Einstein'ın Evreni (Albert Einstein'ın Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü)Michio Kaku

·
Okunma
·
Beğeni
·
298
Gösterim
Adı:
Einstein'ın Evreni
Alt başlık:
Albert Einstein'ın Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-4362-83-7
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş.
Yirminci yüzyılın en büyük bilim insanının yaşamını ve çalışmalarını ustalıkla yeniden canlandıran Michio Kaku, bizleri Einstein’ın zihnine sokarak nasıl düşündüğünü gösteriyor. Einstein’ın büyük fikirleri resimler halinde ortaya çıkıyordu. Yanı başında koştuğu bir ışık demetinin nasıl görüneceğini hayalinde canlandırdığı ilk resim, Einstein’a özel görelilik kuramını ve yıldızların gizemini çözen meşhur E=mc2denklemini getirmişti.

Einstein’ın kendisini Bern patent ofisinde sandalyesinden düşerken gördüğü ikinci resim, kavisli uzay-zamanıyla kara delikleri ve büyük patlamayı önümüze getiren genel görelilik kuramı doğmuştu. Einstein’ın bütün doğa kuvvetlerini birleştirmek için yaptığı girişimin başarısızlığı ise, üçüncü bir resim yaratmakta başarısız olmasından kaynaklanmaktaydı. Ne olursa olsun, Einstein’in daha sonraki çalışma hayatı boyunca ürettiği fikirlerin çoğu, yeni bilimsel araştırma alanları, yeni teknolojiler ve birkaç Nobel Ödülü kazanılmasına yol açmıştır.
Einstein hakkında bilmediğimiz ve halk arasında efsanelesmis olan Einsteinin lisede başarısız algısının ne kadar çok yanılgı olduğunu görüyoruz.
Einstein' ın Evreni, yıllar önce Sci Fi Science ( Bilim Kurgudaki Bilim) programı ile tanıdığım Michio Kaku'nun yazmış olduğu kitap..
Konu olarak Einstein’ın biyografik bir derlemesi gibi görünse de aslında Einstein’ın çağdaşı olan bilimadamlarından hangi özellikleri ile ayrıldığı, onu günümüzde bile bu kadar popüler yapanın ne olduğu üzerine vurgular yapan bir kitap olmuş,
Kaku, tüm spotları bu kitapta Einstein üzerine çevirmiş, kitap bana objektif yazıldığı izlenimi vermedi çünkü daha önce kaku’yu izlediğim bir programda Kaku’nun Fizikçi olmasına ilham olan kişinin Einstein olduğunu biliyorum..
Peki einstein ‘ı bu kadar özel kılan neydi? 20.yy’da – kelimenin tam anlamıyla- tüm spotları ona doğrultan? Times’a manşet olan? Gazetecilerin, kapısının önünde kuyruk oluşturmasına neden olan? Yazdığı fizik kuramları camlara yapıştırılan? Sadece bilim dünyasının değil halkın da ilgisini çeken ve merak duymasını sağlayan?
Kauku’nun ve Einstein hakkında belgeseli yapılmış ve kitabı yazılmış her içeriğin de dediği gibi, Einstein öncelikle en karmaşık fizik postulatlarını küçük bir çocuğa kolaylıkla anlatabilecek kadar fizik bilgisine hakim ve yetenekliydi ki zaten özel görelilik problemini kafasında küçük bir çocukken resim olarak çizerek somutlaştırmıştı. (Eğer bir ışığın üzerine binebilseydim ve onun üzerinde hareket edebilseydim ne olurdu?)
İkinci olarak da newton mekaniğinden bambaşka bir kulvarda olan ve o güne kadar herkesin artık fizikte keşfedilecek bir şeyin kalmadığını düşünen bilim dünyasına, özel ve genel görelilik adında iki adet bomba atmasıydı.
Bununların dışında Einstein bazılarının sezgi, Kaku’nun ise öngörü olarak nitelendirdiği ve kafasında problemleri basit bir netlikle resmedebildiği bir yaratıcılığa sahip olmasıydı,
Tabi ki kitap bu basit soru ve cevaplardan ibaret değil,
sokratın idamıyla başladığını bildiğimiz ve Galileo, Kopernik ve benzerleri ile her defasında tanık olduğumuz, her bilim alanında ve her çağda yaşanan, yeniliğe dirençle karşılık verme refleksinde bulunan İNSANın, evrilme sürecinde ne kadar yavaş hatta milim milim ilerlediğine tanık olmamızı sağlayan sahneleriyle dolu bu kitap,
Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de eğer Almanya (Birkaç zengin Yahudi tarafından!) Nazizm etkisinde bırakılmasaydı ve Fizik bilim literatürüne en çarpıcı katkıları sağlayan Alman Fizikçiler ülkelerini terk etmek zorunda kalmasaydı Dünyaki güç dengeleri şuan nasıl olurdu?...
Kaku’nun yazmış olduğu bu kitap ile edinmiş olduğum diğer bir fayda ise Lisans eğitimim boyunca çözmüş olduğum ya da ispatını yapmış olduğum sayfalar dolusu Fizik ve Matematik problemlerinin hangi amaçla ve niye yapmış olduğum konusunda bana yaşatmış olduğu aydınlanmadır :)
Ayrıca Kaku, yine Einstein’ı rol model alarak karmaşık fizik argümanlarını kolay anlaşılabilir hale getirmiş,
Kitabı soluksuz okudum dersem abartmış olmam,
Öncelikle Fizikçi meslektaşlarıma ve bunun yanında popüler fizikle ilgilenen, SicimTeorisini, M-Kuramını vb takip eden herkese bu kitabı şiddetle tavsiye eder, İyiOkumalarDilerim.
Einstein, bir zamanlar şöyle demişti: "Büyük ruhlar, daima sıradan akılların şiddet dolu itirazları ile karşılaşmıştır."
Michio Kaku
Sayfa 87 - ODTÜ yayıncılık
"Yeni bir kuram bir çocuğun anlayabileceği kadar basit bir fiziksel resim üzerine kurulu değilse muhtemelen bir işe yaramaz." - Einstein
Uzayın eğri olabileceğini bir kez kavradığımız zaman, ortaya şaşırtıcı yepyeni bir resim çıkar. Bir yatağın üzerine ağır bir taş konmuş olduğunu düşünün. Şimdi, yatağın üzerinde minik bir bilye yuvarlayın. Bilye düz bir çizgi üzerinde değil, taşın etrafında eğri bir çizgi boyunca hareket eder. Bu etkiyi incelemek için iki yol bulunmaktadır. Uzaktan seyreden bir Newton'cu, taştan çıkarak bilyeyi etkileyen gizemli bir ''kuvvet'' var olduğunu, bu kuvvetin bilyeyi yol değiştirmeye zorladığını söyleyebilir. Bu kuvvet, görünmez olmakla beraber, uzanmakta ve bilyeyi çekmektedir. Buna karşın, bir görelilikçi, tümüyle farklı bir manzara görebilir. Yatağa yakından bakan görelilikçi için bilyeyi çeken herhangi bir kuvvet bulunmamaktadır. Yalnızca yatakta bir çöküntü vardır, bu da bilyenin hareketini belirlemektedir. Bilye hareket ettikçe yatağın yüzeyi bilyeyi dairesel bir hareketle yol alacak şekilde ''itmektedir''.
Şimdi taşın yerinde Güneş'i, bilyenin yerinde Dünya'yı ve yatağın yerinde de uzay ve zamanı düşünün. Newton olsaydı, adına ''çekim'' denilen görünmez bir kuvvetin Dünya'yı çekerek Güneş'in etrafında tuttuğunu söylerdi. Einstein ise ortada hiçbir çekim kuvvetinin olmadığını söyleyerek buna yanıt verirdi. Dünya Güneş'in etrafında dönmektedir, çünkü uzayın kendisinin eğriliği Dünya'yı Güneş'e doğru itmektedir. Bir bakıma, Güneş çekmez, fakat uzay iter.
Einstein, bu resimde Güneş'te olan herhangi bir olayın Dünya'ya ulaşmasının neden sekiz dakika süreceğini açıklayabilirdi. Örneğin, eğer taşı birdenbire yerinden kaldıracak olursak, yatak normal şekline döner, yatağın yüzeyi boyunca belli bir hızla yol alan dalgalanmalar meydana getirir. Aynı şekilde, eğer Güneş ortadan kalkacak olursa, ışık hızında yol alacak bir çarpık uzay şok dalgası çıkar. Bu resim öylesine basit ve şıktı ki, Einstein kendisine neden bu kadar ünlü olduğunu soran ikinci oğlu Eduard'a temel fikri anlatabilmişti. Einstein, şöyle yanıtlamıştı: ''Kör bir böcek eğri bir dal üzerinde yürürken, gittiği yolun eğri olduğunun farkına varmaz. Ben, böceğin fark etmediği şeyi şans eseri fark ettim.''
Michio Kaku
Sayfa 68 - ODTÜ yayıncılık
Genel görelilik ne kadar başarılı ve ne kadar geniş kapsamlı olursa olsun, Einstein'ı 1920'li yılların ortalarında bir yandan "şeytanla", kuantum kuramı ile savaşırken diğer yanda fiziğin yasalarını birleştirmek amacıyla bir birleşik alan kuramı oluşturmak için yaptığı kavgaya hazırlamaya yeterli olmamıştı.
"Sınıf arkadaşları Albert'i bir ucube olarak görüyordu, çünkü spora karşı hiçbir ilgi beslemiyordu. Öğret­menler, ezberleyerek öğrenmede başarısız olması ve garip dav­ranışları nedeniyle onun pek zeki olmadığını düşünmekteydiler.
Albert'in on yaşındayken girdiği Luitpold Gymnasium adlı okuldaki en büyük derdi, klasik Yunanca dersleriydi. Can sıkın­tısını gizlemek için yüzünde boş bir gülümseme ile sandalyesin­ de otururdu. Günün birinde, yedinci sınıf Yunanca öğretmeni
Herr Joseph Degenhart, orada bulunmamasının daha iyi olaca­ğını Albert'in suratına söyleyiverdi. Einstein hiçbir şey yapma­dığını söyleyerek itiraz edince, öğretmen açık bir şekilde şöyle yanıtladı: "Evet, bu doğru. Fakat sen en arka sırada oturup
gülümsüyorsun ve bu, bir öğretmenin sınıfından beklediği saygı duygusunu yerle bir ediyor."
Michio Kaku
Sayfa 15 - ODTÜ YAYINCILIK
Einstein-Rosen köprüsünün içine düşen bir kişinin atomlarını parça parça edebilecek kadar güçlü olması nedeniyle böyle bir kişinin ezilerek öleceği, şüphesiz kavranmıştı. Kara delik hareketsiz olduğu takdirde, solucan deliğinden geçerek paralel bir evrene ulaşmak, olanaksızdı Sonunda Einstein, kısmen atom altı dünyasının zenginliğini izah edemediği için bu fikirden vazgeçmek zorunda kaldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Einstein'ın Evreni
Alt başlık:
Albert Einstein'ın Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-4362-83-7
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş.
Yirminci yüzyılın en büyük bilim insanının yaşamını ve çalışmalarını ustalıkla yeniden canlandıran Michio Kaku, bizleri Einstein’ın zihnine sokarak nasıl düşündüğünü gösteriyor. Einstein’ın büyük fikirleri resimler halinde ortaya çıkıyordu. Yanı başında koştuğu bir ışık demetinin nasıl görüneceğini hayalinde canlandırdığı ilk resim, Einstein’a özel görelilik kuramını ve yıldızların gizemini çözen meşhur E=mc2denklemini getirmişti.

Einstein’ın kendisini Bern patent ofisinde sandalyesinden düşerken gördüğü ikinci resim, kavisli uzay-zamanıyla kara delikleri ve büyük patlamayı önümüze getiren genel görelilik kuramı doğmuştu. Einstein’ın bütün doğa kuvvetlerini birleştirmek için yaptığı girişimin başarısızlığı ise, üçüncü bir resim yaratmakta başarısız olmasından kaynaklanmaktaydı. Ne olursa olsun, Einstein’in daha sonraki çalışma hayatı boyunca ürettiği fikirlerin çoğu, yeni bilimsel araştırma alanları, yeni teknolojiler ve birkaç Nobel Ödülü kazanılmasına yol açmıştır.

Kitabı okuyanlar 38 okur

  • Vinicius Capra
  • SihirliFlut
  • Senanur Kök
  • RedSonja
  • Kadir Doğan Akalın
  • Emin Mumcuoğlu
  • Baris Oluc
  • Melanouleca
  • Ahmet Yıldırım
  • Ceren

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.4 (9)
9
%26.3 (5)
8
%10.5 (2)
7
%15.8 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0