Eğer özgür bir halk kendisini teslim edebileceği insanları seçerse (güvende olmak istiyorsa en iyi insanları seçecektir), bu durumda kuşkusuz vatandaşlarîn güvenliği en iyi insanlarîn kararlarında yatacaktır, zira şurası açık ki, doğa daha zayıf olan insanları yönetebilecek kadar erdemli ve cesur yaratmamış, aynı zamanda zayıf insanları da gönüllü olarak en iyilere boyun eğecek şekilde yaratmıştır. Buna karşın diyorlar ki, bu ideal durum insanların kötü kararlarıyla altüst olur; sadece az insanda görünmeyip, aynı zamanda az insan tarafından düşünülüp anlaşılan erdemle ilgili cehaletlerinden ötürü malı mülkü olanın ve zenginin ya da soylu bir ailede doğmuş olanın “en iyi” olduğunu sanırlar. Avamın bu hatasından ötürü, devleti erdemler değil de azınlığın zenginliği yönetmeye başlayınca, bu liderler ısrarla “en iyi vatandaşlar” ismine yapışır, oysa gerçekte öyle değillerdir. Zira zenginlik, şöhret ya da malvarlığı sağduyudan ve yaşama ya da başkalarını yönetme yönteminden yoksunsa, rezillik ve küstahlıkla doludur; zenginin “en iyi” olduğunun düşünüldüğü bir site sisteminden daha kötüsü yoktur. Kuşkusuz devlet erdemle yönetildiğinde, bundan daha görkemli ne olur?
Özgürlük halk yetkisinin en üst düzeyde olmadığı hiçbir sitede kendisine yer bulamaz;
kuşkusuz özgürlükten daha tatlı bir şey olamaz, ancak adil olmayan özgürlük de olmaz.