Einstein'ın Evreni (Albert Einstein'ın Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü)Michio Kaku

·
Okunma
·
Beğeni
·
339
Gösterim
Adı:
Einstein'ın Evreni
Alt başlık:
Albert Einstein'ın Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-4362-83-7
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş.
Yirminci yüzyılın en büyük bilim insanının yaşamını ve çalışmalarını ustalıkla yeniden canlandıran Michio Kaku, bizleri Einstein’ın zihnine sokarak nasıl düşündüğünü gösteriyor. Einstein’ın büyük fikirleri resimler halinde ortaya çıkıyordu. Yanı başında koştuğu bir ışık demetinin nasıl görüneceğini hayalinde canlandırdığı ilk resim, Einstein’a özel görelilik kuramını ve yıldızların gizemini çözen meşhur E=mc2denklemini getirmişti.

Einstein’ın kendisini Bern patent ofisinde sandalyesinden düşerken gördüğü ikinci resim, kavisli uzay-zamanıyla kara delikleri ve büyük patlamayı önümüze getiren genel görelilik kuramı doğmuştu. Einstein’ın bütün doğa kuvvetlerini birleştirmek için yaptığı girişimin başarısızlığı ise, üçüncü bir resim yaratmakta başarısız olmasından kaynaklanmaktaydı. Ne olursa olsun, Einstein’in daha sonraki çalışma hayatı boyunca ürettiği fikirlerin çoğu, yeni bilimsel araştırma alanları, yeni teknolojiler ve birkaç Nobel Ödülü kazanılmasına yol açmıştır.
Lisedeki kimya hocamın tavsiyesiyle okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap oldu. Einstein'ın bulduğu kuramlar, yaptığı deneylerle onun evrenine dahil oluyorsunuz. Dili ağır olmadığı için herkesin severek okuyacağı bir kitap.
Einstein hakkında bilmediğimiz ve halk arasında efsanelesmis olan Einsteinin lisede başarısız algısının ne kadar çok yanılgı olduğunu görüyoruz.
Mükemmel öğrenci olmanın çok uzağında, yaratıcılığı ve hayal gücünü ezip yok eden, onların yerine beyni uyuşturan tekrarları getiren boğucu, otoriter bir sistemin altında kıvranmaktaydı.
Anlattıkların o denli karışıktı ki, insan bunların saçma olup olmadığına karar veremiyor.
Einstein, bir zamanlar şöyle demişti: "Büyük ruhlar, daima sıradan akılların şiddet dolu itirazları ile karşılaşmıştır."
Michio Kaku
Sayfa 87 - ODTÜ yayıncılık
Uzayın eğri olabileceğini bir kez kavradığımız zaman, ortaya şaşırtıcı yepyeni bir resim çıkar. Bir yatağın üzerine ağır bir taş konmuş olduğunu düşünün. Şimdi, yatağın üzerinde minik bir bilye yuvarlayın. Bilye düz bir çizgi üzerinde değil, taşın etrafında eğri bir çizgi boyunca hareket eder. Bu etkiyi incelemek için iki yol bulunmaktadır. Uzaktan seyreden bir Newton'cu, taştan çıkarak bilyeyi etkileyen gizemli bir ''kuvvet'' var olduğunu, bu kuvvetin bilyeyi yol değiştirmeye zorladığını söyleyebilir. Bu kuvvet, görünmez olmakla beraber, uzanmakta ve bilyeyi çekmektedir. Buna karşın, bir görelilikçi, tümüyle farklı bir manzara görebilir. Yatağa yakından bakan görelilikçi için bilyeyi çeken herhangi bir kuvvet bulunmamaktadır. Yalnızca yatakta bir çöküntü vardır, bu da bilyenin hareketini belirlemektedir. Bilye hareket ettikçe yatağın yüzeyi bilyeyi dairesel bir hareketle yol alacak şekilde ''itmektedir''.
Şimdi taşın yerinde Güneş'i, bilyenin yerinde Dünya'yı ve yatağın yerinde de uzay ve zamanı düşünün. Newton olsaydı, adına ''çekim'' denilen görünmez bir kuvvetin Dünya'yı çekerek Güneş'in etrafında tuttuğunu söylerdi. Einstein ise ortada hiçbir çekim kuvvetinin olmadığını söyleyerek buna yanıt verirdi. Dünya Güneş'in etrafında dönmektedir, çünkü uzayın kendisinin eğriliği Dünya'yı Güneş'e doğru itmektedir. Bir bakıma, Güneş çekmez, fakat uzay iter.
Einstein, bu resimde Güneş'te olan herhangi bir olayın Dünya'ya ulaşmasının neden sekiz dakika süreceğini açıklayabilirdi. Örneğin, eğer taşı birdenbire yerinden kaldıracak olursak, yatak normal şekline döner, yatağın yüzeyi boyunca belli bir hızla yol alan dalgalanmalar meydana getirir. Aynı şekilde, eğer Güneş ortadan kalkacak olursa, ışık hızında yol alacak bir çarpık uzay şok dalgası çıkar. Bu resim öylesine basit ve şıktı ki, Einstein kendisine neden bu kadar ünlü olduğunu soran ikinci oğlu Eduard'a temel fikri anlatabilmişti. Einstein, şöyle yanıtlamıştı: ''Kör bir böcek eğri bir dal üzerinde yürürken, gittiği yolun eğri olduğunun farkına varmaz. Ben, böceğin fark etmediği şeyi şans eseri fark ettim.''
Michio Kaku
Sayfa 68 - ODTÜ yayıncılık
Genel görelilik ne kadar başarılı ve ne kadar geniş kapsamlı olursa olsun, Einstein'ı 1920'li yılların ortalarında bir yandan "şeytanla", kuantum kuramı ile savaşırken diğer yanda fiziğin yasalarını birleştirmek amacıyla bir birleşik alan kuramı oluşturmak için yaptığı kavgaya hazırlamaya yeterli olmamıştı.
Yavaş düşünüyor olmana bir itirazım yok, fakat düşündüğünden daha hızlı yayımlamaya başladığın zaman buna karşı çıkarım.
"Sınıf arkadaşları Albert'i bir ucube olarak görüyordu, çünkü spora karşı hiçbir ilgi beslemiyordu. Öğret­menler, ezberleyerek öğrenmede başarısız olması ve garip dav­ranışları nedeniyle onun pek zeki olmadığını düşünmekteydiler.
Albert'in on yaşındayken girdiği Luitpold Gymnasium adlı okuldaki en büyük derdi, klasik Yunanca dersleriydi. Can sıkın­tısını gizlemek için yüzünde boş bir gülümseme ile sandalyesin­ de otururdu. Günün birinde, yedinci sınıf Yunanca öğretmeni
Herr Joseph Degenhart, orada bulunmamasının daha iyi olaca­ğını Albert'in suratına söyleyiverdi. Einstein hiçbir şey yapma­dığını söyleyerek itiraz edince, öğretmen açık bir şekilde şöyle yanıtladı: "Evet, bu doğru. Fakat sen en arka sırada oturup
gülümsüyorsun ve bu, bir öğretmenin sınıfından beklediği saygı duygusunu yerle bir ediyor."
Michio Kaku
Sayfa 15 - ODTÜ YAYINCILIK

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Einstein'ın Evreni
Alt başlık:
Albert Einstein'ın Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-4362-83-7
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş.
Yirminci yüzyılın en büyük bilim insanının yaşamını ve çalışmalarını ustalıkla yeniden canlandıran Michio Kaku, bizleri Einstein’ın zihnine sokarak nasıl düşündüğünü gösteriyor. Einstein’ın büyük fikirleri resimler halinde ortaya çıkıyordu. Yanı başında koştuğu bir ışık demetinin nasıl görüneceğini hayalinde canlandırdığı ilk resim, Einstein’a özel görelilik kuramını ve yıldızların gizemini çözen meşhur E=mc2denklemini getirmişti.

Einstein’ın kendisini Bern patent ofisinde sandalyesinden düşerken gördüğü ikinci resim, kavisli uzay-zamanıyla kara delikleri ve büyük patlamayı önümüze getiren genel görelilik kuramı doğmuştu. Einstein’ın bütün doğa kuvvetlerini birleştirmek için yaptığı girişimin başarısızlığı ise, üçüncü bir resim yaratmakta başarısız olmasından kaynaklanmaktaydı. Ne olursa olsun, Einstein’in daha sonraki çalışma hayatı boyunca ürettiği fikirlerin çoğu, yeni bilimsel araştırma alanları, yeni teknolojiler ve birkaç Nobel Ödülü kazanılmasına yol açmıştır.

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Ozan.Uzay.Evren
  • Ömer Faruk Özalp
  • Fatmagül
  • İrem
  • Samet Demir
  • Vinicius Capra
  • SihirliFlut
  • Senanur Kök
  • RedSonja
  • Kadir Doğan Akalın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.5 (10)
9
%22.7 (5)
8
%18.2 (4)
7
%13.6 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0