlerde bulunan ve bu yapılara "devlet" dememize neden olan ortak işlevleri masaya yatırıyor. Hem maddeci hem de diyalektik bir yaklaşımı olduğundan dolayı, yazarın incelemesi adım adım ve olgulara dayanarak ilerliyor.
Siyasetin tanımından yola çıkarak, devletin bu tanımdaki rolünü yerli yerine oturttuktan sonra; tüm devletlerde ortak üç temel işlev ortaya koyuyor Cem Eroğul: Bunların birincisi 'toplumun ortak çıkarları', ikincisi 'egemen sınıfın çıkarları', üçüncüsü ise 'devletin kendi çıkarları' olarak tarif ediliyor.
Toplumun ortak çıkarlarının sınıflara bölünmeden önce de var olduğunu, bu anlamıyla siyasetin devletleri öncelediğini belirten yazar; teknik ilerlemeler, nüfus artışı ve sınıflara bölünme süreçlerinden sonra devletin nasıl ortaya çıktığını adım adım açıklıyor. Böylece devlet, hem toplumun ortak çıkarları hem de egemen sınıfın çıkarlarını eş zamanlı olarak üstlenen bir mekanizma olarak şekilleniyor. Bu çelişkili görevin yerine getirilebilmesi için de, devlet kendini toplumun üzerine ayrı bir güç olarak yerleştirmek durumunda kalıyor ve birbiri ile çatışan fonksiyonlarına bir de devletin kendi çıkarları ekleniyor.
Birçok Marksist yaklaşımın bu üç temel işlevden sadece "egemen sınıfın çıkarları"na eğilmesinin, analizde dinamizmi baltalayan bir hata olduğunu ısrarla vurgulayan Cem Eroğul'un, üç boyutlu çelişkinin farklı devlet yapılarına nasıl yansıdığını örneklediği son bölümler gerçekten ufuk açıcı. Evet devlet egemen sınıfların,