·
Okunma
·
Beğeni
·
548
Gösterim
Adı:
Doğum Lekesi
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759959784
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Elif Hümeyra Aydın, ilk kitabı Doğum Lekesi’yle öykücülüğümüze taptaze bir soluk getiriyor.

“Şimdi bir yıkım mevsimi gelse, her şeyin bedelini bir çırpıda ödetecek denli sert bir kış. Sonrasında eve gidip koca bir nar patlatsak, bir duvar tümden kan kesse. Bir önceki o küçük silik erik lekeleri gibi değil, insana bir cinayeti anımsatacak lekeler bıraksa. Yere düşen taneleri yerken bizi bu yıkıma götüren sebepleri düşünsek.”
95 syf.
·Puan vermedi
Yeni ve genç bir öykücü. Her öyküde kendinize dair bir şeyler bulacağınızdan şüphe yok. İnsanın iç çekişmesini gerçekçi bir şekilde anlatan değerli bir yazar. Kesinlikle okunması gerekir.
95 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Elif Hümeyra Aydın'ın ilk kitabı Doğum Lekesi ile tanıştım.
.
İçerisinde dokuz tane öykü var ve her öykü bir kadının gözünden yazılmış. Bir kadının duygu durumu, hayata bakışı, içindeki savaş, zıtlıklar, zorluklar kısacık öykülerde anlatılmış. Bazı öykülerde kendimden çok fazla duygu yakaladım. .
Öykü okumayı seviyorsanız bu kısacık ama iz bırakan öyküler ile tanışmanızı tavsiye ederim. Eminim benim gibi bazı satırlarda aynı duyguları yakalayacaksınız.
Sonsuz sevgiler, keyifli okumalar.
95 syf.
·Puan vermedi
Tamamı kadın karakterlerin anlatımıyla oluşturulmuş bir öykü kitabı. Toplamda 9 öyküden oluşuyor. Oldukça yalın bir anlatımı var. Karakterlerin iç dünyalarını, birbirleriyle ve kendileriyle olan çatışmalarını hissediyoruz okurken. Çoğu kadının kendinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum. Benim kendimden bir şeyler bulduğum bölüm ise karakterin kafasındaki bir çok sesle mücadele ettiği "Uluma" adlı öykü oldu. Ayrıca Köpük ve Terzisi Meçhul adlı bölümleri de başarılı buldum.

Keyifli okumalar.
95 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Yılın ilk kitabını cumartesi akşamı köyümde bitirdim. Aslında 2019’un son kitabı olarak seçmiştim ama muvaffak olamadım. Ben de 2020’nin ilk kitabı olarak seçtim. Eseri merak ediyordum zaten ve aralık ayında Eskişehir Kitap Fuarı’ndan yazarından imzalı olarak almıştım. Eser, hanımların anlatıcısı olduğu 9 öyküden oluşuyor. Naif bir üslubu var yazarımızın. Kahramanların korkularını, ümitlerini, ümitsizliklerini, çekincelerini, hayâl kırıklıklarını ve razı oluşlarını kelimelerde hissedebiliyorsunuz. Eserde ana kahramanlar kadın. Ama onlar hepimizin anası, eşi, sevdiği, kız kardeşi değil mi ki? Neş’et Ertaş’ın bir sözü vardı: “Kadın insandır. Biz insanoğlu...” Öyle işte... Eserde okuduğumuz isimler bizim ailemizden isimler de olabilir ya da yabancı da olabilir. Lakin hisleri çok tanıdık. Yaşadıklarını biz ve etrafımızdakiler de yaşıyor. Eser güzeldi, hızlı da biterdi ama biz müsait olamadık. Biraz uzun sürdü. Ama her şeye rağmen iyi ki okumuşum, dediğim bir eser oldu. Yazarımızın kalemi kuvvetli olsun. Eserlerinin, başarılarının devamını diliyorum.

Doğum Lekesi Elif Hümeyra Aydın
95 syf.
"Dipsiz hasrete tuzak/ En yakınken en uzak/ Tadı zehrinde erzak/ Kadın… "Necip Fazıl bu dizelerle anlatır kadını. Behçet Necatigil ise "Kadındılar hep onlardan istendi.” diyerek toplumdaki bakış açısına dikkat çeker. Cemal Süreya'ya gelince, o da şöyle der:“ödevleri yenilmek olan hep / bıçakla kemik arasında / susmakla ağlamak arasında / yenilmek / kadınlar"
Elif Hümeyra Aydın ise Dergâh yayınlarından çıkan ilk öykü kitabı Doğum Lekesi'nde kadını öykülerle anlatır. Öykülerinde bizi pek çok kadın karakterle tanıştırır. Tanıştıktan sonra deriz ki ben bu kadını bir yerden hatırlıyorum. Bu kadın komşumuzdu, bu annem, diğeri arkadaşım, öteki ablam, beriki karım. Karakterlerle bu bağı kurmamızda Aydın'ın çok iyi bir gözlemci olmasının yanısıra aldığı psikoloji eğitiminin de rolü yadsınamaz. Karakterleri kurarken psikoloji eğitiminin etkisini Edebiyat Söyleşileri programında Ahmet Murat'a şu şekilde ifade eder: “Karakteri kurarken her eylemine geçmişten bir neden bulmaya çalışıyorum.” Karakterlerine inanmamızın en büyük nedeni de bu olsa gerek.
Aydın, öykülerin çoğunluğunda aileyi bilhassa anneyi konu alır. Bilindiği gibi anne ile kurulan bağ kişiliğin büyük bir bölümünü oluşturur. Neredeyse hatırlamadığımız çocukluk evresinde yaşadıklarımız hayatımızın tamamını etkiler. O dönemde bizde eksik bırakılan neyse, ömür boyu o eksikliği tamamlamaya çalışırız. Aydın’ın Kesik Süt Tadı isimli öyküsünde “Annen bile sevmeyince bu beş parasızlık hissi geçmiyor anne!” diye haykıran sevgiye aç bir kız görürüz. Sevgi görürüm umuduyla da annesini bırakmamış, bırakamamıştır. “Umutsuz bir aşık gibi peşinde dolanıyorum.” der ve “Ömrüm sana yaltaklanmakla geçti.” diye de bu durumu itiraf eder. Bir tarafımız anneye kızarken, diğer yanımız o da annesinden öyle görmüş ne yapsın diyerek anneyi haklı çıkarmaya çalışır.
Göz Çukuru isimli öyküde kocası uyuduktan sonra mutfakta sigara içen bir kadın profili çıkar karşımıza. Kocası sigaradan hoşlanmaz. Üstelik “Bir de hoca olacaksın,” der ve içtiği için de eleştirir. Bu yüzden kadın paketi saklar, gizli içer. Pencere önünde sigara içip ağladığı bir gün karşı apartmandan bir çift gözün kendisini izlediğini fark eder. Perdeyi çeker ama merak eder. Zamanla bu gözü görmek alışkanlık olur. Bazen perdeyi açar, mutlu evlilik oyunları oynar. Sonra yine kapatır. Perde onun savaşıdır artık. Belki de durağan hayatında tek renk, tek hareket.
Köpük isimli öyküde bir kadının bulaşık yıkarken kendisiyle yaptığı zihinsel konuşmaya şahit oluruz. Seçimini, evliliğini, kocasının neden çocuk sahibi olmak istediğini sorgular. Kocasının yüzüne bunları söylemek ister ama bulaşık bittiğinde kocası televizyon karşısında
çoktan uyumuştur. Yazarın evliliği bulaşık suyuna benzettiğini hissederiz. En başında su sıcaktır, üstü köpük köpüktür. Evliliğin ilk zamanları ya da çiftlerin ilk tanıştığı zamanlar da her şey güllük gülistanlık. Yaşadıkça köpük söner, su kirlenir. "Köpük söndü, suyun kiri gözüktü. Sema, kirine rağmen o suda bulaşığa devam etti.” der anlatıcı. Evlilikler de devam eder. Bazen çocuk için bazen aile için bazen de kadının gidecek yeri olmadığı için.
Terzisi Meçhul'de de yine bu tema işlenir. Boşanmak isteyen kadın kendini şu cümleyle ifade eder. "34 yaşında bir kadın, bir anne, bir ağır ceza avukatı, deyim yerindeyse -ki bu deyimi çok severim- insanları ipten alıp ipe veren ben, dönüp de anneme ben boşanacağım diyemiyordum." Öykü bu cümle üzerine kuruluyor. Kahramanımız annesinin evinde kaldığı süre zarfında evdeki cansız manken Naciye ile konuşur. Anneliği korse metaforuyla açıklar. Anneliğin hareketlerini bir korse gibi kısıtlandığını ve anne olduğu için pişman olduğunu Naciye'ye itiraf eder. Evlilik ise ona dar gelen bir elbisedir. Annesi terzi olduğu için elbisesine yama yapar. Öykünün sonunda ise o elbiseyi çıkaramayacağını kabul eder.
Acı, Yapışkan, Yeşil Şeyler isimli öyküde ise aldatılan ama boşanmak istemeyen bir kadın görürüz. Beyza. Mücadele eder, evliliğini kurtarmak için her şeyi dener. İşe yaramaz. Gidecektir ama nereye. Beyza'nın "Ana evi, baba evi gibi kucaklamıyor, yargılıyor, onu bir şekle sokmaya çalışıyor." cümlesinden annesiyle arasında bir bağ olmadığını görürüz. Onun kahramanı, destekçisi babasıdır. Ama o da artık yoktur. Annesi yaşasa da yalnızdır Beyza. Sırtına çantasını alır, yüzüğü masadaki özgürlük heykelinin koluna takar ve evi terkeder. Aydın bu öyküyle anne çocuk ilişkisinin önemine bir kez daha değinir. Günümüzde çocuğun eğitimi ya da beslenmesi üzerine yoğunlaşan bir anne modeli yerine aslolanın iletişim olduğunu vurgular.
Taştan Topraktan isimli öyküde ise evdeki huzursuzluk evin kızı İdil'in gözüyle anlatılır. Kendini istenmeyen ilan eder, kendince çözüm yolları bulur. Aydın bu öyküsünde çocuğun dünyasında bizim için sıradan ve önemsiz görünen davranışların çocuk için ne anlama geldiğini ve çocuğu nereye götürebileceğini çarpıcı bir dille anlatır.
Elif Hümeyra AYDIN genel olarak kahraman anlatıcıyı kullanıp sade bir anlatımla ördüğü dokuz öyküden oluşan bu kitabında pek çok farklı kadın portresi çiziyor. Okuyucuya o portrelerde kendini aramak ya da onları kendince yorumlamak kalıyor. Genç yazarın ilk kitabında bu kadar başarılı olması, ikinci kitabı için beklentilerimizi de hâliyle yükseltiyor.


Huriye EMRE
(Edebiyat Burada sitesinde 04.02.2021 tarihinde yayınlanan yazımdır.)
95 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Genç öykü yazarımız Elif Hümeyra Aydın, Mustafa Kutlu’nun desteği ve cesaretlendirmesi ile ilk kitabını yayınlamaya karar veriyor. Her ne kadar “Doğum Lekesi” yazarımızın ilk kitabı olsa da son derece duygulu konuları, güzel ve akıcı anlatımı ile iyi bir eser. Dokuz öykünün yer aldığı kitapta çoğunlukla insan ilişkilerine yer veriliyor. Örneğin bir öyküde, annesini sevmeyen bir kızın yavaş yavaş annesine benzediğini fark etmesi dramatik bir şekilde işleniyor. Bir başka öyküde ise aldatılan bir kadının duygu dünyası anlatılıyor. Girift insan ilişkilerinin gelebileceği noktalar, karakterlerin beklentileri, sustukları, konuştukları ile “Doğum Lekesi” okunası bir eser. Genç yazarımızı tebrik ediyor, yeni eserlerini merakla bekliyorum.
95 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhaba kitapseverler
Elif hümeyra aydın'ın ilk kitabı olan Doğum lekesi ile geldim bugün.Öykü kitabı olan Doğum lekesinin içinde 9 adet öykü bulunmaktadır.Bu öykülere yazarımız kadın gözünden bakmış ve anlatımını bu şekilde gerçekleştirmiş.Bastaki öykülerin anlatımından kaynaklı biraz sıkıldım.Burda tavsiyem sabırlı olmanız gerek.Eğer sabırlı olursanız kitabın sonundaki güzel hikayelere ulaşmış olursunuz.En beğendiğim öyküler Serum ve Acı,yapışkan, yeşil şeyler .
Kitapla kalın
95 syf.
·9 günde·5/10 puan
Açıkçası öykülerin çoğunu pek sevemedim. Çoğunda beni kendine bağlayan bir konu yoktu. Konular biraz yavan kalmış kanımca. Aslında yazar, oldukça başarılı olabileceğinin sinyallerini öykülerinde kullandığı dille size veriyor fakat öykülerden ne istediğinizle alakalı, kitabı sevip sevmeyeceğiniz. Doğum Lekesi Elif Hümeyra Aydın
95 syf.
·Puan vermedi
Doğum Lekesi Elif Hümeyra Aydın Dergah Yayınları

#kitapyorumu
Genç bir yazarın ilk kitabı Doğum Lekesi. Yazarla tanışmama @birkutukitapcom vesile oldu. Kitapta 9 öykü bulunuyor. Öykülerin hepsinde ana karakter kadın.

9 ayrı kadının kendi ile girdiği iç hesaplaşmalara konuk oluyoruz. Genel anlamda birçok kadının yaşadığı kendisi ile çelişki, iç sesiyle olan hesaplaşması, yaşadığı hayattan ya da yapmış olduğu tercihlerden kaynaklı memnuniyetsizliklerini okuyoruz.

Karakterlerin hayata tutunamayıp, kendi iç dünyalarında savruluşları bana Oğuz Atay’ı anımsattı diyebilirim. Bazı öyküler çok akıcı gelse de bazıları da çok durağandı.

Bilinç akışı tekniğini kullandığı ve yalın bir dili olduğu için yazarın kalemini sevdim diyebilirim. Ancak bilinç akışı tekniği zor bir tekniktir ve bazı öykülerinde karmaşa hissetmedim değil.

İlk kitap olduğunu da göz önünde bulundurursak öykü severlerin okuyabileceği bir kitap. Gelecek vaat eden yazarımızın ikinci kitabının daha iyi olacağından eminim.
95 syf.
·2 günde·5/10 puan
Temmuz ayının başında okuduğum ilk kitaplardandı. Bir kutu kitap sayesinde tanıştım Elif Hümeyra Aydın’la. Kendisi 94’lü genç bir yazar ve Doğum Lekesi de yazarın ilk kitabıdır. Bunu değerlendirerek okumaya başladım.
9 adet öyküden oluşan bu kitapta kadın karekterleri ve onların yaşadığı duyguları okuyoruz. Öykülerdeki kadın karakterlerin yaşadığı olaylardan kendimde yakın duygular bulsam da çok beğendiğim bir kitap olmadı. Dili çok sade ve okunması da kolay bir kitap ama maalesef bana hitap etmedi.
95 syf.
·Puan vermedi
E.Humeyra Aydın 94 doğumlu çok genç bir yazar.Sait faik öykü ödülünde 1.sırada yer aldığı için listeme eklemiştim. (dergâh indiriminde aradan çıkardım bugün 2 saat gibi bir sürede de bitti :)
Psikoloji mezunu olan yazarın ilk öykü kitabi doğum lekesi (kapağı,içeriği ile güzel bir kompozisyon yakalanmış bence)
Iceriginde anneanne_babaanne_anne_kız dilinden anlatılmış 9 öykü bulunuyor.
Psikoloji okuyan insanin genel dönüş noktası anneye yönelip; anlatılan hikayeler yer yer akıcı bazen sıkıcı noktaları da vardı.
Lâkin ben cümlelerini başarılı buldum bir sonraki kitabını merak ettim açıkçası
95 syf.
·6 günde·7/10 puan
Elif Hümeyra Aydın, genç bir yazar ve bu ilk öykü kitabına şans verilmesi gerekiyor.

Öykülerdeki kadınlar ve hikayeleri, kendi hikayelerimizden, gel gitlerimizden, dertlerimizden farksız.
Aynı hayatlar, aynı kararsızlıklar ve bağıra çağıra konuşman gereken anlardaki aynı o bilindik susuşlar ve düğümler boğazda.

Yalın bir dil ve akıcı bir anlatım. Beni, kendi hayatımdan yola çıkarak çok yere aldı götürdü ve duvara çarptığı anlar da oldu. Biraz düşünceli, biraz da hüzünlü noktalıyorum kitabı.

Ama günün sonunda, düşüncelerin esaretinden özgürlüğe giden o yola koşar adım girmek paha biçilemez.

Tavsiye ediyorum
-Senin dışında kim böyle büyük bir yıkımı ister? -Yok yok, yıkımları herkes biraz ister, diler, korkarak özler.-Sen korkma çünkü şimdi ne narın ne de büyük yıkımların mevsimi
Her şey şu bedenin dayanma gücüne bağlı. Her şey şu nefese bağlı. Ya alıp da veremezsem, ya verip de alamazsam, ya şurada at gibi çatlarsam.
“Ne zaman korkuyla bir şeyden kaçsam ki öyle bir korkağımdır, arkamı dönemem ona, geri geri kaçarım. Bir süre sonra sırtımı bir yere çarparım, bir bakarım, o kaçtığım şey.”
#doğumlekesi
"Hızlı bir yaşamdı bana lazım olan, durduğum veya yavaşladığım an farkına varıyordum içimdeki kurumuş nehrin."
Elif Hümeyra Aydın
Sayfa 12 - Dergâh Yayınları
"Her hayal kırıklığında o duvara bir şey fırlattım, en çok da meyveler, beklemiş, olgunlaşmış, tadı kemale ermiş meyveler, duvarımda izler bıraktılar."
Elif Hümeyra Aydın
Sayfa 34 - Dergâh Yayınları
"Üç ay evvel o gece pencere kenarındaki sedire oturmuş telefondan Sarı Gelin'i açmış ağlıyordum. Aslında belirgin bir nedeni yoktu. Bazen olur sadece ağlamak istersin ya, öyle bir şey."
Elif Hümeyra Aydın
Sayfa 19 - Dergâh Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğum Lekesi
Baskı tarihi:
Ekim 2019
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759959784
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Elif Hümeyra Aydın, ilk kitabı Doğum Lekesi’yle öykücülüğümüze taptaze bir soluk getiriyor.

“Şimdi bir yıkım mevsimi gelse, her şeyin bedelini bir çırpıda ödetecek denli sert bir kış. Sonrasında eve gidip koca bir nar patlatsak, bir duvar tümden kan kesse. Bir önceki o küçük silik erik lekeleri gibi değil, insana bir cinayeti anımsatacak lekeler bıraksa. Yere düşen taneleri yerken bizi bu yıkıma götüren sebepleri düşünsek.”

Kitabı okuyanlar 148 okur

  • Jalee
  • maviyle lacivert arasında
  • cansel
  • Enes Başak
  • Nilay Turan
  • Mehmet
  • madam arthur bey
  • Mizgin Bulut
  • Gözde Özler
  • Münevver Kandemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8 (4)
9
%8 (4)
8
%22 (11)
7
%24 (12)
6
%12 (6)
5
%12 (6)
4
%8 (4)
3
%2 (1)
2
%2 (1)
1
%2 (1)