"Acı korkunç bir şey. İnsanı delirtiyor. Bambaşka biri yapıyor."
Ecelin Avı
Merhabalar herkese... Kalemiyle ilk defa tanıştığım bir yazar olan Graham Hurley'nin kaleminden Ecelin Avı isimli kitabının kendimce incelemesiyle buradayım. Öncelikle zaman kaybıma çok çok üzüldüğümü söyleyerek başlamak istiyorum. Kitabı zerre kadar dahi beğenemedim. İlerledim belki açılır dedim fakat hiç de iç açıcı bir sonuca ulaşamadım. Konusu belki ilerledikçe okunur, belki iyi vakit geçirilir, verimli zamanlar olur diye düşündükçe bu aralar bu tür kitaplar bayağı yanıltır oldu. Ve bu da gerçekten boşa giden zamanıma felaket derecede acımama neden oldu. Kitabı okuduktan sonra incelemelere göz gezdirdim ve benim gibi düşünen pek çok okur olduğunu gördüm. Tek olmadığıma o kadar çok sevindim ki. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kitap fazlasıyla sıkıcı, vasat ve basit ötesi.
Konusuna kısaca değinecek olursam; Müfettiş Joe Faraday, bir araba kazasıyla feci şekilde yaşamını yitiren genç iş arkadaşı Vanessa'nın cenazesiyle tatsız bir haftaya başlar. Kimsenin bulaşamadığı entrikalar kralı dedektif Paul Winter ise hayal bile edemeyeceği bir felaketle karşı karşıyadır. Tek yapabildiği umutsuzca etrafına sataşmaktır. Gündemlerinde, kötü bir şöhrete sahip Pieter Hennesey adlı bir kadın doğum uzmanının kayboluşu vardır. Onun yaptığı ve asla pişmanlık ve suçluluk duyguları hissetmediği üzerine de alay ettiği onlarca kadın artık birer cinayet şüphelisidir. Bir de Vakvak amca vakası vardır ki ördek maskesi takıp kadınlara saldıran bir sapık okuyucuyla adeta dalga geçer gibi bir görünüp bir kaybolmaktadır.
Kitabın dilini ve anlatımını da sevmedim. Edebi bir içeriği, gerilimi, polisiye unsurları yok denecek kadar az. Hatta hiç yok bile denebilir belki de. Kurgu da acayip karmaşıktı.
kitapta bir sürü isim vardı 1 sayfa okuyup başka bir olaya 1 sayfa sonra başka bir olaya geçiyordu. Bir sürü isim bir sürü olayla başlayan bir kitaptı. Akıcı bir anlatımı olsada olaylar her ne kadar bir bütünün parçası olsa da çok kısa geçişler yaptığı için beni sarmadı. Amerikan filmi izlemiş hissi verdi ama benim için zaman kaybı olan sırf kitabı yarım bırakmamak adına okuduğum bir kitap oldu.
Bu kitap hakkında unutmuşum yazmayı..
Kitabı aylar önce almıştım. Okuyayım dedim, demez olaydım.Hiç bana göre bir kitap değildi. Polisiye roman olduğundanmıdır bilinmez, ilk 50 sayfayı okusamda çok birşey anlamadım, ve anlamak da istemiyorum. Kitabı yarım bırakmak zorunda kalmıştım. Yok vak vak amca bilmem ne ilk defa bu kadar nefret besledim bi kitaba ..
Hiç okumamıştım bu tür romanlar ve uzun bir süre de okumayacağım. Belki daha sonra..
Kurgusu güzel keyifli bir polisiye roman.Dikkat eksikliği olanlar için takibi biraz zor olabilir.Aynı ekipte yer alan iki dedektif müfettişinin başından geçenler anlatılmış. Ana konu etrafında şekillenen olaylar zinciri yok.Bir haftalık zaman diliminde birden fazla olaya tanıklık ediyorsunuz. Polisiye sevenlere tavsiye ederim.
Bir polisiyeci olarak ismine aldandığım, yarım bırakma huyum olmadığından güç bela bitirebildiğim ve bir kitap ne kadar kötü yazılabilir (belki çeviridendir) sorusunun cevaplarından biri olan oldukça sıkıcı kitap...
Spoiler içerir!!!
Faraday adlı bir müfettiş ve iş arkadaşları esrarengiz bir olayın peşindeler .
Sapık ve ahlaksız bir jinekolog , yaptığı kötü şeyler ve ekibin bu doktoru bulma olayları...
Faraday'ın iş arkadaşı olan Winter adlı müfettişin eşi kanserdir ve bu olaylar içerisinde iken bir de eşi ile ilgilenmesi gerekir . Gerçi sona doğru pek ilgilenmedi . İşinin başında idi ve karısı intihar etti . Ne kadar doğru ne kadar yanlış Winter 'in yaptığı bilemedim ..
Macera ve polisiye sevenler okuyabilir .
hayaller ve hayatlar denircesine ecelin avı....
adından etkilenerek çok fazla şey umdum sanırım. okumaya başladıkça düzelir konu açılır ,heyecanlı hal alır derken, hiç bir aroması olmayan diyet yemeğine dönüştü kitap. olaylar kopuk, dil , olay örgüsü sıkıcı , hiç bir adrenalin ve merak uyandırmayan tek düzeylikte bitti. sonunu da anlamadım zaten neyse...
konusu ise Portsmouth’un sisli, gri ve zamanın eskittiği limanlarında olaylar geçiyor. Bu atmosfer, olayların geçtiği yer olmaktan çok daha fazlasına dönüşüp, karakterlerin iç dünyasını yansıtan bir ayna gibi ama siz bunun sürekli devam etmesinden sıkılıyorsunuz. Kitabın baş karakteri Dedektif Joe Faraday, kendi yaralarıyla, yalnızlığıyla, sistemin baskısı altındaki çırpınışıyla, yani tüm zaaflarıyla karşımıza çıkıyor. Oğluyla olan çatışmalı ilişkisi, yaşadığı içsel sorgulamalar, dosyaların ötesinde bir adamla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Faraday yalnızca bir suçu çözmeye çalışmıyor; aynı zamanda kendini, geçmişini ve içinde bulunduğu toplumun çelişkilerini anlamlandırmaya çalışıyor. kitap, yalnızca suçlunun kim olduğunu değil, suçun neden işlendiğini ve bu suçların arka planında yatan toplumsal yapıları da sorguluyor. Suçlu bireylerden ziyade, bireyleri suç işlemeye iten koşulların izini sürüyor. Sokaklardaki gençlerin içine düştüğü çıkmazlar, sistemin görmezden geldiği adaletsizlikler, aile içindeki çözülmeler ile dolu. yazar konuyu güzel seçmiş olsa da anlatım ve olayların akışındaki o yavanlık kitabı beklenenin altında kalmasına sebep oluyor.
tavsiye eder miyim hayır. ama yazarı tanımak adına başka kitaplarına şans verebilirsiniz.
Kitap beğenilmemiş çok sanırım ama bence çok güzeldi. Fazla isim içeren bir kitap bu yüzden takip etmekte başlarda zorlanıyorsunuz ama bence kitap akıcı gidiyor bu noktadan sonra.
Bir kadın doğum uzmanının kendi kirli amaçları için yaptığı hatalarla dolu ameliyatları ve bir anda ortadan kaybolmasını ele alıyor kitap. Bazı kısımlarda olaylar fazla uzatılmış, yeni bir bilgi verilmeden geçen sayfalar var ama çok sorun değil bence.
Karısının hastalığı yüzünden izinde olan Polis Winter, eşini iyileştiremedikleri için doktorlara sinirli ve intikamını Dr. Hennesey'den almaya kararlı. İntikam şekli hoşuma gitti açıkçası. Kitabın sonunda mağdur kadınlarla ilgili bir sonuç da olabilirdi.
#KitapYorumu
#EcelinAvı
#GrahamHurley
Aynı ekipte çalışan iki dedektif müfettişinin başından geçen bir haftalık olaylar ve maceralar anlatılıyor... Maskeli bir sapık ' Vak vak amca' davası olarak karşılarına gelmiştir, saldırıya uğrayan bir kadın ve köpek vardır ve bu durum çözülmeyi beklemektedir. Winter'ın devamlı aldattığı eşi kansere yakalanmıştır ve üç ay ömrü kalacağı söylenmiştir. İntihar eden eşi bir yana doktorlardan nefret etmeye başlamıştır ve sapık bir jinekolog davasını alır ve tüm enerjisini buna sarf eder. Bir yandan da gıcık olduğu Faraday'a bir şey belli etmemeye çalışmaktadır. Dawn ve Rick ise Faraday'in emriyle maskeli sapığın peşine düşerler...
Aynı anda birden fazla olay konu ediliyor kitapta.Aslinda beğendim fakat kapak fotoğrafı kitabın içeriğiyle alakasız.Kapağa bakınca gerilim dolu bir kitap bekledim ama pek gerilim dolu değil.