Puan

8.210 üzerinden
11 kişi
Puan vermedi·122 syf.··
2021 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2021 15:56
Coetzee, Düşman isimli kitabında, Robinson Crusoe'ya bir de kadın bakış açısıyla bakın demiş. Bir kadın gözüyle yazılsa nasıl yazılırmış, ne çıkarmış ortaya onu görüyoruz. Yalnız romanın baş kahramını Crusoe değil Düşman'da, kölesi Cuma. Zenci, dili kesilmiş köle yazarın odağında. Cuma adada Robinson Crusoe ile yaşarken, aralarına kazazede Susan'ın katılımıyla üç kişi bir hayatı paylaşırlar birlikte. Aslında üç kişilik diyemeyiz paylaştıkları hayata çünkü Cuma, efendisi tarafından pek ciddiye alınmamaktadır elbette ve köle oluşu tepeden tırnağa hatta diline kadar işlemiştir Cuma'nın iliklerine. Kitabın büyük bölümünde Cuma'nın kadın karakterle yaşadıklarından kesitler anlatılıyor. Anlatım akıcı, üslup oldukça sade. Susan'ın monologları da kitap boyunca, ruh haliyle ilgili de fikir sahibi yapıyor bizi. Yazarın Güney Afrikalı olması sebebiyle olsa gerek, kitapta açgözlü, sömürgeci Avrupa devletlerine karşı sert bir tutum sergilenirken, bir yandan da erken egemen toplumda bir kadının varoluş çabasına tanık oluyoruz. Kadın karakter Susan, yaşadıklarını kitaplaştırmak isteyen kazazededir ve yazının eril tekel altında bulunan dünyasına girmeye çalışmaktadır.   Kitap, deneysel bir metin olarak çıkmış yola ancak okuduktan sonra tavuk mu yumurtadan yoksa yumurta mı tavuktan sorusunu sormaktan alıkoyamadım kendimi. Susan karakterinin hikayesini anlattığı yazarın adının da manidar şekilde Foe olunca, acaba Robinson Crusoe esasında bizim okuyup, bildiğimiz gibi değil de yolda değişime uğra(tıl)mış bir eser mi, kadın bireyin kendini kabul ettiremediği güruhta haksızlığa maruz kalmış, Cuma gibi yerinden, dilinden olmuş bir kandırmacadan mı ibaret diye düşündürdü bana. Coetzee'ın ırkıçılık, ayrımcılık, toplumsal baskı, yalnızlaşma, arzular, kişisel özgürlükler, içgüdüler üzerine
Edebiyat
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma
Puan vermedi·122 syf.··
2024 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 23:54
Coetzee' nin bir çok basılmış eseri var ve benim ilk okuduğum eseri "Düşman". Ne zamandan beri okumak istediğim bir kitaptı.Sonunda okudum:) Yine ilginç konulu bir kitapla tanıştım.Daniel Defoe tarafından yazılmış genelde herkesin bildiği bir klasik olan "Robinson Crusoe" adlı romana yazar, bir kadın eli değdirmek istemiş ve Susan Burton isimli bir kadını Robinson hikayesine dahil etmiş.Roman içinde roman ....Kitabın konusunu oluşturan unsur, erkek egemen bir toplumda kadının varoluş çabasına dikkat çekmek, bir diğer unsur ise, yazarın Güney Afrikalı olmasından kaynaklı sanırım; sömürgeci Avrupa devletlerine karşı olumsuz bir tutum sergilemek. Gelelim kitabın kısa bir özetini yapmaya... Susan Burton' ın kızı bir gemici tarafından kaçırılır ve o da kızını bulmak için Yeni Dünya'ya giden bir gemiye biner.Gemide çıkan bir isyanda kaptan, mürettebat tarafından öldürülür.Susan Burton' la birlikte bir sandığa konulup okyanusa bırakılır.Kaptan dalgalara dayanamayıp, denize düşer.Susan Burton ise kürek çekerek bir adaya ulaşır.Bu ada roman bu ya:) Crusoe ve Cuma'nın yaşadığı adadır.Susan çok zorluk çekse de o adada iki yıl kadar kalır.Bir gün adaya bir gemi yanaşır .Crouse zaten hasta ve yaşlıdır.Gemi, Crusoe, Cuma ve Susan' ı alıp İngiltere' ye doğru yola çıkar.Yolda iyice hastalanan Crusoe, fazla dayanamayarak ölür. Olanları anlatan Susan' a kaptan, bu yaşadıklarını romana dönüştürmesini teklif eder. Ünlü bir yazar olan Daniel Defoe' yu bulan Susan, hikayesini ona da anlatır ve Defoe bunları kaleme alır.Romanın kısa özeti bundan ibaret. Kitabın edebi yönünden bahsetmek gerekirse, sade bir dille yazılmış.Okuyucuyu sıkmıyor.Yalnız bazı yerlerde kopukluk olduğunu hissettim, sanırım çeviri kaynaklı.Tam konsantre olmuş giderken, birden buraya nasıl geldik? diye kendime
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·122 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 14:34
Düşman ~ J. M. Coetzee Merhaba sevgili kitapseverler; Düşman, kelimelerin bittiği o tekinsiz, sessiz sınıra yürümek gibi. Coetzee edebiyatına duyduğum bu tarifsiz bağ, her defasında beni insanın o en çıplak, en suskun gerçeğiyle yüzleştirmesinden gelir. Yüzümüze çarpan her cümlesi, insanın içindeki o karanlık odaya tutulan sarsıcı bir ışıktır. Robinson Crusoe destanını hepimiz biliriz. Peki ya o adanın asıl gerçeği, bize anlatılan o kahramanlık masalı değilse? Coetzee, Daniel Defoe'nun hayaletini masaya çağırıyor ve o parlak sömürgecilik mitini paramparça ediyor. Defoe'nun o çok bilinen adasına bir kadın ve dilsiz bir adam bırakıyor. Üç yüz yıllık bir miti, Cuma'nın kesik dilinde ve Susan'ın avuçlarında parçalıyor. Cruso ölmüş, hikâye sahipsiz. Susan anlatmak istiyor, Foe ise onu satılabilir bir maceraya dönüştürmenin peşinde. İşte o an anlıyoruz: Bazen düşman dışarıda, ıssız bir adada değildir. Düşman içeridedir. Senin gerçeğini elinden alıp kendi kalıplarına dökmeye çalışanların kibrindedir. Ama hikâyenin asıl sarsıcı merkezi, dili kökünden kesilmiş siyahi adam Cuma'nın sessizliğidir. Sömürgeciliğin en karanlık yüzü: Sadece toprakları değil, bir insanın kendi hikâyesini anlatma hakkını da gasp etmek. Cuma'nın sessizliği, Dante'nin cehenneminden bile ürkütücüdür; çünkü orada konuşan ruhlar vardı, burada kelimeler tamamen katledilmiş. Biz kelimelere âşık olanlar, bazen her sessizliği dillendirme kibrine kapılıyoruz. Oysa Düşman bizi o kibirle yüzleştiriyor. Ve son... Okyanusun dibinde, Cuma'nın asıl evinde. Kelimelerin boğulduğu, sadece ağır olanların dibe çöktüğü yerde. Orada bir ağızdan çıkan sessiz hava kabarcığı, bütün romanlardan daha gerçek. Bazen bir hikâyeyi anlatmanın en doğru yolu, anlatamadığın yerleri olduğu gibi bırakmaktır. Coetzee okumak, işte bu
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma
8/10
·155 syf.··
Beğendi
·
2024 127. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 10:10
Coetzee ile mükemmel bir tanışma oldu. Güney Afrika kökenli yazarımız tahmin edeceğiniz üzere ırkçılık, sömürgecilik sularında geziyor. Değişik bir tarza imza atıp Daniel Defo’nun Robinson Cruso’una dair farklı bir bakış açısı geliştiriyor. Bir gemi batıyor ve bir kadın yolcu, Susan, Robinson Cruso ve kölesi Cuma’nın yaşadığı adada gözlerini açıyor ve biz Susan’ın gözünden adada olan bitene tanıklık etmeye başlıyoruz. Bu hikayeyi kafamda daha anlamlı kılan şey haftalar önce dinlediğim Serdar Kuzuoğluna ait bir podcastti. Kuzuoğlu o podcast’inde Robinson Cruso’un hikayesine farklı bir yorum getiriyordu. Bir ingiliz bir adaya düşüyor. O adanın kime ait olduğunu sorgulamadan oranın sahibi gibi davranıp kendine bir yaşam kuruyor. Bulduğu siyahi bir insanı kölesi yapıyor ve adının ne olduğunu merak bile etmeden ona kendi istediği bir ismi koyuyor. Uzun lafın kısası Daniel Defoe’nun bu eseri bir nevi sömürgecilik sisteminin bir portresiymiş aslında. Eserin kendisini hiç okumasam da hikayeyi ilkokuldaki türkçe derslerinden biliyorum. İtiraf etmeliyim ki bir başarı ve hayata tutunma öyküsü olarak irdelediğimiz bu esere hiç bu gözle bakmamıştım. Fakat bu yorum çok da mantıksız gelmedi. Çünkü 18., 19. Yy. dünya edebiyatı Amerika’daki siyahilerin köleliğini, coğrafi keşifler sonrası yerlilerin katlini ve hayatta kalanların alt soylarının ötekileştirilmesini normal gören edebi eserlerle doludur, Toni Morrison’un Ötekilerin Kökeni’nde de değindiği gibi. Her neyse konuya dönecek olursak; yazar bu eserde Robinson Cruso’un hikayesine bir alternatif geliştirmiş. Susan’ın akıl yürütmeleri ile Robinson’un adadaki yaşamını bir güzel sorgulatmış okuyucuya. Mesela Robinson kendine bir yatak yaparken niye bir yazı masası kurmayı düşünmemiş? Onca yıl cumaya neden konuşmayı, okuma-yazmayı
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma
Issız adada bir kadın
10/10
·122 syf.··
2023 21. kitabı
Herkes Daniel Defoe’nun ünlü kitabı Robinson Crusoe’u biliyordur. Issız bir adada Cuma ile birlikte yaşarlar. Peki bu hikayeye bir kadın eklense ve ada hayatı bu kadının gözünden anlatılsa neler değişirdi? J. M. Coetzee’nin kaleme aldığı Düşman (Foe) kitabı tam da bu soruların cevabı niteliğinde. Tabii ki sorular da cevaplar da sığ değil. Olay örgüsü; dilin önemi, ırkçılık, cinsiyet eşitsizliği gibi günümüzde de var olan temel sorunları sorgulamayı gerektirecek şekilde kurgulanmış. Cruso ve Friday ile adada bir yıl geçiren Susan Barton, İngiltere’ye dönünce yaşadıklarını kitaplaştırmak ister fakat bunu nasıl yapacağını bilemez. Daniel Foe adında bir yazardan yardım alır. Fakat Foe hikayeyi Barton’dan duyduğu şekliyle aktarmayı reddeder ve kendi uydurduğu bir hikaye yazar. Öte yandan Susan, dili kesik olduğu için kendini ifade edemeyen Friday’e yazı yazmayı öğretmeye çabalar ki olayı bir de Friday’in bakış açısıyla öğrenelim. Fakat bu çaba da sonuçsuz kalır. Kitabın sonundaki sürpriz ise Sudan’ın çabalarını hepten sekteye uğratır. Kitapta, Susan’ın deneyimlerini kendi cümleleriyle kitaplaştıramaması, erkek bir yazarın Susan’ın deneyimlerini, kendi cümleleriyle ve hayal gücüyle harmanlayarak yazması, siyahi Friday’in kendi anlatacak bir dile dahi sahip olmaması, erkek egemen bir toplumda kadın olmanın, beyaz ırkın üstünlüğü altında ise ezilen ve yok sayılan diğer ırkların yaşadığı zorluklara bir atıftır. Tüm bunlar okurken beyninizde döner durur ve bu kısacık kitabın ağızda bıraktığı kekremsi tat bir müddet sizi rahatsız eder. Etmelidir de. Zaten Coetzee’nin de istediği tam olarak budur. Önce Defoe’nın Robinson’ını sonra Coetzee’nin Foe’sunu okuyarak anlatılmak isteneni daha net kavrayabilirsiniz.
Duygu ve Düşünce
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma