Hayatımda hiç bu kadar boş ve anlamsız bir kitap okumadım zira okuyamadım da zaten yarım bıraktım. Yazarın kendisini tanıyorum; böyle donanımli, mizah yeteneği yüksek, zeki bir adamın bu kadar boş bir kitap yazmasına şaşırdım doğrusu. Okumayın, zaman kaybı.
Eğer gerçek hayattan birazcık da olsa uzaklaşmak, kafa dağıtmak istiyorsanız ve samimi, sıcak, gerçek olamayacak kadar güzel karakterlerle tanışmak istiyorsanız okuyabileceğiniz bir kitap. Benim için hayalini yaşadığım ama hep ütopya olarak kalacak bir hayat..
Çok kötüydü.
Arka kapak tanıtımına aldanarak, sıra dışı karakterlere sahip, kara mizah barındıran bir absürt komedi okuyacağımı zannedip; herhangi bir kurguya sahip olmayan, komik olduğu düşüncesiyle sunulan diyalogların tebessüm bile ettirmediği, zaten bir edebi değer vaat etmediği gibi hoş vakit geçirmemi de sağlamayan bir kitapla karşılaştım.
Arka kapakta Ayhan Sicimoğlu'nun kitap hakkındaki yorumuna denk gelince eğlenceli bir şeyler okuyacağımı sanmıştım, ama inanılmaz yanılmışım.
Ön kapaktaki "macera başlıyor" vaadine dair bir kurgu kırıntısı bile göremeyince, matbaa hatası olarak değerlendirmeye karar verdim.
Hele hele sonlara doğru yakın siyasi tarihimizin halka yansımasına dair kesitler verilmesiyle iyice modum düştü, zira kitapla ilgili başlıca sorun burada da devam ettirilip konu hiçbir yere bağlanmamıştı. Kitap yarım bırakmayı sevmiyorum, ama sayfa sayısı biraz daha fazla olsaydı kendi ellerimle kendime işkence yapmayı da göze alamayacaktım.
Kitapla ilgili yapabileceğim yegâne olumlu yorum; tek sempatik karakter olan Papaz Dimitri'nin konuşmasının yazıya başarıyla aktarılması ve okuyormuş gibi değil de başarılı bir oyuncu tarafından seslendiriliyormuş gibi hissettirmesi.
Emeğe saygım sonsuz, ama herkes de kitap yazmamalı. Bu vesileyle yazarını, gerçek adını kullanmadığı için takdir ediyorum.
Çok uygun fiyatlı olduğu için diğer kitabını da almıştım (bkz. Histerik ) ama kitapsızlıktan zehirlenene kadar elime alacağımı sanmıyorum maalesef.
Kitap başlarda iki farklı konuyu ve ülkeyi ele alıyor. Asıl konuya gelene kadar biraz hikaye uzatılmış gibi geldi bana. Bu iki hikayenin buluşacağı noktayı beklemek sabırsızlandırdı beni. Ama anlatılan mahalle ortamı çok samimi ve içten hissettirdi. Herkesin birbirine saygılı olması farklı ırka, farklı dine ve siyasi görüşe sahip kişilerin birbirlerine her zaman arka çıkması, beraber aile gibi olması kitabı okumamı kolaylaştırdı diyebilirim. Kitapta Şeref Düzyatanlar ile ilgili çok fazla olay yok. Daha çok Şeref'in doğumuyla birlikten ailesi ve tanıdıkları etrafında gelişiyor olaylar. Ama kitapta siyasi olaylar gereksiz şekilde uzatılmış. Birlikteliği anlatmak istemiş olabilir ama konu birden çok farklı alana sapmış ve sonra yine Şeref'in ailesine dönmüş. Sonu da çok tatmin edici değildi. Kitabın devamı gelecek gibi algıladım sonundan. Bundan dolayı da havada kalmış gibi olmuş. Okunur mu? Çok ağır bir kitap sonrası kafa dağıtmak için okunabilir. Ama okunmasa da pek bir şey kaybedilmez.
Şeref Düzyatanlar sosyal medyadan tanıdığım, bol mizah-ironi içeren, eğlenceli bir hesap. Yazarın kim olduğunu, kadın mı erkek mi, hiçbir bilgi edinemedim. Sadece Tokat'ı çok fazla vurgulaması hasebiyle sanırım Tokatlı. Ve hemşehrimin kitabını okumayı heyecanla istedim. Ancak hayalkırıklığına uğradım diyebilirim.
Ben ağız dolusu gülerim beklentisiyle açtım kitabı ancak 3. sınıf öğrencisine hitap eder cümlelerle, gereksiz uzatılmış diyaloglarla, kitabın gidişatına etkisi olmayan gereksiz fazla kurgu ile açıkcası beklentimin çok altında kaldı. Yer yer mizahı hissettim tabi ama 5 yerde falan. Belki yazarın da çok bir edebi kaygısı yoktur bunu yazarken o yüzden okudum geçtim. Çok eleştiriyi de hakeden bir kitap değil.
Şerefin doğuşu , hayal alemlerinde yaşadığı sempatik hikayelerini okuyucuya akıcı bir dil ile aktaran yazarın öyküsü, yaşadığımız kültürlerinde ortak olmasından ötürü (Tokat-Amasya) karakterlerin ve olayların hayatımdan kesitler sunması beni kitap ile ilgili olumlu yorumlar yapmaya sevk etti. Yazarın dili ve üslubu konusunda ise bir Aziz Nesin esintisi hissettiğimi söyleyebilirim. Eğlenceli karakterler ve kültürel esintilerle yoğurulmuş hikayeler.
Ben yandım siz yanmayın dostlar. Bu kitabın basıldıgı kağıda yazık. Harcadığım zamana yaZık. Bir noktada açılır diyerek sonunu getirdim. Bir gram güldürmedi.
Katma değeri sıfır olan bomboş bir kitap arkadaşlar edebi yönü falan da yok boşa zaman kaybı hiç beğenmedim. Yani mizah yönü var evet ama herkese hitap edecek bir mizah değil. Bir ya da iki yerinde güldürmüştür taş çatlasa
Bir arkadaşımın hediyesiydi. Alıp okuyayım dedim, hediye eden arkadaşımı tanıdığım için çok matah bişey beklemedim, ama zaman geçsin diye okumuş bulundum bu soğuk havada içimi ısıtan sahneler canlandırdı tabi ama onn dışında uzatılmış bir hikaye ara ara sıktı, ama beklentim yüksek olmadığı için devam edebildim, iyi okumalar..
Şeref’in doğuşundaki hem trajikomik olayları hem de bazı tesadüflere bağlayarak anlatırır. İçinde mizah öğeleri bulunan sade bir dille kaleme alınmış. Keyifli zaman geçirmek okunabilir