Bu kitapta yer alan yazıların pek çoğu, 1970 yıllarından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde (bilhassa Töre'de ve Tercüman 'da) çıkmıştır. Okuyucular, bu yazılarda bazı tekrarlar göreceklerdir. Farklı tarihlerde, farklı yerlerde çıkmış olan yazılarda bazı hususların tekrarlanmış olması tabiidir. Üstelik karşımızda doğruları bir türlü görmek ve anlamak istemiyen bir zümre vardır. Bir doğruyu kaç defa anlatırsak anlatalım bu zümre, yine anlamamağa veya gerçeği saptırmağa devam etmiştir. Buna karşılık biz de, tekrara düşmek bahasına doğruları yazmağa devam ettik. Şimdi yazılar bir kitap halinde toplanınca bazı tekrarları çıkarmak ihtiyacını duyduk; fakat bazılarını da yazıların akışın bozmamak için bıraktık.
Türk dili, kendilerini Türk milletinin üstünde sayan bir mütegallibe sınıfının tasallutuna uğramıştır. Bu mütegallibe okumuşlar sınıfı, önemli mevzileri eline geçirerek yıllarca Türk milletine kan kusturdu. Onun geleneklerine, törelerine, inançlarına ve diline saldırdı. Bunu yaparken bir yandan Atatürkçülük, devrimcilik ve ilericilik gibi mevzileri ellerinde tutuyor; bir yandan Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu gibi devlet kuruluşlarını sultası altına alıyor; bir yandan da Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi Atatürk'çe kurulmuş teşkilâtların maddi ve manevi mirasından faydalanıyordu. Adeta bir ordu gibi her türlü ağır silâhla techiz edilmiş vaziyette ortaya çıkan bu saldırmalar karşısında Türk milleti ne yapacağını şaşırmış gibiydi. Halk yıllardan beri sanki bir kâbus içinde yaşıyor. Vatanı korumak için yapılan İstiklâl Harbinde bütün millet galeyana gelmiş, kendisini ölümün kucağına atmıştı. Tüfeği olmayınca süngüsünü ve baltasını nasıl kullanacağını biliyordu. Fakat milli kültürümüzün korunması savaşında ne yapılması gerektiğini bir türlü bilemedi. Bu defa kendi içinden çıkan bir avuç aydın, bir avuç silâhsız ve techizatsız aydın; inançla, şuurla, kültür ve bilgiyle mütegallibe sınıfına karşı koydu. Birkaç nesli içine alan yıllar çetin bir savaşla geçti. Şimdi milli kültür savaşında yeni bir devir başlıyor. Mütegallibenin elindeki mevzilerden bazıları düşürülmüştür. Türk milletine aşk derecesinde bağlı olan Türk milliyetçileri, değerleri bilinsin bilinmesin, milli kültür ve ilim silâhı ile mücadeleye devam edecektir.
Türk dilinin korunması savaşına hayatlarını verenler vardır. Bu savaşın büyük mücahitleri Nihat Sami Banarlı, Faruk Kadri Timurtaş ve Ali Fehmi Karamanlıoğlu'yu rahmetle anıyor ve şu kitapçığı onların aziz hâtırasına armağan ediyorum.