"Shishōsetsu" yani "itiraf romanı" ifadesiyle ilk olarak İnsanlığımı Yitirirken ile tanışmıştım. Şimdi ise nihayet bu türün Japon edebiyatındaki ilk temsilcilerinden birini, Katai Tayama'yı,
Japon edebiyatına ilgi duyanlar için etkileyici bir klasik. Kitap zaten kısacık aktı gitti. Kitabın kapağı kenar süslemeleri ayrıca çok hoşuma gitti . Arka kapak yazısı
Suyun akışı, açmış çiçeklerin soluşları gibi doğanın derinlerinde barınan, karşı gelinmez güce rastlanıldığında insan evladı kadar fâni ve acınası bir varlık daha olmadığı anlaşılıyordu."
Cümlelerinin derinliğinde gerçek bir yaşam hikâyesinin izlerini taşıyan bir itiraf romanı... Yazar Tokio, bir yayınevinin yarı zamanlı çalışanı olarak olağan yaşamını sürdürürken hayatını raydan çıkaran bir duygu seline kapılır. Hayranı ve aynı zamanda öğrencisi olan Yoshiko Yokoyama'ya duyduğu tutku, Tokio için günden güne içine sıkıştığı bir hapishaneye dönüşür. Saplantılı bir tutkunun değiştirdiği hayatlara değil de sadece duyulan arzuya odaklanan Döşek, itiraflardan inkâra uzanan ve kontrolden çıkmaya her an hazır bir yaşamın kesitini tüm çarpıcılığıyla okura aktarıyor.
Japon edebiyatındaki "itiraf roman" türünün öncüsü kabul edilen Katai Tayama, kendi yaşamından derin izler sakladığı bu eseriyle hayatındaki kabullerin itirafını yaparken aslında gerçekle yüzleşmenin de imkânsız olduğunu katmanlı bir okuma şöleniyle sunuyor.
Yazarın kendi hayatından bir kesit anlattığı itiraf türü bir kitap döşek. Yazar Tokio' nun sıradan hayatına bomba etkisi yaratan hayran kaldığı, aynı zamanda öğrencisi olan Yoshiko' ya duyduğu tutku dolu bir aşkı anlatıyor kitap. Katai Tayama' nın yaşamından derin izler barındıran bu kitabı okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum ^_^
Takenaka Tokio’nun, genç ve yetenekli öğrencisi Yoshikoya karşı duyduğu gizli duygular etrafında şekillenir. Tokio bu duyguları ne açıkça ifade edebilir ne de tamamen bastırabilir; böylece hikâye, dış olaylardan çok onun iç dünyasında yaşanan çatışmalara odaklanır.
Evli ve üç çocuklu bir yazar olan Tokio’nun, monoton ve sıkıcı bulduğu hayatına öğrencisi Yoshiko’nun girmesiyle değişmeye başladığını anlatır. Yoshiko’ya duyduğu aşk, ona kısa süreli bir heyecan ve yeniden yaşama hissi kazandırır. Ancak bu duygu, sandığı gibi bir kurtuluş değil; aksine daha derin bir içsel çatışmanın kapısını aralar. Hikâye ilerledikçe, beklentiler ile gerçekler arasındaki uçurum belirginleşir ve roman, okuru hüzünlü bir sonla baş başa bırakır.
Katai TayamaDöşekAyşenur yılmaz
Merhabalar. Öncelikle kitaba puanım 10/9. Kitap kısaca bir yazar olan Tokio'nun, genç kız öğrencisine aşık olmasını ve günden güne içinde adeta sıkıştığı bir hapishanenin oluşmasını ele alıyor. Kitaba ilk başladığım sayfalarda Tokio'yu çok yargıladığımı itiraf etmeliyim. Ama sayfaları çevirdikçe tokio'nun kendi içinde bir ikilemde olmasını, kendisini yargılamasını ve anlatım şeklini okudukça tokio'nun gözünden de bakmaya başladım. Kitapta dönemin kadınlara karşı olan bakış açısına çok fazla gönderme var ve hepsini beğenerek okudum. Şu alıntıyı okuyunca Tokio'yu çok net anladım, aşağıya bırakıyorum. Kısacası beğendiğim bir japon klasiği oldu. Okumanızı öneririm. Bir oturuşta bitiyor ve sıkmıyor.
"Çocukları için yaşayan anne, hayatında anlam bulur. Ama karısının çocukları tarafından elinden alındığını, sonra da çocukların anneleri tarafından elinden alındığını gören bir adam dünyada kendini nasıl yalnız hissetmez?"
Yarı zamanlı yazar evli ve üç çocuklu bir baba olan Tokio'nun,öğrencisi Yoshiko'ya bir aşk duymasını anlatıyor.Yoshiko'ya bunu itiraf etmiyor içerisinde saklıyor ancak hayatında olmasını istediği ve onu hep görmek istiyor ta ki Yoshiko birine aşık olup iffetini korumayana dek.Bundan sonra ipler onun için kopuyor ailesinin yanına geri yolluyor.
İdare eder diyebileceğim bir kitaptı,okunması kolay ama şu anki yaşadığımız hayatla o kadar farklı ki anlatılanlar ister istemez tuhaf geliyor
Yalın bir anlatımı vardı. Güzel betimlemeler kullanılmış. Ama konusu beni çok etkilemedi, içine çekmedi. Kitabın sonu da tatmin edici değildi. Dili sade olduğu için okuması zevkliydi..
"Cümlelerinin derinliğinde gerçek bir yaşam hikâyesinin izlerini taşıyan bir itiraf romanı… Yazar Tokio, bir yayınevinin yarı zamanlı çalışanı olarak olağan yaşamını sürdürürken hayatını raydan çıkaran bir duygu seline kapılır. Hayranı ve aynı zamanda öğrencisi olan Yoshiko Yokoyama’ya duyduğu tutku, Tokio için günden güne içine sıkıştığı bir hapishaneye dönüşür. Saplantılı bir tutkunun değiştirdiği hayatlara değil de sadece duyulan arzuya odaklanan Döşek, itiraflardan inkâra uzanan ve kontrolden çıkmaya her an hazır bir yaşamın kesitini tüm çarpıcılığıyla okura aktarıyor."
Saplantılı bir tutkunun değiştirdiği hayatlara değil de sadece duyulan arzuya odaklanan Döşek, itiraflardan inkâra uzanan ve kontrolden çıkmaya her an hazır bir yaşamın kesitini tüm çarpıcılığıyla okura aktarıyor.
"Japon edebiyatındaki "itiraf roman” türünün öncüsü kabul edilen Katai Tayama, kendi yaşamından derin izler sakladığı bu eseriyle hayatındaki kabullerin itirafını yaparken aslında gerçekle yüzleşmenin de imkânsız olduğunu katmanlı bir okuma şöleniyle sunuyor."
Keyıfle okuyun Döşek
127 sayfalık çok kalın olmayan bir kitaptı. Edebiyat alanında bir eğitmenin öğrencisine aşık olmasını konu ediniyor ama bunu evli ve çocukları varken yapıyor. Aldatmanın yalnızca fiziken yapılan bir şey olmadığını ve zihninin nasıl diğer kadınla dolup aşık olduğunu okuyoruz. Bazı yerlerde aşağılama olduğu için kitabı sevmem mümkün değil. Erkolar bari kitaplarda rahat dursunlar hiç yüzü de kızarmadı tüm bunları yaparken :( anlatım dili kolaydı akıcı bir şekilde iki günde bitti.